akp veya mhp'den birinin çok yakın yüzdeyle birinci olacağı şehir. anketlerde akp önde görünüyor, sakarya'yı bilen bilir muhafazakardır. chp'nin kazanma olasılığı yok. anneannemi aradım geçen seçim sonuçlarını, bu sene anket sonuçlarını tek tek anlattım. onun da derdi akp'den kurtulmak. chp'ye oy vermek seni akp'den kurtarmaz iyi düşün anneanne, dedim. kime oy verecek bilemem de sakarya'da oturup akp'den kurtulmak isteyenler chp'li arkadaşlara ve büyüklere anket sonuçlarını, geçen seçim sonuçlarını anlatırlarsa chp seçmeni değil de akp'den kurtulmak isteyen seçmen mhp'ye yönelebilir.
Universiteye gelince yemedigi halt kalmayan, aksine birde adina siirler yazilmis sehre suc bulan bir kesim ogrenciyi anlamayamiyorum. Kampusu turkiyenin en guzel kampuslerinden olan, manzarasi 10 numara sehir. Mutasip halki olmasina ragmen gozleri onunde yapilan sevismelere ses cikarmayan saygili insanlarida olan sehirdir. Tutkudur yasayani kendine baglayan iyisiyle kotusuyle savunalasi sehir. Hele o nehir kiyisina gider birde cayini yudumlarken kivrim kivrim.seyredersen sakaryayi tadindan yenmez. Kendi capinda sehirlerle kiyaslabilirsa guzelligi fark edilebilir.
türkiye'nin en çok göç almış, en kozmopolit şehirlerinden. araplar hariç her milletten (türk, kürt, laz, çerkez, abaza, tatar, gürcü, boşnak, arnavut, pomak) insan vardır. yerlilerine manav denir. balkanlardan gelmiş olanlara da hala "macır" denmekte. 1877'deki 93 harbinden beri ağırlıklı karadenizli nüfusuna sahiptir. istanbul ve kocaeli'ye göre hala hafif köy havası vardır . en yaşanır şehirlerdendir. yeşil, büyük şehirlere yakın, toprağı çok verimli, iş imkanı görece geniş, bunaltacak büyüklükte değildir.
edit: Suriyelilerle birlikte arap halkı da oldu...
şirin bir kent...
yolum düştüğünde, orada bulunmaktan rahatsız olmadığım, aksine keyiflendiğim bir mekan...
şirin olmasının yanısıra, aynı zamanda enteresan bir kent...
insanları, gerçekten kendine has bir yapıya sahip.
adapazarlı bir arkadaşım, memleketinin orijinalliğini anlattığında, mübalağa yaptığını düşünürdüm. lakin gidip de yerinde müşahede ettiğimde, hakikaten de anlattığı gibi olduğunu anladım. insanları çok farklı... aşağıda aktaracağım misalleri inceledikten sonra, olumlu anlamda mı yoksa olumsuz anlamda mı farklı olduklarına siz karar verin.
akşam saatleri... atladık arabamıza, 20-25 dakikalık mesafe olan sakarya ya gittik. sakarya'da oturan yeni evli bir arkadaşımızı ziyaret etmek istiyorduk. arkadaşın oturduğu muhiti biliyoruz ama, oraya nasıl gideceğimizi bilmiyoruz. neyse, şehre giriş yaptığımızda, karşımıza çıkan ilk taksi durağında durduk. bir şehri bilse bilse en iyi taksiciler bilir diye şoförlerden birine sormaya karar verdik. indim araçtan, taksisinde şekerleme yapan abimizin yanına vardım.
-selamunaleyküm abi, kusura bakma rahatsız ettim.
+aleykümselam, estağfirullah buyur abi.
-kaptan, biz falan falan mahalleye gideceğiz. falan falan okulu arıyoruz. yabancıyız, nasıl gidebiliriz acaba?
(kaptan bir müddet düşündü, sakalını sıvazladı düşünceli düşünceli)
+abi... ımmmm...
-....
+abi, burdan dümdüz devam et.
-tamam
+karşınıza battı çıktı(tünel) gelecek. onu geçin. 200 metre sonra ışıklar çıkacak karşınıza. sağa sola sapmadan dümdüz devam edin. ikinci ışıklara kadar sapmayın. ikinci ışıkları da geçtikten sonra, dörtyola varacaksınız. ordan sola dönün, elli metre sonra okulun orada olacaksınız.
(adamın dediklerini kaydedip, sesli sesli tekrar ettim. kaptan da her cümlemi teyit etti.)
-kaptan çok teşekkür ederim. kal sağlıcakla.
neyse geçtim arka koltuğa, ben söyledim arkadaş gitti. ben söyledim o gitti. tarif edilen yeri, avucumuzun içine koymuşçasına rahat bir şekilde bulduk. harbiden de okul var. neyse, arkadaşı aradık. biz geldik, ev ne tarafta diye. epeyce bir konuştuk ve anladık ki, yanlış yerdeyiz. farklı mahalle, farklı okul önündeyiz. taksici abi, çok güzel, milimi milimine yanlış yeri tarif etmişti. helal olsun, ancak bu kadar güzel yanlış tarif edilebilirdi dedik ve başka bir sakaryalıya sorduk. adam anlatacak gibi oldu, sonra takılın peşime deyip bize eskortluk yaptı. gideceğimiz yere kadar götürdü bizi. harbiden de evin önünde bulduk kendimizi... yardımcı olan abi, çok güzel, milimi milimine doğru yere getirmişti bizi. helal olsun, ancak bu kadar güzel yardımcı olunabilirdi dedik ve şükranlarımızı sunduk.
yer: sakarya ünversitesi
malajor, yüksek lisans muhabbeti için üniversitededir. başvurusunu yapıp sınav günü üniversiteye gitmiştir. yolda otostopla kampüse varıp, yardımcı olan kişiye, tarih bölümü sorulmuştur. abimiz bir yer tarif etti yarım yamalak. neyse teşekkür edip indik arabadan. güvenlikçiler vardı ileride. gittim onlara sordum.
-kolay gelsin usta, tarih bölümü nerede?
+hım?
-tarih bölümü, nerede acaba?
+tarihhhh.... hımmmm...
-fen edebiyatın bölümü...
+fen edebiyat şu ileride. oraya git, sana yardımcı olsunlar.
-peki eyvallah.
vardım binaya... binanın giriş katında, sınavla ilgili tek bir bilgi yok. katlara çıkıyorum, hiçbirşey belli değil.
bir öğrenciye soruyorum:
-tarih bölümü kaçıncı katta?
+abi tarih burda değil, taşındı burdan. ek binaya gideceksin, ek bina da hedesinin hödösünde.
-tamam eyvallah.
bahsettiği yere gittim.
kapıda tek bir bilgi yok.
içerde herkes ayrı telden...
öğle arası görevliler yok, varolanlar da üç maymunu oynuyor.
bir öğrenciyi tutup sordum:
-pardon, tarih bu binada mı?
+aa yok. tarih, merkez fen edebiyatta... deyip, az önce geldiğim binayı tekrar tarif etti...
ya sabır çekip tekrar o binaya gittim. tabi ter içinde koşturuyorum. yolda tekrar bir güvenlikçiye sordum. o da aynı yeri tarif edince, merkez binada sorduğum şapşalın beni yanlış yönlendirdiğinden emin oldum. vardım binaya. kapının önündeki görevlilere sordum. 1. kata çık, senin gibi problem yaşayan birkaç arkadaş daha geldi dediler. çıktım 1. kata...
öğrencilere soruyorum, bilmiyorum diyorlar. hocalara soruyorum bilmiyorum diyorlar.telefonla sosyal bilimleri arıyorum cevap vermiyorlar. acaba internette sınav salonu adresi verildi de ben mi bilmiyorum diye tekrar internete giriyorum. yok, yok da yok. indim aşağıya, aracından inmekte olan yaşlı bir hocaya denk geldim. kapıda hocayı yakalayıp sordum:
-hocam afedersiniz, tarih bölümünü arıyordum da. yüksek lisans için gelmiştim.
+şeyyy... tarih, üçüncü katta...
-hocam bütün katlara çıktım. ne bir liste, ne de yardımcı olacak kimse yok. internette de yer bilgisi yok.
+aa tamam, şimdi hatırladım, ek binaya taşındı tarih...
-ama az önce oradan geldim.
+seni yanlış yönlendirmişler, tarih oraya taşındı.
-peki. teşekkür ederim hocam.
söylene söylene tekrardan ek binaya gittim. yolda, ulan o ek binadaki şapşal beni yanlış yönlendirdi diye düşünüyorum. bir taraftan da üniversitenin amatörlüğüne saydırıyorum. bu hal üzere vardım ek binaya. benim gibi fellik fellik dolanan kaderdaşlarımı buldum. onlarla oracıkta bir ekip kurup, hepimiz birilerine sormaya başladık. neticede tarih bölümünün apayrı bir binada olduğunu öğrendik. bahsedilen binaya vardığımızda ne binada bir tabela, ne de kapıda ya da panoda bir sınav bilgisi kırıntısı bulabildik. yine aynı taktik dedik, herbirimiz ayrı ayrı katlara dağıldık. önümüze gelen herkese soruyoruz. ne hocası, ne öğrencisi ne de memuru bir bok biliyor. herkes uzaylı gibi. en sonunda elinde sınav kağıtları ile bir görevliyi yakaladım. söylene söylene derdimi ona da anlattım. ve en nihayetinde kuytuda köşede, kapısında hiçbir bilgi bulunmayan bir sınıfı bulduk. sıraya oturduğumda sinirlerim gergin, sırtım ter içinde ve beklentim sıfır... dişlerimi sıkıyorum adeta... sınavdan ilk çıkan ben oldum. ne isim ne de bir cevap vardı kağıdımda.
sınavın ikinci ya da üçüncü dakikası:
-çıkabilir miyim?
+tabi, isteyen çıkabilir.
-buyrun kağıdım.
+ama isminizi yazmadınız.
-cevapları da yazmadım.
+ha yani girmemiş kabul edeceğiz.
-...
istediğiniz de bu değil miydi zaten!
kimsenin bulamayacağı bir binada, kimsenin bulamayacağı bir sınıfta, kimsenin bilmediği bir sınavı yaparak kendi elemanlarınızı almak istemiyor muydunuz? alın işte, bir kişiden daha rahat rahat kurtuldunuz. puan vermeyip beni eleyeceğiniz soruları cevaplayarak neden kendimi daha fazla yorayım. çektirdiğiniz bunca rezalet de yanınıza kar kalacak..
ulan beşik uleması diye de birşeyden bahsedersiniz. tarihin eski dönemlerinde, böyle böyle sapkınlıklar yaşanmış diye de ahkam kesersiniz. ya milleti aptal sanan kurnazlardan geçiniyorsunuz, ya da sayfalarda anlatılanları idrak edemeyecek kadar vasıfsızsınız.
böyle uzar gider örnekler. sakarya'yı şehir olarak severim fakat atraksiyonun olmadığı tek bir ziyaretimin olduğunu hatırlamıyorum. ve arkadaşlarımın da öyle... bir terslik var bu şehrin insanlarında. uyuşmak, aynı dilden konuşmak gerçekten zor. yarı arabesk, yarı otantik, kendi içinde bütünsellik arz eden garip bir atmosferi var bu şehrin. bütün insanlarında hissedersiniz bunu...
kocaeli - sakarya çekişmesinde taraf olmam gerekirse, doğa bakımından sakarya, kentlileşme bakımından kocaeli derim. kocaeli insanı daha öndedir.
memleketim! küçük yobaz halkıyla ve gezilecek tek yer olan 'çark caddesi' ile çok da güzel olduğu söylenemez elbet ama sonuçta benim memleketim. Şanslıyımdır ki her türlü uyuşturucu,pislik suç olayları ve birbirine 'hacı, hafız' tarzında hitap eden gençleri bulunduran bu şehrin en uzak, sessiz ve karadeniz'e yakın yazlık yeri olan Karasu/kocaali sahilindede doğdum ve büyüdüm. Şimdi Bursa'dayım ama Sakarya'yı özlüyor muyum? Şehir olarak özlemiyorum ama canım sıkılınca evden çıkıp karadeniz sahilinde tur atmayı ve arkadaşlarımı elbet özlüyorum!
17 ağustos depreminde ölen insanlar için şehirlerinde anıt yapıldı mı yapılmadı mı diye hiç bir fikri olmayan, oradaki insanları toplu mezarlarla defnettiklerini gülerek söyleyen insanımsı varlıkların yaşadığı yaş toprak şehirdir. aşağılıktır. pisliktir.
Genel itibariyle kötü bir yer. Alışmam biraz zaman aldı. insanları çok fazla yobaz. Hep kapalı siyah çarşaflı kadınlar var. Erkeklerine deginmiyorum bile direk evlerden irak. Açık giyindediğim halde hayvan gibi bakiyorlar. Onu da geçtim lafta atiyorlar. Yaşanacak bir şehir değil.Bir tek sevdiğim çark caddesi var. Bir de orman park. Gerisini at çöpe.
1 aralık pazar günü saat 15:00'da nazım kültürevi (sakarya)'da "sol üzerine notlar - 1"de
marx engels hayatı ve eserlerine giriş, marksizm neden bilimseldir? realizm ve pozitivizmden ne anlıyoruz? bilimi niteleyen özellikler nelerdir? bilim nedir? bilimsel metodoloji nedir?
konularının sunumu ve tartışması olacaktır. herkes davetlidir.
adres: çarkın başı diye tabir edilen yerden, atatürk lisesinin oradaki ışıklardan karşıya geçince: burger king ile mavi jeans aralığında eğitim-sen'in karşı binası, kat 2.
ayrıntılı bilgi için veya diğer etkinlikler için iletişim adresleri: