islamın ilk yüz yılında inşa edilen cami ve Mescitlerin Kıble olarak gösterdiği antik şehir.
Buhari'nin naklettigi hadislerde tarifi yapılan kentin Mekke değil; Petra olduğu yönünde ciddi iddialar vardır. Ayrıca islam peygamberinin doğum yeri olarak ciddi iddialar vardır. Konu hakkında "The sacred city" isimli belgesel şiddetle tavsiye edilir.
aslen yemenli tacir kabilelerden oluşan "nebatiler" tarafından suudi arabistan'ın kuzeyinden başlayarak bugünkü taberiye gölü yakınındaki umm kays kentine kadar, doğuda fırat nehri ile batıda ürdün nehri arasındaki bölgede kurulmuş medeniyetin başkenti.
arap medeniyetinin de temelini atmış ve ilk arapça metinleri yazmış nebatiler kendi dönemlerinde dünyanın 3 büyük gücünü temsil eden mısır, roma ve asuriler'in tam ortasında dünyanın ticaret merkezi haline gelmiş ve kapitalizmin daha o günlerde en zirve örneğini sergilemiştir.
kendisini tarih uzmanı olarak isimlendirenler kabul etmese bile kuran-ı kerimde kıssaları anlatılmış hz. salih kavmi olan nebatiler, ticarette okadar ileri gitmişlerdir ki onlar istemezse roma mısır ve asuriler bir kuruş para kazanamayacak duruma gelmiştir.
mezkur 3 gücün de defalarca ticari olarak bağımlı bulundukları bu medeniyet 100 bin kişi nüfuslu petra sayesinde bu saldırıları bertaraf ederek yüzyıllarca yaşamaya devam etmiştir.
nebatiler, her tarafı sarp dağlarla çevrili bölgenin tek girişi kabul edilebilecek dar geçiş youlunu, büyük nehir yatağını değiştirerek ortaya çıkarmıştır.
bu geçiş yolu siq olarak isimlendirilip yaklaşık 2700 metre uzunluğunda ve kanyon şeklindedir.
nebatiler yatağını değiştirdikleri nehrin suyundan yararlanabilmek için aynı kanyonun iki tarafından biri insanların içecek suyunu karşılayabilmek üzere seramik borular şeklinde, diğeri de hayvanlar ve az miktardaki ziraatlerinde kullanmak için iki kanal yapmışlardır.
mimaride etraflarını çevreleyen 3 medeniyetten de etkilenen nebatiler putperest olmalarına rağmen ahiret inancına da sahip bir toplum olarak göze çarpmaktadır.
şu anda ziyaret açık petra şehri aslında gerçek petranın sadece yüzde 25'i olup diğer kısımlarında kazı çalışmaları devam etmektedir.
turistlerin ziyaret ettiği petra'da nebatilerin yaşadıkları evler olmayıp, fakirlere, zenginlere ve soylu devlet adamlarına ait 3 çeşit mezar bulunmaktadır.
söz konusu mezarlardan zengin ve soylu devlet adamlarına ait olanlar 2 katlıdır ve 1'inci katlar merasim salonu 2'inci katlar ise mezar odası olarak kullanılmıştır.
şehre giriş yolu olarak kullanılan siq'in sonunda karşılaşıldığında insanı hayrete düşüren 47 metrelik dağa oyulmuş bina hazine olarak isimlendirilmiş yabancı devlet adamlarının karşılandığı salondur.
şehirde ayrıca 7 bin kişi kapasiteli amfi tiyatro bilindiğinin aksine romalılar tarafından değil nebatiler tarafından inşa edilmiştir.
bu arada halk tarfından ev olarak kullanılmış binalar kazı çalışmalarının ardından ilk defa 2015-2017 yılları arasında ziyarete açılacaktır.
barış manço'nun deyimiyle ortadoğuya yolu düşenlerin en az 3 saatini ayırması gereken yerdir.
Hz. Muhammed’in doğduğu yer ve ilk kabenin- kıblenin burası olduğuna dair bi belgesel vardı. Ben de ikna olmuştum izleyince. Bi de mekke diye bir şehirin 700 küsürlü yıllara kadar varlığının hiçbir yerde, haritada geçmemesi olayı bütün bunlardan daha ikna ediciydi. Belgeseli bilenler bilir, oradaki her şey doğru demiyorum fakat akla daha yatkın gelmişti bana. O araştırmayı yalanyabilecek bir çalışma da yok şu an yapılan.
hadislere ve tarihi kaynaklara bakarsak belgeselde ki bilgiler doğru olabilir ama bu hiç bir şeyi değiştirmez islama inan bir kişiyi zaman makinesiyle 1400 yıl önceye götürüp gerçekleri göstersen bile inanmaz. hristiyan da inanmaz yahudi de inanmaz bu yobazlıktan ziyade bu dinlerin görmeden inanmak zerine kurulmasıyla alakalıdır. mesela incilde anlatılana göre isa dirilir ve öğrencilerine görünür fakat öğrencilerden thomas onun isa olduğuna inanmaz ve avcunda ki çivi izlerini görmek ister isa gösterir ve der ki ne mutlu görmeden inanlara. din görmeden kanıt istemeden inanmaktır eğer şüphe edersen geri dönüşü olmaz.
selam ve duha ile..