safsata kitabıdır. birkaç bilgi hariç gerisi boştur. okunmaya bile değmez. şakirt arkadaşlar bi bok anlamadıkları halde (ağır bir osmanlıca kullanılmıştır) kutsal kitap diye önüne getirildiği için okurlar. burada aslında iki büyük çelişki var. birincisi güya açıklama kitabı olan bu zımbırtıyı okuyanlar çok da bir şey anlamamasıdır. ikincisi ise neden kuran açıklanmaya ihtiyaç duyuluyor ki ?
kuran son derece açık ve basit bir kitaptır. kalkıp da birilerinin uzun uzun açıklamasına zerre gerek yoktur. insanlar aptal mı ki anlamasın. eğer anlaşılamaz bir şey olsa ya da birilerinin bunu açıklaması gerekiyorsa neden tüm insanlara indirildi ve sorumlu tutuldu gibi soruları akıllara getirir.
aslında sorun bu kitap değil. mesele kürt sait. şimdi bu adamlar için önemli olan kemalizme düşman olması, vatana ve bağımsızlığa düşman olması, dinci olması ve halkı güdebilecek onların dini duygularını kullanıp sömürebilecek biri olması. bu da kürt sait'ten başkası değildir.
kur'an-ı kerim'in açıklanmaya ihtiyacı olmadığını düşünen körpe zihinlerin, bu sebeble kur'an-ı kerim'in tefsiri olamaz diyerekten yok saydıkları eserdir.
eleştiri, kur'an-ı kerim'in mübhem, müteşabih ve mücmel ayetlerinin varlığından ve bu tür ayetleri (yeri geldiğinde) açıklayan, tefsir eden hazret-i peygamber'in açıklamalarını, hazret-i peygamber'in " allah'ım, bunu dinde fakih kıl ! " diye kendisine dua ettiği ibn abbas'ın ilk müfessir oluşunu da kapsıyor mu ? onu tam şeapamadım. " ibn abbas kim? " mi ?
apaçık olan kuran-ı kerimi anlayabilmek için türlü türlü tefsirlere, götten sallama kitaplara ihtiyaç duyacak kadar zekası basmayan, aynı zamanda cumhuriyet, atatürk düşmanı amipler tarafından toz kondurulmayan kitap özelliği de var. beyler yaptığınız apaçık şirk. hocanız söylemiyor değilmi bunları.
deprem hakkındaki görüşleri beni hayal kırıklığına uğratmıştır. Açıklayıcı güzel yorumlar beklerken malesef beklentimi karşılayamamış kitaptır. Söz konusu kısımda depremler için Allahın cezalandırmasıdır demektedir. Ama şu soruyu sormamış ve yanıt vermemiştir. Peki artçı depremler neyin nesidir. Artçı depremlerle allah kimi cezalandırabilir ki. Japonlar depreme karşı müthiş önlemler almışlardır. allah japonları depremle cezalandırmak istiyor hep fakat japonların almış oldukları önlemler sayesinde allah japonlarla baş edemiyor mu??? Ya da tüm dünya imana gelirse herkes mümin olup şeriat tüm yeryüzüne hakim olursa artık deprem olmayacak mı azizim??? bu soruları şakirtleri kendisin sormamışlardır ve kendisi de açıklama yapmamıştır. tabi izinden giden şakirtleri cevaplandırıp beni pm ile aydınlatabilirler.
depremlerle alakalı hiç de zannedildiği gibi bilgilerin olmadığı eserdir. tabii hoş görmek lazım, osmanlıca bedava değil beyin(!) gibi.
asliyçün:
--spoiler--
" birinci sual: bu zelzelenin maddi musibetinden daha elim, ma'nevi bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve meyusiyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek, dehşetli bir azab vermesi nedendir?
yine ma'nevi cevap: şöyle denildi ki: ramazan-ı şerif'in teravih vaktinde, kemal-i neşe ve sürur ile, sarhoşçasına, gayet heveskarane şarkıları ve bazan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i islamiyetin her köşesinde cazibedarane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.
ikinci sual: niçin gavurların memleketlerinde, bu semavî tokat, başlarına gelmiyor; bu biçare müslümanlara iniyor?
elcevap: büyük hatalar ve cinâyetler, tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler, ta'cil ile küçük merkezlerde verildiği gibi; mühim bir hikmete binâen, ehl-i küfrün cinayetlerinin kısm-ı azamı, mahkeme-i kübra-i haşre tehir edilerek, ehl-i imanın hataları, kısmen bu dünyada cezası verilir.
üçüncü sual: bâzı eşhasın hatasından gelen bu musîbet, bir derece memlekette umumi şekle girmesinin sebebi nedir?
elcevap: umumi musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nasın o zalim eşhasın harekatına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla, ma'nen iştirak eder, musibet-i ammeye sebebiyet verir.
dördüncü sual: ma'dem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve keffaretüz-zünubdur, ma'sumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? adaletullah nasıl müsaade eder ?
bu suale karşı cevaben denildi ki; o musibetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. çünkü, o ma'sumların fani malları, onların hakkında sadaka olup, baki bir mal hükmüne geçtiği gibi, fani hayatları dahi bir baki hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehadet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azabdan büyük ve daimi bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında, aynı gazab içinde bir rahmettir "
" bu ne len ? " diyenlere (hele ki risale-i nur'larda depremle alakalı bilgiyi aklınca eleştirenlere) piüü demek istiyorum.
ama yine iyisiniz hadi. bugün üsküdar çınaraltı'nda olucam, fethipaşa da olabilir; bakın işte. "burada müslüman ve nurcu var mı ?" diye sorun, ben kalkarım zaten ayağa.
uzun uzun entry girmeye gerek yok. eğer az buçuk çağımızdaki bilimsel gelişmelerden haberin varsa zaten bu kitabın safsata olduğunu anlarsın. örneğin kuran gibi bu kitapta da düşünmenin kalpte gerçekleştiği söylenir. ama sen hala 'bende beyin yok ben kalp ile düşünüyorum' diyorsan inanmaya devam et. ha şimdi diyeceksin ki orada kast etilen aslında inanmak falan. o da kalpte olmaz. bütün duygular beyin ile ilgilidir. ama sizde ne gezer.
kötü niyetle yazılmadığını düşündüğüm, kuran' ı açıklamaya çalışmış fakat cemaatçilerin mescitte kuran yerine bulunduracak kadar ileri gittiği kitap. sembol yapılmış işte açık açık. ha bir de fethullah' ın kitaplarının bunun da üstünde tutulması durumu vardır ki, kuran 3. sıraya atılır.
nurcuların adete taptıgı kitap.çok kez okurlar önce anlamazlar böylede söylerler önce anlamıcaksın ama daha sonra beyninin geliştiğini görüceksin tarzda cümleler kullanırlar.öğütler yer alır içinde.said nursiye ait bir eser.
diline yabancılaştırıldığımız bir kitaptır. sadece 50 yıl önce yazılmasına rağmen hiç birşey anlamıyor olmamız üzücü. belki de içinde cidden bize rehber olacak şeyler vardır. bence önyargılı olmamak lazım.
risalelerin çoğu yerinde said-i nursi nin peygamber gibi gösterildiği anlamsız ve kur'an-ı kerim gibi kutsal bir kitabımız varken okunmasının gereği olmayan kitaptır.
1994 yılında yurtta birlikte kaldığım şakirtin tavsiyesi ile okumaya çalıştığım ancak anlaşılması oldukça zor olan okuyanın anladığından emin olamadığım o yüzden de okumayı bıraktığım külliyat.
almanca orjinalinden das kapital okusam olma mı? o daha anlaşılır, nasolsa marx'ta müslim olarak ölmüş. sevaba girer miyim şakirt kardeşlerim?