Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Sen gittin ya burası bayram oldu.
Delirdi bedenim, dans etti.
Şarkılar söyledi ilk kez,
Yüksek sesle, bağıra çağıra.
insanlar eşlik etti bir kaç dakika
Sonra kovdular beni,
Dedim; Durun! Bayram değil mi bugün?
Güldüler, kahkahalar ata ata...
Sen gittin ya, gözümden yaş akmaz oldu.
Gülümsemek yüzümün bir parçası artık
Maskeler ardında kalakaldım,
Ağlarsam, üzülüp gelir sarılırsın diye
Ben mutlu oldum.
Sen gittin ya şimdi ben kaldım ya herkes seni bana soracak ne cevap vereceğim onlara nerede diyeceğim. Neden gitti diyecekler ne diyeceğim. Aslında onlara ne hesap vereceğim değil umrumda olan kendime ne diyeceğim.Seni o kadar çok özleyeceğim ki nasıl dayanacağım bu özlem krizlerine. Sen gittin hiç gitmez hep yanımda olacak dediğim sen de gittin ya.
Artık kimi seveceğim , kimin omzunda ağlayacağım, kimin gözlerinde huzuru bulacağım söylesene kimin yanında kendimi güvende hissedeceğim. Şimdiden sonra senin kadar kimi seveceğim. Dunya üzerinde hiçkimse hiçkimseyi bu kadar çok sevmemişken sen bu kadar çok sevilirken gittin.Beni yarım seni bensiz bırakıp gittin.
gözlerimde ki ışıltıda seninle gitti yerine biraz hüzün biraz yalnızlık ve çaresizlik kaldı.sanırım kala kaldım.o kadar alışmışım ki ilk aldığım haberi seninle paylaşmaya şimdi seni arayıp anlatamıyorum.sen gittin ama yarım bir kalp bıraktın ardında sen diye inleyen.uykusuz geceler ve gözyaşları bıraktın.gitmene ihtimal bile veremezken gittin ya ben gittiğin an bittim.
ben küçücük ufacık bi çocukken top oynamış acıkmışken uyuyakalırdım. o uyuyakalmalarda rüyalar da görürdüm. çeşit çeşit, manasız bi sürü rüya. sık sık da bi yerlerden düştüğümü hatırlıyorum. yüksek bi yerden tam gaz yere doğru çakılıp ölecekken fırlayarak uyanır sağımı solumu yoklardım hala tek parça mıyım diye. rahmetli annem su iç derdi. içerdim.
sen gittin ya. ben yere çakılmadım. zaten rüya da görmüyorum epeydir. asılı kaldım. annem de yok su iç diyecek.
hayal kurmayı da o rüyalardan hemen sonra bırakmıştım ben. neydi ki. hiç olmayacak şeylerin tasasını gütmek. sanırdım ki hayal kurmak çocukluğa mahsus. şimdi anlıyorum ki ben hala çocukmuşum. mutlu sonla biten hikayeler dinleyen, onlara inanan bir çocuk.
sen gittin ya, giderken mutlu sonla biten hikayelerimi de aldın götürdün. rengarenk misketlerim, boyaları kırmızıya çalan üç tekerlekli bisikletim. sahip olmanın manasını ilk o bisiklette anlamıştım. sen giderken ben çocukluğuma bile sahip olamadığımı anladım.
şiir yazasım var.
hep kıskandım "hatırlat da haziran ın sonlarına doğru çocukluğumu yakalım" diyen şairi. sana söyleyemediğim duygular sözcüklere dönüşse, o sözcükler birbirleriyle sevişse, bir yayın evi bir kitap çıkartsa bu enkazdan biri sana o kitabı hediye etse, okusan, ağlasan, anlasan.
biliyor musun sen giderken ben ağlıyordum. karanlıktı belki gözyaşlarıma çarpacak ışıklar yoktu. göremezdin. ama biliyor musun ezgi? sen ağlasan ben koklardım gözyaşını. onların tuzunu dilimde hissederdim o günkü gibi. duyardım yanağından süzülürken çağlayışlarını.
yo hayır.
sen de giderken bana dair bir şey götürmek istemedin. eminim.
ama arsız çocukluğum takıldı peşine. eskiden de takılırdı sevdiklerinin ardına. şimdi sana desem
ki çocukluğum sana emanet iyi bak o na. bakar mısın? çocukluğumu kötü biten hikayelerden
korur musun?
haziran ın sonlarına doğru hatırlat da o çocuk gelsin bana. rüya göreyim yeniden. düşeyim asılı
kaldığım yerden. ne olacaksa olsun artık. ya o çocuk çakılsın ki nasılsa o na su iç diyecek de yok.
ya da adam olsun da ağlamasın.