kader defterimi yeniden yazabilseydim
kendime gönlümce bir hayat seçerdim;
bütün dertleri siler atardım dünyamızdan
sevinçten göklere uçardı düşüncelerim.
Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir,
ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir.
Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl
bana ışığı vuran yârimin cemâlidir...
3
Sevgilimin hayâli dile geldi aynanın üzerinde :
'' O yok, ben varım'' dedi bana günün birinde.
Vurdum, düştü parçalandı ayna, kayboldu hayâl
ve lâkin çok şükür sevgilim duruyor yerli yerinde...
5
Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devâmedecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...
10
Balla dolu petek
yani gözlerin güneşle dolu...
Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
bal başka petekleri doldurmakta devâmedecek...
13
Aramızda sadece bir derece farkı var,
işte böyle kanaryam,
sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun,
ben elleri olan, düşünebilen adam...
iKiNCi BÖLÜM
1
'' Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan'' dedi Hayyam.
Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam :
'' Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım'' dedi,
«şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param...»
2
Ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
Bu tatlı keder doğduk doğalı nasibolmadı bize :
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında...
3
Ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara varmadan :
yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...
Perdesiz, buz gibi odasında uyandı delikanlı,
gecikmeyi affetmeyen fabrikanın canavar düdüğüydü uğuldayan...
4
Geçmiş günün hasretini çekmem
'' yalnız bir yaz gecesi bir yana''
ve gözümün son mavi pırıltısı bile
gelecek günün müjdesini verecek sana...
5
Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben...
6
Ben, spiker, konuştum,
sesim bir tohum gibi ağır ve çıplak : Kalbimin saat ayarını veriyorum,
gonga tam şafak vakti vurulacak.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1
insan
ya hayrandır sana, ya düşman.
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...
Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.
Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize...
4
Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık...
Yarısı seni aramakla geçti hayatımın
yarısı seni unutmanın acısını teskin
yarısı hala senin için çarpar kalbimin
yarısı sende kaldı üstünde kaldıu ayrılığın...
içimde karıncalanan şiir var senden gelen,
dilimde bir sen var; benden öte benden ziyade...
aklıma durup durup hatta garip garip düşmesen,
anlatılmıyor sözden öte histen ziyade...
"Hem sana el değdirmeğe elim varmaz,
Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz:
Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:
Bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz."
Yapma kadın! şiire vurursun beni.
ben de çıkarır, şiirle vururum seni!
zaten yemişiz aşktan müebbeti,
hele biraz da mısralar deştimi,
Yapma kadın! şiirle vurursun beni.
hayyam, devrinin matematik ve astronomi bilginidir. fakat ona sevgim astronomi bilgisinden kaynaklanmıyor. hayyam çok güzel farsça rubailer söylemiş. ona sevgim şiirinden de kaynaklanmıyor. hayyam bilgin şair iyi kalpli hem kendi dinini hem bütün insanlığı seven fakat bütün samimi iyi insanlar gibi sahtekar ve sözde iyi insanları görünce hadlerini bildiren bir bilge. benim hayyam'a sevgim bu özelliklerinin bütününden kaynaklanıyor.