görüp görülebilecek en berbat oyunculuklara, en berbat çekim tekniğine, en berbat senaryoya sahip dizilerden biridir. on dakikadan fazlasına tahammül edebilmek dervişlik belirtisidir kanımca. bütün olumsuzlukları türkülerle kapatmaya çalışarak 60 lı yıllarda ki şarkılı filmlere dönmeye yüz tutmuştur. her an aras oğuz bey ve zahit in el ele tutuşup "bütün dünya bunu inansa" diyerek dönmeye başlayacaklarını düşünüyor insan.
ayrıca dün tahammül etmek zorunda kaldığım bölümde;
yeni doğmuş bir bebeğin ismi konusunda konuşurlerken birinden duyduğum replikle yerlerde yuvarlanmama sebep vermiştir.
dün izlediğim bölümündeki çatışma sahnesi için, "ulan dünyayı kurtaran adam bile daha inandırıcıydı be!" dediğim dizi.sözde ateş ederler ama ateşlik hç bir belirti yoktur namlulara yapılan efekt dışında.
mantık ve kurgu hataları yüzünden acil şekilde kurgu ve sanat yönetmeni'ne yol verilmesi gereken, tadından yenmeyecek dizidir. gündemi günü gününe takip eden değerlendirmeleri, çoğu insanın söylemek isteyip te söylemediği şeyleri söylemeleri güzel.
ancak diziyi seyredebilecek bir amerikalının yanında olmak istemeyeceğiniz kadar hatalar bulunmaktadır.
cüneyt arkın'nın kıbrıs savaşını konu alan filminde tüfeklerin ucuna takılan pasta maytaplarından sonra gördüğüm en kötü çatışma sahnesine imza atacak dizidir. toys r'us ta bile daha iyisini bulabileceğiniz oyuncak silahların ucuna bilgisayar da flash'la yapılmış ateş efektleri çok acemice olmuş. tamam anladık dizinin bütçesi çok küçük. masrafa girmek istemiyorlar. ancak daha iyisi olabilirdi.
hadi para pul yok. su tabancasıyla amerikalıların üstüne daldınız. ancak kurguda ki hatalar affedilmez boyutta. olmaz ya, internetten ırak' taki elektrik şebekesine ulaştın , elektriği kestin, be adam jenaratörü nasıl hallederim dedin? e yuh artık, internete bağlı jenaratör var da bizmi bilmiyoruz? hadi bunu da geçtik , amerikalıların karakol ve üs olarak kullandıkları yerde 3 tane asker mi var nöbet tutan? eğer öyleyse hiç büyütmeyelim bu işi. biz mahalle ekibini toplar, kafa göz dalarız amerikalılara.
son bölümde, mösyö, aras'ın kız kardeşi ile ilgilendiklerini aras'a telefonda söyledi. aslında yalan söylüyor it. kılını bile oynatmadı kız için. sonraki bölümde kızı sahipsiz görüp hastaneden kaçıracak organ mafyası bile devreye girebilir. ya da klinik deneylerde kullanabilirler, o derece. sen koskoca istanbul'da bula bula düşman gördüğün adamın doktoruna kızı emanet ettin. sonra nasıl iyimi diye telefon açıyosun.olmaz olsun senin gibi abi .
dizinin en komik taraflarından bir tanesi de, bizim ülkemiz uydu üzerinden yere döşenen mayınların dizilim şemasını görüyor, benzinle çalışan jenaratörü internetten çalışmaz hale getiriyor, başkan bush'un parmak izini kopyalayabiliyor, ama amerikalı fukaraların bir güvenlik kamerası bile yok.
afedersiniz eli z.kinde herkes abd üssüne girebiliyor.
acilen burhan altıntop'un diziye transfer edilmesi lazım. bari diziyi izleyen yabancılara "lan bu komedi dizisi. kedi bu kedi...eki eki" şeklinde yavşayalım.
son bölümünde, oğuz bey adlı karizmatik şahsiyet 48 saat boyunca filistin askısında işkence görürken espri yapmış ve filistin askısından kurtulur kurtulmaz da tüfek kullanmayı başarmıştır.
haftalar geçtikçe ısınan, beğenilitesi artan dizi. bu akşam yayınlanacak olan 25.bölümün konusu yorumsuz olarak şöyledir:
Çöl Tilkisi Operasyonu başarıya ulaşacak mı?
Ekip'in karşısına sürpriz bir şekilde çıkan Zahit'in eski sevgilisi dost mu, düşman mı?
Hayalet adam Mark Zimmer operasyona müdahale edecek mi?
Onlar Irak'tayken istanbul'da neler oluyor?
Tuna'nın ameliyatı nasıl sonuçlanacak?
Sitare ile Aylin baş başa neler konuşuyorlar?
Nogay şimdi de Çiğdem'in mi peşine düşecek?
Dergahtaki Cenap'a ne görev verilecek?
şu ana kadar bariz bir hatası görülmeyen dizidir. aman nazar değmesindir. yeni bölümden önce gösterilen özet ise bu hafta biraz daha geniş tutulmuştur.
22. bölümde oguz bey'in süper karizmasi ve harika saclari, aras'in sevimli surati, gergin senaryosu disinda dizinin kendini izleten bir baska yönü de dikkatime mazhar oldu.
--spoiler--
zahit yalanciktan oguz bey'i vurup asil amaci nurettin'i öldürme olayini gerceklestirdikten hemen sonra arabada oguz bey'le görülür.
oguz bey: ayagimin agzina sı.tın imam efendi. mutlu musun?
zahit:cok güzelsin ya, nazar degmesin diye kursun döktüm!
--spoiler--
her geçen hafta, üzerine biraz daha koyarak, yoluna devam eden dizi. bundan sonra kurtlar vadisi akşamında * yayınlanacak olması, dizinin reyting akıbeti açısından da olumlu olacaktır. dünkü bölüme gelirsek, sondan başlayalım: aras dağlı ve kevin miller silahlarını birbirlerine çekmiş vaziyette film bitmiştir. buradan kevin miller sağ çıkmaz gibi görünüyor. kılıç kınından çıktı hesabı. o vakit, gizli geçitten altınlara ulaşan; tahminime göre cenap efendi altınları himayesi altına mı alacaktır, yoksa daha yüksek bağlantıları varmıdır, sonraki bölümlerde bunu da öğrenmiş olacağız. lafı açılmışken, bu herif geçidi nasıl bulmuştur, arızalı kız şehbal'e soruyordu en son, birden altınların yanında bitiverdi. buna da bir açıklık getirilmesini bekliyoruz. ilginç bir olay da altınları geri getirmesi karşılığında sitare hanım'ın aras'a ne söz verdiğidir. son olarak galip bey'in bomba sahnesinde; aras ve oğuz eve girer girmez, galip bey kapıda bomba var! diyerek bağırmışlardır. hadi bombayı tahmin ettiniz, kapı kolunda olduğunu nerden biliyorsunuz? konsolos köpeği misiniz? ***
dün akşam sitare hanım kendi evindeki gizlio odadan, dergahtaki mansur efendi de yeditepe dergahında ki gizli geçitten geçerek yer altında ortak bir gizli geçitte buluştular. ben mi bilmiyorum yoksa istanbul'un bir tarafından diğer tarafına yer altından geçitler mi var? ulan bu kadar da olmaz ya.
dünkü bölümünde yine ufak hatalara imza atmış olan dizidir. mösyö kulaklarına işitme cihazı takmakta iken banyoya girdikten sonra çıkarmıştı. fakat geri takmadığı halde herşeyi duyabildi.
aras ve oğuz bey'in kapıda bomba olduğunu nereden bildiği de muammadır.
aras tam hastaneden kaçıp arabaya bindikten sonra uzaklaşırken arkalarından koşan bir j-15 görevlisi fena halde uçtu. ve ardından da çakıldı. e kösele ayakkabı ile o kadar diyelim ve bu hatayı mazur görelim.
mr. miller'in türkçesi geçen 1 haftada baya bir gelişmiş. arada kursa filan gitmiş olacak ki baya ilerletmiş kendisi.
aras çiğdem'i aradığında numaram değişti ben sana mesaj atarım numaram çıkar diyor. e o zaman direk numaranı söyle. ha söylemişsin tespit etmişler, ha mesaj atınca tespit etmişler. güvenli hat filan diyorlar ama herkes arıyor ve numarayı kolaylıkla bulabiliyor. garip.
dizinin sonunda ise acaba sabiha gökçen'in kapısı yok mudur sorusu akla geliyor. öyle bir yere geliyorlar ki. çit var bir de pist. yani tamam hadi oradan piste girecekler desek aras ve arkadaşları oraya geleceklerini nereden bildiler. ve zahid'in taksi parası ne kadar tuttu bunlarda dizinin sonundaki garipliklerdir.
Dizinin gidişatından Emirhan Uncu'nun Uğur Mumcu olduğu düşünüldü hep. Fakat öldürülme şekli, MiT ile olan ilişkileri ve Alman vakıfları ile ilgili araştırmaları göz önüne alındığında Necip Hablemitoğlu'nu da hatırlatmıyor değil hani.
kurulan hüvrenin dizinin başından beridir bi bok yapamayıp, bir de yapabiliyormuş gibi küçücük odada bıy bıy bıy konuşan insanı seyrettiren "e hadi be kardeşim artık bir de icraatınızı görelim, dizinin başından beri kendi g.tünüzü kurtarmanın peşinde ülkeyi kurtarmayı sallamış takılıyorsunuz" dedirten dizi, artık kafamı zikmesi bir yana, neden hala izliyorum diye bana sordurtuyor.