latince "propagare" kökünden gelmektedir. bu sözcük yaymak anlamında kullanılabilir. insanın var olduğundan bu yana iletişim olduğuna göre, karşıdaki kişinin algısını değiştirme ya da etkileme amacı da iletişime içkindir ve bu minvalde propagandanın tarihi insanlık tarihine kadar götürülebilir. kelimenin bugünkü anlamda kullanılışı ve yaygınlanışı katolik dünyasının protestanlık öğretisine karşı yürüttüğü faaliyetlerine tekabül eder. tanımı ve tasnifi akademik literatürde bir hayli işlenmiştir ve fikir birliği yoktur. reklamıcılık tekniklerinden çok faydalanır. hatta reklamcılık mı proganda tekniklerinden çıktı yoksa propaganda mı reklamcılık tekniklerinden faydalandı sorusu tavuk ve yumurta sorusu gibidir. konu ile ilgili önemli kaynaklar jacques ellul, edward bernays, domenach, jowett o'donnel gibi yazarların oldukça başarılı eserleri vardır.
Başkalarının inançlarını ve davranışlarını etkilemeye, kamuoyu oluşturmaya yönelik olan; gerçeklerden, akıldan çok duygulara seslenen; olayları tek yanlı sunarak işin özünü gizleyen örgütlü ve sistemli her türlü çaba.
bir abimin yüksek lisans da
tez konusuymuş propabaganda ve sinema ilişkisi...
O canlı bombalarını bize göstererek aslında her gün gördüğümüz obje ya da canlı haline getirelecekti..
bu benim kendi mantığım, şehit haberleri örneğin bir kaç duygu yaşıyoruz ondan sonra ancak şehit dendiğinde hatırlıyoruz hatta bir çoğu bile geçici hafızamıza yerleşiyor unutuyoruz..
bunun sebebi ise tez konusu diye bir yaklaşımda bulunuyorsun.
wehrmacht'ın, fransa işgali sırasında özel olarak görevlendirdiği ve tamamı ile propaganda yapma amaçlı yönlendirdiği amatör kameramanları vardı. fransız ordusuna dahil olan yaklaşık "3000" afrika kökenli insanı, özellikle suratlarını yakın plan çekim yapacak şekilde kayıda almışlardır. bu yapılan ahlaksızca eylemin tek bir nihai amacı vardı; tatmin olmak..
Propaganda çoğu bilimi yakından ilgilendiren bir konudur. Siyaset ve sosyoloji bilimlerine doğrudan katkıda bulunduğu gibi iletişim alanıyla da yakından ilişkilidir. propaganda yapılış şekli açısından üçe ayrılmaktadır. Bunlar; Beyaz Propaganda, Gri Propaganda ve Siyah Propagandadır.
Beyaz propagandanın kaynağı bellidir. Açıktır. Mesajın geldiği yer bilinir ve tanınır. Yalan söylemesi imkânsızdır. Güveni ön planda tutar ve mesajların boyutu sınırlıdır.
Gri propagandanın kaynağı belli değildir. Doğru ya da yanlış denemez. Bulanıktır. Bu propaganda türünün ham maddesi “rivayetler” dir.
Kara propagandanın ise asıl kaynağı belli değildir. ilk amacı gerçek kaynağın gizlenmesidir. Bu propaganda türünde ahlak dışı uygulamalara başvurulmaktadır. Yalan, iftira, hile, suçlama, çarpıtma, normal gözükmektedir. Var olmayan şeyler aslında varmış düşüncesi oluşturmaya çalışmaktadır.
Herkes bir şeyler pazarlama derdinde. Dinsizler din satıyor, adaletten gram anlamayanlar adalet. Medya özellikle bunu belli bir ideoloji doğrultusunda yapıyor. işte buna çok kızıyorum. Objektif eleştiri yapan birileri yok. insanların duygularını yalanlarla şekillendiriyorlar. Kendi bakışlarını, hayata dair gördükleri o minik kısmı aşılamaya çalışıyorlar.
Diğer kemal sunal filmlerinin aksine televizyonda fazla gösterilmiyor. kemal sunalın meşhur boşbeleş filmleri defalarca gösterilirken son filmi devlet eleştirisi içerdiği için mi yok sayılıyor acaba diye düşündürüyor bu durum.
sepulturanın chaos ad albümünde bulunan bu şarkı nedense direk lise yılları ergenliğimizi ve hırçınlığımızı hatırlatır bana.hatta herşeyden nefret edip okulu asıp,yan mahallede bağıra bağıra söylerdik deli gibi..lakin gerçekten de güzel bir şarkıdır, insanı asi yapacak kadar vardır, sözleri gerçekçidir.en gaz şarkılardandır:
why don't you get a life and grow up
why don't you realize that you're fucked up
why criticize what you don't understand
why change my words, you're so afraid