eskiden insanlar hak yolu için kapanırdı. şimdi tarikatlar cemaatler için kapanmakta ve bunların siyasi kanatlarında yer alıp, nemalanma peşinde koşarken kapanıyorlar. bu "sade müslüman" kesimin zoruna gidiyor, ALLAH' ın gücüne gitmez mi ? şirke koşanlar utanmada tayyibi üzmek ALLAH' ı üzmektir diyorlar. islam' ın putperestlikle mücadelesi 2011' de yeniden başlıyor.
ebu cafer ibn bakır hazretlerine dayandırılan bir rivayete göre, üç aşa beş yukarı şöyle zuhur etmiştir:
"vedd, milleti içinde sevilen bir adamdı. janti bir ağabeyiydi bölgenin. sayılır sevilirdi. bir sorunu olan ona koşar derdini anlatır şayet haklıysa öğüdünü alır, haksızsa odunu kırar evine dönerdi.
gel zaman git zaman ecel janti ağabeyimizin de kapı tokmağına el sürdü. mahalle halkı bu beklenmedik(!?) durum karşısında şaşkına döndü. ağlaştılar, orasına burasına şiş sokan mı dersin, zincire vurup kendini denize atanı mı dersin ne ararsan var. ordan oraya vurdular kendilerini. yas tuttular kabri başında (babil civarında oluyor olay) günlerce.
nihayet o dönemde insan kılığına girip "aga yapayım sana bi kıyak" modunda insanları kandıran şeytan zuhur etti yine. bizim yas tutmuş ah-vah eden kalabalığa yaklaştı ve dedi ki:
-ya hu ne üzülürsünüz a ciğercanlar. isterseniz ben size onun bi heykelini yapayım bakar bakar durursunuz. olmadı bi meydana koyarsınız. böyle parkta bahçede iyi durur yani. ilerde çoğaltıp okullara devlet dairelerine de korsunuz iş olur hem. ama siz bilirsiniz yine.
olayı çok anlamasa da yas tutmuş şaşkın halde iyi bir teklif yapıldığını düşünen halk "eyvallah hacı dayı da, devlet dairesi ne ola ki" falan dese de şeytan " onu sonra öğrenirsiniz. ben şimdilik heykeli yapıp koyuyorum şuraya" der ve işini yapıp gider.
işte böylece put ve akabinde putpereslik doğmuş olur.
putperestlik anlatılageldiği gibi kendilerine taştan, ağaçtan hamurdan heykeller yapan insanların sonra onlara tapması değildir. bu kadar salak hiç bir insanoğlu yaşamadı yerdüzlüğünde 200 bin yıldır merak etmeyin. ha zaten proto islam böyle olsaydı bu kadar çok salakla dolu bir çevre olsaydı hicret yaşanmazdı.
putperestlik, insanın kendi haddini bilmesidir bence. yaratıcı olduğuna inandığı, kendi yaşamı üzerinde sınırsız hakimiyeti olduğuna inandığı tanrısı ile birebir konuşmasının doğru olmadığını, tanrısına birebir hitab edecek olmanın korkunç bir şey olduğunun farkında olan ve haddini bilen insanoğlu taptığı tanrısının görünümünde putlar yapmış onlara dua ederek tanrısı ile konuştuğunu varsaymıştır.
genellikle çoktanrıcılıkla ilişkilendirilir.
birkaç şekilde görülür.. kaba ya da açık putperestlik, kutsal kabul edilen kişi ya da nesneye, örneğin güneş'e, hükümdara, bir hayvana ya da bir heykele belirtik davranışlarla tapınmaktır. üstün, yüce bir varlığın kabulüdür.
(bkz: put)