ne yaparsan yap yaptığın işe ruhunu katarak yapmaktır. Ruh ve deneyim, tecrübe varsa profesyonellik vardır. Ruh yoksa yaptığın işte çok iyi olduğun söylenemez.
ilk sahnelendigi sezon kucuk sahne'de yetkin dikinciler'in agzindaki bir bardak dolusu suyu ustume puskurttugu oyun. sonra oyunu durdurup "afedersiniz, birsey var mi?" demisti, "boguluyordum" demem uzerine butun salon dakikalarca gulmustuk. sicak insan kendisi vessalam.
bülent emin yarar ve yetkin dikinciler'in adeta sahnede devleştikleri başarılı oyun.
illa olumsuz bir şeyler denecekse; metin - hikaye daha derin olabilirdi. alt metinler de zayıf.
ama oyunculuk her şeyi kapatıyor.
istanbul devlet tiyatrosunun dün akşam eskişehir'de sahnelediği oyun. Bülent Emin Yarar'a ve Yetkin Dikinciler'e bir kez daha hayran bırakmıştır. oyunun sahip olduğu evrensel metin, her çağda ve her iktidar için kurulabilecek cümleleriyle seyirciden "güncel" reaksiyonlar almıştır. aralıksız doksan dakika muhteşem, kesintisiz bir performans sergilediler. bol alkış...
duşan kovaceviç'in yazdığı tiyatro oyunu. şu an devlet tiyatroların da sergilenmektedir. bilet bulmak zor olabilir erken davranılmalıdır. oyun yugoslavya'nın son zamanlarında ki bir yazarın gizli polis ile olan bağını anlatmaktadır.
02.04.2011 saat 20:00 gösterimin de bülent emin yarar (bence) oscarlık performans sergilemiştir.
oyun genel anlamda mükemmeldir ancak yetkin dikinciler'in karakterin de ki anlatıcı kısımları zorlama olmuş ve sürekli oyundan kopma sebebi olmuştur.
bülent emin yarar ve yetkin dikinciler'e bir kez daha hayran bırakan ***** muhteşem oyun.üstelik araya kattıkları doğaçlamalar da ayrı bir zevk veriyor. kurgu harika metin harika. haftalar öncesinden bilet bulmak için verdiğiniz savaşa sonuna kadar değdiği gibi tadı da damağınızda kalıyor.
fatih erdemci'nin 1999 yılında çıkarttığı yaşamak zor isimli albümünden muhteşem sözlere sahip harika bir şarkı. bana göre fatih erdemci'nin suçum değil ve ben ölmeden önce şarkılarından daha çok tanınmasını sağlaması gerekirdi.
şinasi sahnesi'nde kpss çalışan altı öğretmen adayı olarak izlemeye gittiğimiz, izlerken büyük keyif aldığımız, çok ince espriler barındıran yetkin dikinciler ve bülent emin yarar'ın muhteşem bir performans sergilediği tiyatrosever bünyelerin mutlaka izlemesi gereken oyun. yetkin dikinciler gerçekten harikaydı.
bülent emin yarar ve yetkin dikinciler'in sahnede tek perdelik 90 dakika süren enfes bir resital sunduğu bu sene devlet tiyatrolarının galasını yaptığı belki de en güzel oyun veya ben kod adı kongo dan sonra profesyonel'e gittiğim için bana öyle geldi.... ama yetkin dikinciler'i tiyatro sahnesinde izlemek apayrı bir keyifti bunu belirtmezsem çatlarım... bülent emin yararı yazmadım ilk olarak yanlış anlaşılmasın kendisi bu sahnelerde pek çok kez efsane olmuştur o yüzden bu muhteşemlik onun için sıradanlığa dönüşmüştür tahminimce.
--spoiler--
"bundan sonra her zaman sabah, akşam demeden akşam selamı verelim, gün gerçekten gündüz olana kadar!"
--spoiler--
başrolünü jean paul belmando nun oynadığı fransız filmi. Kendisine ihanet edenlerden intikam almak için cezaevinden kaçan ve Paris e gelen Belmando nun intikamını alışını ve sonunda hazin şekilde ölümünü anlatır. Konusu ve oyuncusu bir yana jenerik ve fon müziğiyle ün yapmıştır. Ennio Morricone nin enfes bestesi Chi Mai, filme ruh vermiştir.
kelimenin sonunun yapım eki eklenmiş haline sahip olmayanların garip bir şekilde ruhsuzluk, paragözlülük ve hevessizlikle suçladıkları kelime.
amatörler, kendi eksiklerini, tembelliklerini hatta bazen yeteneksizliklerini amatör ruh kisvesi altında saklarlar genelde.
bir profesyonel ise bilmeden ve konuya hakim olmadan konuşmamayı tercih edendir. bir amatöre göre zamanında kendisi de aynı işin amatörü olmasından mütevvelit sonradan profesyonel olabildiği için daha çok hevese ve iş sevgisine sahiptir.
amatörler, suçlarlar: "o bu işi sadece para için yapıyor", "bütün ruhunu kaybetmiş, yaptığı işin başkaları tarafından beğenilmesiyle ilgileniyor sadece"
bir profesyonel ise bu iddiaları duyunca sadece gülümser, çünkü bilir ki, zamanında işine günlerini saatlerini ayırmış olması, pratiğin sürekli tekrarı yapılan işi gitgide mükemmelleştirmesi onun hevesini kurutmamış, aksine 5 amatörün birleşerek yapamayacağı işleri tek başına yapmasına sebep olmuştur.
haliyle işini her zaman bir amatörden daha fazla sevmiştir/sevmektedir.
diyeceğim o dur ki; müzikten gidersek mesela: "of işte bu, burada yanlış bi nota var ama süper abi.. adam ruhunu kaybetmemiş işte, çalmasını bilmiyor ama kimin umurunda adam bu işi seviyor" triplerine girmeyin sevgili amatörler, zira o adam müziğini yeteri kadar sevseydi, o ruhu iliklerinde hissetseydi orada yanlış nota basılmaz, kulaklarınıza ebegümeci yaptırmazdı.
müslüm gürses' in yorum yaparken, yarışmacıların, ebru akel' den simultane tercüme istedikleri program. adam yorum yapmıyor şakıyor yahu, bir atasözü söylüyor bir hafta dengesini bozuyor yarışmacının.
ikinci kez izlediğim, gülmekten yerlere yattığım yarışma. önce ela kızımız, deyim yerindeyse mahalle ağzıyla jüri üyelerine sıradan giydirdi, arkasından osman yağmurdereli tarafından star ışığı taşıyan tek yarışmacı olarak methedildi, daha da sonra barış kardeş çıktı ve acayip sesler çıkardı ki beni asıl yaran an buydu. ne biçim profesyoneller bulmuşlar vallahi bravo. zaten pelin akatın olduğu yerde seviye ne mümkün. izleyenin de yapanın da zamanına yazık, harcanan paralar heder olmuş. ama 'müzik nasıl yapılmaz'ı izlemek isteyen için birebir.
komedi bitmemiş, ajda pekkan ve yavuz bingöl ün mihribanı söyleyememesi de varmış skeçler arasında.
müslüm gürses'in jüriliğini yaptığı yaparkende muhtemelen neden orada olduğunu unuttuğu az profosyenel çok amatörün bulunduğu atv yapımı yarışma programı.
birkaç güzel ses dışında, programın ismiyle ters düşecek kadar amatör kişilerin yarıştığı atv yapımı. pazar günü yayınlanan popstar alaturka ve buzda dans yarışmaları sebebiyle cumartesi akşamına alınmış fakat beklediği ilgiyi yine görememiş bir hiç.
müslüm gürses' in yorumlarında sadece kelimeleri kullandığı, kelimelerin cümle kurumlarını jüri üyeleri ve ebru akel' e bıraktığı program. gerçekten çok zayıf kalıyor bu konuda. farklı formatta olsa bile, jüri popstar alaturka ile karşılaştırıldığı zaman, orhan gencebay' ın didaktikliğinin yanından bile geçemiyor.
pelin akat, her zamanki pelin akat kanımca *. jüri üyeleri içinde imaj ve star profili yakalayabilen tek kişi. dedikleri genelde diğer jüri üyeleri tarafından sorgulanıyor. her an birine zıplayacakmış gibi duruyor, sürekli huzursuz. netice itibariyle kötünün iyisi olarak göze çarpmakta.
osman yağmurdereli, suya sabuna dokunmayan bir jüri üyesi pozisyonunda, sürekli çekimser ve sürekli kendiyle çelişen ifadeler kullanıyor, buda karşısında yorum bekleyen yarışmacıyı paranoyak ediyor.
ajda pekkan, jüri olamayacak derecede etli sütlüye karışmayan bir insan, şarkı söylemesi tercih sebebidir denilebilir. yorumları sürekli yapıcı yönde, iki programdır bir yarışmacının teknik hatasını yakalayabilmiş değil.
ebru akel, gelin kaynana programlarının etkisinde kalmış bir şekilde yarışmayı sunmakta, sürekli yarışmacılar ile jüriyi kafa kafaya vurmanın peşinde. özellikle her şey güllük gülistanlık giderken, ela saygın isimli yarışmacıyı, pelin akat' ın üzerine gazlaması pek yakışık almadı. sahneye ve seyircilere hakimiyeti yok denecek kadar az, sürekli kaos ister bir halde.
yarışmacılar içinde gerçekten çok iyi sesler var. seçil akmirza, burcu tatlıses ve engin atalay isimlerini ileride bolca duyacağız gibi. katılan sesler iyi, cumartesi gecelerini iyi sesler dinleyerek geçirmek isteyenler için tavsiye edilebilir. jüri yorumlarında zapping kaydıyla tabi. **
göz ucuyla seyrettiğim ama ne yarışmacılardan ne jürisinden ne de sunucusundan gram haz almadığım yeni yarışma. üstelik şu "sanatçı" kavramını böyle yarışmalarda kullanmasak ve içini boşaltmasak olmaz mı...