zırvede falan gorme fırsatını bulamasamda,ılk zırve karsılasmamızda benı kemıklerımı cıtırdakmakla tehdıt eden fakat avcunu yalayacak olan,tanıma serefıne erısmeden once entrylerıyle dıkkatımı ceken,tanıstıktan sonra ıse her gundem tartısmamızda bencede bencede dıye tuhaf katılmalar yaptıgım,saygı duydugum yazar. ayrıca gecmıs olsun.
bir ara kendi arasında konuşanlara ayar vermek amaçlı kendisine doğru "naber aga heyoo" diye bağırdığım ama daha sonrasında kendisi ile kısa da olsa muhabbet etme fırsatı bulduğum yazar. az ve öz konuşmamızda farkettiğim tek şey de olsa yazacağım. efendi birisi.
ne diyeyim benim için arkadaşlarının bakışlarına maruz kalsa da direnip fal bakmaya çalışmış yazar. bir de bursa'da oturuyor diye çok kıskanıyorum ama içime attım söylemedim kendisine.
sayesinde zirveye gittiğim yazar. hatta onun orada olduğuna emin olana kadar da gitmedim, o yüzden geç kaldım*. bir de 16 şubatta kısa bir kafa sallama olayımız olacak gibi kendisiyle. bakalım. okulumun temiz yüzlü bir çocuğu diyerek bitiriyorum yazımı.
tavla konusunda üstad olarak kabul ettiğim, zirve sırasında içeri girmesiyle vatandaşım olduğunu belirlediğim, bilhassa, fal bakmasıyla ünlü olabileceğini düşündüğüm, yazar kardeşim.
(bkz: ayarcı yazar)
i have a problem that i cannot explain,
i have no reason why it should have been so plain,
have no questions but i sure have excuse,
i lack the reason why i should be so confused,
i know, how i feel when i'm around you,
i don't know, how i feel when i'm around you,
around you,
left a message but it ain't a bit of use,
i have the pictures, the wild might be the deuce,
today you called, you saw me, you explained,
playing the show and running down the plane,
i know, how i feel when i'm around you,
i don't know, how i feel when i'm around you,
i know, how i feel when i'm around you,
i don't know, how i feel when i'm around you,
around you, around you, around you...