Hasta gönüllerin basvuracağı takdirde başvuranlara şifa olabilecek ilaç mahiyetindeki eserlerdir. Bir hastanin ağrılarını dindirmek icin şifa aramasi gibi olursa tabii. Önyargilarla yaklaşılan herşeyde önyargımızı haklı çıkarabilecek şeyler bulabiliriz zira.
şakirtlerin yaradanın hak peygambere indirdiği mukaddes kitap* dururken okuduğu kitaptır.
daha doğrusu şudur ki; arapçı ve de ılımlı islam fanatiklerinin gerçek islam'ı ve onun yüce kitabını insanlar tarafından anlaşılmaz kılarak kendi bildikleri doğruları inanan samimi müslümanlara dayatılması sonucu bu kitap yazılmıştır.*
özetle;hak dinimizin mukaddes kitabının duvarda asılı kalmasını ve anlaşılmamasını salık verenlerin kitabıdır bu.
kısaca ve son olarak da; bu külliyat hak dinimizin mukaddes kitabının alternatifi olarak yazılmıştır!
--spoiler--
Deccal ahir zamanda ahir zamanda gelecek ve hz Muhammed in peygamberliğini inkar edip islamiyeti tahribe çalışacak ve dünyayı fesada verecek çok kötü ve dine ait hiçbir gerçeği Allah ın varlığına hiçbir delili kabul etmemek yolunda olan dehşetli bir şahıs hakkındaki hadislerde bahsedilen şahsın Atatürk olduğunu zaman göstermiştir. Atatürk islamların deccalı olan süfyandır
--spoiler--
--spoiler--
Atatürk islam şeriatının tahribine çalışmıştır,mağrur,firavunlaşmış Allah ı unutmuştur.
--spoiler--
--spoiler--
Bir zaman gelecek Allah Allah diyen kalmayacak hadisine uygun olarak Atatürk zamanında Allah Allah diyen tekke zikirhane ve medreseler kapatılmış,ezan Türkçe okunmuştur.
--spoiler--
--spoiler--
Süfyan su içecek eli delinecek hadisi Atatürk ün rakıya mübtela olacağını bu yüzden hasta olacağını ve israf yapacağını göstermiştir.
--spoiler--
imanın hakikatlerinin günümüze uyarlanıp, tefsir edilerek anlaşılması kolaylaştırılmış Bediüzzaman hazretlerinin eseridir. muteber bir eserdir. hakikat penceresinden baktırmaya vesiledir bu nedenledir ki değeri çok yüksektir. aklı ve kalbi tatmin eder. *. kuran ın tüm ayetlerini değil sadece iman ve hakikat ile bağlantılı ayetleri açıklamaktadır.
bazılarınca kötü eleştirilere maruz kalmaktadır bu eser. emin olmadığı konularda atıp tutanlar, yorumlarında hadlerini aşarak ileriye gidenler beyni uyuşturulmuş bir böcekten farksızdırlar.
kuran ı açıklayamayacak kadar kötü bir kitaptır. mesela;
--ibretlik spoiler--
"ve yazmasını ve intişarını men etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve anadolu da ekser okunması ikinci harb-i umuminin * anadolu ya girmemesine bir vesile olduğu..."
meali: risale-i nur yasaklandığı zamanlar depremler olurmuş, yasak kalkınca depremler dururmuş. ikinci dünya savaşı'na katılmamızı da risale-i nur engellemiş...
--ibretlik spoiler--
bu eserin,ilmi ve edebi değeri ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber,sıkıntılı olan bu eserin algılanışı,zihinlerdeki konumunlandırıldığı yerdir.lakin ben bu sıkıntıyı eserin sahibine değil,onun eserini kendince konuşlandıranlara adlediyorum.
1.yazdırıldığı iddaa edilir.burası zaten tam fiyasko.hiç kurtarır yanı yok.bizim bildiğimiz,yazdırılan en son kul hz.muhammed idi...
2.eserin içeriğindeki sözlerden bahsedilirken,örneğin ''üçüncü söz'',''beşinci söz'' gibi tabirlerin kullanılması,tıpkı kuran-ı kerimin ayetlerini kodlamak için kullanılan ,örnekse ''bakara suresi üçüncü ayet'' tabirleriyle yarışır bir hal alır.ilmi değeri ne kadar yüksek olursa olsun,islamın genel felsefesini geçtim,fatiha suresini idrak etmiş bir zihniyet sırf kuran'ın tekliğine zarar vermesin diye bu tabirleri kullanmaz.
3.eserin günümüz türkçesine çevirisi yapılamaz her nedense.bir anlamda aslı bozulamaz.allah allah...
4.eserin sahibinin dahi iddaası,iman ile ilişkili meselelere ışık tutmak iken,eserden siyasi ve sosyal hareket alanları ile ilgili sonuçlar çıkarabilmek ciddi bir çaba ister.diğer yandan günüzde apaçık ve anlaşılır haldeki hadis ve sünnetin dindeki amacı belli iken,bu zorlama çabanın neyi amaçladığı anlaşılamaz.''kanaat önderleri'' adı altında bir cemaate yön verenlerin,kuran-ı kerim'e göre islam dininin en mükemmel uygulayıcısının yani peygamberin neredeyse her konuda hadis ve sünnetleri ortada apaçık anlaşılır duruyorken,peygamber olmadığı kesin olan bir kulun yazdığı bir kitabı hayat klavuzu olarak ortaya koyması neyi amaçlıyor olabilir?
5.kuran-ı kerim'i okuduk,hadisleri bitirdik,sünnetleri kavradık şimdi sıra çeşitli tevsirler okuyarak,sohbetlere katılarak kendimizi,inandığımız dinin gereği daha da derinleştirmek,daha da aydınlatmak istiyoruz veya bunları yapmadık bizim canımız bu dini aydınlanma yolculuğuna risaliye nurdan başlamak istiyor ,said-i nursi'de imanına,ilmine güvendiğimiz birisi,bu gelişimi onun açıklamaları doğrultusunda yapmak istiyoruz denilebilinir.ne güzel,allah yardımcınız olsun.sana faydası olduğuna inanıyorsan,elbette oku,kime ne...kim bilir belki de bu eser gelmiş geçmiş en iyi,en doğru kuran yorumlamasıdır,okumaktan zarar geldiği zaten görülmemiştir.lakin bu okuma ve gelişim sürecinde kendine sorular sor,okurken ön kabullenmelerin var mı sorgula. kuran ve hadislere göre şüphe edilmeyecek olan şeyler(kitap,söz,eser,kişi) dışında kalan bir şeyden şüphe etmemenin dininde ne anlama geldiğine bir gözat.mesela şu sorulara cevap ver:
1.bu okuduğum eserin varlığını nerden öğrendim?bana bunu okumamı,anlamaya çalışmamı söyleyen kişiler,bu kitabı okumamın bir bakıma islam dinini anlamam için şart olduğunu ima ettiler mi?
2.bu kitabın revaçta olduğu camiada eserle ilgili lugat vb. bir çok çalışma yapılmış.adeta risaliye'nin risaliyesini yapmışlar.peki onca çalışma arasında bu kitaba eleştirel bakan bir tek eser var mı?
3.bana bu kitabın takdim ediliş şeklini göz önünde bulundurursam,bu kitaptan katılmadığım,yanlış olduğunu düşündüğüm yaklaşımlar çıkarabilir miyim?
4.ola ki aklımı hür bıraktım ve bu eseri beğenmedim ve hatta bir çok noktasında hata olduğu kanaatine vardım.ilgili camiada bu makul karşılanır mı?
5.bu eserden şüphe etme hakkım var mı?
6.camia içindeki değerlendirmelere bakarsam,olur ya benim bu kitaptan kişisel anlamda fayda sağlayamamam benim değil de kitabın eksikliği olabilir mi?
birinci soruya evet,diğer sorulara hayır cevabı veriyorsan,ihtimal ki inandığın dinin ana prensibi ile çelişiyorsun.bence sen risaliye nur okumaya iki dakika ara ver,git bi fatiha suresinin türkçesini oku.''iyyake na'budu ve iyyake nestain'' kısmına özellikle dikkat et.
said-i nursi'nin son dönemin en önemli alimlerinden birisi olduğu hususunda sanırım herkes hemfikirdir. en azından ilim erbabının bu konuda ittifak ettiğine inanıyorum. ardında bıraktığı binlerce sayfalık risale-i nur külliyatı, bu külliyata dahil edilmeyen başka kitapları, gazetelerde yazdığı yazılar ve tabi ki yaşadığı hayat hepimiz için çok önemli dersler ihtiva etmekte ve bizlerin hayatına ışıklar saçmaktadır. şu muazzam sözleri okuyup ta etkilenmeyen, kalbinin ta derinlerinde bunları hissetmeyen var mıdır acaba:
madem dünya fanidir
hem madem ömür kısadır
hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur
hem madem hayat ı ebediye burada kazanılacaktır
hem madem dünya sahipsiz değil
hem madem şu misafirhane i dünyanın gayet hakim ve kerim bir müdebbiri var
hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır
hem madem allah kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez (bakara/286) sırrınca takat getirilemeyecek bir mükellefiyet yükletilmez
hem madem zararsız yol zararlı yola tercih edilir
hem madem dünyevi dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır
elbette en bahtiyar odur ki dünya için ahireti unutmasın ahiretini dünyaya feda etmesin, ebedi hayatını dünya hayatı için bozmasın, malayani (manasız boş) şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selametle kabir kapısını açıp ebedi saadete girsin.
memleketimizde bu kitapları görmeyen, duymayan en azından bunlardan birkaç kelime okumayan insan sayısı çok fazla değildir. aynı şekilde bu eserlerin tamamını okuyan veya bu kitapların talim edildiği evlere/dershanelere devam eden kişi sayısı da azımsanmayacak derecede fazladır. bu eserlere bu derece teveccüh allahın bir lütfüdür zira büyük i̇slam medeniyetimiz bu külliyatlar gibi veya bunların fevkinde eserler verip de çok az insana ulaşabilmiş birçok alim çıkartmıştır. dertleri sadece allah rızasını kazanmak amacıyla bireyi ve toplumu ıslah etmek olan bu büyük zatların ve eserlerinin varlığı bizim gibi insanlar için gerçekten büyük şükür vesilesidir.
bediüzzaman said nursinin mücadele, tefekkür, talim ve zühd dolu hayatına baktığınızda eserlerinin neden bu kadar içlerimize nüfuz edebildiğini daha iyi anlarsınız. bu bakımdan risale-i nurların okunmasına ve öğrenilmesine verilen önemin aynı şekilde bunların müellifinin hayatının anlatılmasına da verilmesi gerekir. karşımızda kendini bütünüyle allaha vermiş ve hayatını onun kelamını insanlara anlatma yoluna vakfetmiş bir büyük insanın herkese örnek olacak hepimiz için çok büyük dersler ihtiva eden yaşamı durmaktadır. özellikle zamanımızdaki alim ve alim adaylarının bu mübarek insanın hayatını didik didik incelemesi ve kendine hisseler çıkartabilecek yoğun bir araştırmanın içerisine girmesi gerekmektedir.
risale-i nurların, sadece okunmaktan ziyade üzerine derin tahliller yapılacak bir araştırma alanı haline getirilmesi zamanımızın önemli ihtiyaçlarındandır. aynı şekilde bu eserlerden daha fazla istifade edilebilmesinin sağlanmasının da yolları üzerinde yoğun bir şekilde düşünülmelidir. kısacası risale-i nur, biri akademik dünyaya biri de halk kesimine bakan yönüyle yeni bir çalışma konusu olmayı beklemektedir. zira artık klasik sürekli okuma metodunun miadına ulaştığını düşünmekteyiz. bu köşe bu hususta ayrıntılı bir şekilde argümanlarımızı anlatmaya uygun bir yer olmadığı için sadece üstten bir bakışla konuya değinmek zorunda kalacağız. bu bakış açımızdaki kilit nokta risale-i nurların daha iyi anlaşılabilmesine yönelik düşüncedir.
risale-i nurların dilinin ağır olması hususu ne zaman gündeme gelse mutlaka çok sert bir muhalefetle karşı karşıya kalınmaktadır. çok değişik savunma mekanizmaları geliştirilmekte ve bu konunun bir daha açılmamak üzere kapatılması istenmektedir. bu konuda özellikle risale-i nurların büyük abisi abdullah yeğin ağabeyin kendisinden dilin sadeleştirilmesi ile ilgili fikirlerini isteyenlere yazdığı mektup referans belge olarak alınmaktadır.
geçen gün, bu konuda önemli ağabeylerden rahmi erdem ağabeyimizle olan bir konuşmada da bu mevzu geçti. (rahmi erdem'in kısa bir otobiyografisi için: http://risale-inur.org/ye...ler/bolgeindex.php?id=151 ). entelektüel bilgisine ve tecrübesine güvendiğimiz ve saygı duyduğumuz rahmi ağabeyimizin de risalelerin dilinin günümüz türkçesine uygun hale getirilmesi hususunda katı görüşlere sahip olması bizleri gerçekten üzmüştür. ancak rahmi ağabeye de izah ettiğim gibi bu mevzu artık yok sayılacak, reddedilecek, hafifsenecek bir durum olmaktan çoktan çıkmıştır. o konuşmada sarf ettiğimiz görüşlerimi özet bir şekilde burada da belirtmek isterim:
bazı andavalların müellifi hakkında üç beş korku müziği efektli video izleyerek bilgi(!) sahibi oldukları kitap(lar)dır. ayrıca biz müslümanların tek ve biricik ilahi kitabı kur'an-ı kerim'in ma'nevi tefsiridir. "ma'nevi tefsir ne?" mi ?