12 yaşında gördüğüm ve senelerdir etkisinde olduğum bilinçaltıma resmen yapışmış olan üç rüyamdır.
--
ilkinde ana karakter keloğlan. nedenini bilmiyorum. keloğlan bir mağarada kapana kısılıyor ve mağarayı keşfe çıkıyor. ilk baktığı 13 odada gardiyanlar var. 14, 15 ve 16. odalarda tabutlar var. en sonuncu odaya yani 17. odaya giriyor ve odanın içi elma şekeriyle dolu. elma şekerlerinin hepsini yemesi gerekiyor. şekerlerin ortasına atlıyor ve yemeye başlıyor. en son şekeri yediğinde bir kapı açılıyor. keloğlan kapıdan geçiyor. içeride üç oda var ve yanlış odaya girerse öleceğini sezinliyor. üçüncü odaya giriyor. içeride pamuktan yapılmış dev bir yaratık var. yaratık keloğlanı öldürüyor ve ben uyanıyorum.
--
çok yüksek bir binanın en üst katındayım. içinde bulunduğum odada simsiyah saçlı bir kadın ve kirli sarı ceketli bir adam var. adam kadına bir konuda cesaret vermeye çalışıyor. ve kadın yere bağdaş kurup oturuyor. adam, kadının karşısında diz çoküyor. elinde de bir kaşık var. bu kaşığı kadının göbek deliğinin bir karış aşağısına saplıyor. kadını yavaşça kesiyor. adamın yanında bir sürü boşluk var. istesem kaçabilirim. zaten beni göremedikleri belli. ben de yine saçma olanı yapıp kadının bir kaşık tarafından kesilmesini izliyorum. adam dümdüz bir çizgiyle kaşığı kadının akciğerlerinin bulunduğu yere kadar çıkarıyor. kadın çığlık çığlığa bağırıyor ama ne yaptığını bilmiyor. kadının acısını hissedebiliyorum. adam kaşığı kadının sol göğsünün üzerinden koltukaltına kadar saplıyor. ve adam kaşığı çok derine sokmamasına rağmen omurgası parçalanıyor ve kadının vücudu ikiye ayrılıyor. omuriliğinden kan fışkırmaya başlıyor ve adam buharlaşıyor. saçma kısmı kadının kaşıkla öldürülmesi.
--
bir akvaryumun içinde altı beta balığı var. üçü kırmızı üçü parlak mavi. bir binanın arka bahçesindeyiz. yanımda annem var. annem balıklara ekmek atıyor. ve bir kırmızı balık şekere dönüşüyor. birden akvaryum balıkların satıldığı poşete dönüyor. annem bir ekmek daha atıyor. bir mavi balık şeker oluyor. ben korkup balıkları yere atıyorum. tüm balıklar şeker oluyor. o anda apartmandan iki komşu görüyorum. ağızları yüzleri hareket ediyor ve bulanıklaşıyor. "eiauuagauı" gibi saçma sesler çıkarıyorlar. ben annemden uzaklaşmışım. doğruca anneme koşuyorum. annemde bulanıklaşma çok az var. ve saçma sesler çıkarmıyor. bana korkma yavrum diyor.
bina birden kısalıyor. çatıda askeri kıyafet giymiş üç komşu var. "eia eiau ua iee" diyip bana silah doğrultuyorlar. yine anneme koşuyorum. korkuyorum. annemin de yüzü bulanık ama o garip sesleri şefkatle kullanıyor. ondan korkmuyoru. ve soğuk terler içinde uyanıyorum.
küçük bir bebeği kaçırıp ayağını kesmek ve ayağın birden sosis haline gelmesi ve de o sosisleri tavada kızartmak... tam bu kızartma esnasında da bu caninin haberlerde arandığını duymak...
abdi ipekçi olup, mehmet ali ağca tarafından kovalanıp eve kadar kaçıp yorgan altına saklanmak ve sırta yenilen kurşunla gerçekten ölümü tatmak.sırtta bir ağrıyla uyanmak. *
bizim evde 15-16 tane kedi bulunuyormuşta ;
bende bunların sürekli kuyruklarını kesen ve sonra öldüren bir psikopatmışım.
hayvanseverler derneğinden biri evimi basıyor bu kimmiş efendim;
neydi bi kadın vardı panter emel mi ne?
benim saçımı başımı yoluyomuş.rüyamda burada bitiveriyormuş.
geçen akşam yerden elma gibi topladığım kılıçlarla canavar niyetine küçük kedi yavrularını öldürüyordum. Oysa kedileri severim. la la la psikopat mıyım neyim?
kocaman dev bir kaplumbağa'ya aşı yapmaya çalışan arkadaşı görüp;
-napıyosun ya sen?demek ve akabinde arkadaşın;
-ya damarları kolay bulmak için pratik yapıyorum*senin kollarında mı deneyim demesi ve kaplumbağanın birden küçülmesi ve onu kucağınıza alıp *diyerek koşmaya başlamanız.
ortaokul dönemlerimde gördüğüm bir rüyayı anlatmak istiyorum:
rüyamda dev gibi bir palyaço görmüştüm, ama öyle böyle bir dev değil. bizim evin tam karşısında 12 katlı binalar var. bu palyaço kardeş de o binaları ayağının altına alıp eze eze bizim apartmana doğru geliyordu (basbaya eziyor, kağıt haline getiriyordu). biz de palyaçoyu gördük, korkuyla camdan bakıyoruz. palyaço da bizi gördü, eğildi ve şunu dedi:
- eğer bana bisküvi vermezseniz, bu evi ezerim.
rüyamda nasıl korktuğumu hatırlıyorum ama, bisküviyi verip vermediğimizi hiç hatırlamıyorum.
nerdeyse her gece aynı rüyayı görüyorum.dayımlar taşınmış biz yeni evlerine hayırlı olsuna gidiyoruz.bende evin arka mahallesinde ki büfeye gidip yemek yiyorum hayır uyumadan önce iyice bir tıkanıyorum.neden böyle bir rüya gördüm acaba bir anlamımı var diyorum.sonra gerçekten de saçma sapan bir şey takma kafana diyorum.
üniversite bitirildikten epey sonra görülen bir rüya... rüyadaki kişiler: biri ilkokuldan, biri ortaokuldan, biri de üniversiteden bir arkadaş ve ben.
rüyamda dördümüz de öss'ye girmişiz. fakat sınavı yalnıca ben kazandım, diğerleri barajı geçemedi. bunun üzerine sınavı geçemeyen 3 arkadaşımı da tutuklayıp bir hücreye attılar. hücre ise bir bankanın içindeydi. veznelerin hemen arkasında. ben de gayet sakin bankaya gidiyorum, sıra numarası alıyorum. sıra bana gelince görevliyle konuşup ikna ediyorum, ve arkadaşlarımı hücreden çıkarttırıyorum. ve kahraman oluyorum.
not: bu rüyalarımla mantık sınırlarını değil, mantıksızlık sınırlarını gitgide zorlamakyatım.
genelde kısa süreli uykularda daha da sıklaşırlar.
bazen saçmalığı ile uyandığınızda bile kendinizi salak gibi hissetmenize sebep olur bu rüyalar. yani geçen sabah rüyamda serhan arslan beni haydarpaşa garı'ndan alıp evime kadar motorsikletiyle götürdüyse ve evde durup dururken sevişmeye başlamışsak... burada bi tuhaflık var arkadaşım. hayır ne alaka yani!
yatıyorum 5-10 dakika sonra bir sürü adam geliyor durduk yere boğazıma sarılıyorlar birine bir yumruk atıyorum öbürü atıp tutuyor beni ona vuruyorum öbürü geliyor yumruk atmaktan yoruluyorum öldürmek öldürmüyorlar bırakmak bırakmıyorlar en sonunda uyanıyorum. alacak verecek davası mı nedir bilmiyorum ama hiçbir şey söylemiyorlar bir curcunadır gidiyor. genelde yorgun olduğum zamanlarda çok saçma rüyalar görüyorum.
çok fanatik cezmi ersöz hayranıyımdır. neyse ruyamda telefonum çalıyor bir bakıyorum cezmi ersöz arıyor yazıyor. açıyorum karşıdaki adam aynen şu şekilde;
- 'ben okan bayülgen kontörüm olmadığı için cez. den arıyorum.çok güzel yazılar yazdığını duyduk cezmi abimle seni istanbula davet ediyoruz sen gel biz seni otogardan alıcaz hemen atla ilk otobüse..'
anında yerimden fırladım ve otogara doğru yol aldım. tam bilet alıyordum ki uyandım. sövercesine, yine uykuya dalmak aynı ruyaya kaldığım yerden devam etmek için vurdum kafamı yastığa ama başka bir ruyayla devam ettim hayatıma..
Şimdi rüyamda bir sinema solanu var. orası tanıdığım kişilerle dolu. herkese kurbağa dağıtıyorlar. sonra ben kendi kurbağamı sıcak kahvenin içine düşürüyorum.
geçtiğim bir yer var, bir tane bağlı köpek var, beni görünce havlıyor ama bağlı olduğu için gelemiyor. biraz ilerleyince kocaman bir koyun çıkıyor karşıma ondan kurtulup çıkaşa doğru yöneliyorum. çıkıyorum sonra yine aynı yere geliyorum yine aynı köpek ve koyun. tam 3 kere aynı yere geldim. son geldiğimde köpek zincirinden kurtulup beni kovalamaya başladı.