çok ilginç bir bilgidir. konstantiniye'den istanbul'a kitabında var olan fotoğraflara göre durum budur. çok şaşırtıcı bir durumdur.
iklim şimdiki ile aynı olduğuna göre neden ağaçsız bir şehirdi istanbul?
murat bardakçının fotoğraflarla gösterdiği gerçektir.
coğrafya dersi alanlar bilir zaten. iklimi itibariyle istanbulun karadeniz kıyıları haricinin ormanlık olması falan imkansıza yakındır.
iklim zamanla değişemez mi? diyen olacak olursa da, bunun 100 yılda olabilcek bir şey olmadığını söylemek gerekir.
o fotoğraflarda olan problem şu olabilir. tabi ki istanbul yeşil bir şehirdi ama büyük olasılıkla nüfus çok az olduğu için şimdi ağaç olan o yerlerde o zamanlar tarım yapılıyordu. zaten boğaz kenarı da yalılarla doluydu.
murat bardakçı ya göre istanbul da son 15-20 yılda yeşillendirme olmuştur.
peki adı bağcılar olan ve son 25 yıldır koli nin yaşadığı bölgenin adı nerden geliyor. söyleyim hadi istanbul buralara gelmeden önce buralarda bağcılık yapıldığı için tabii bağ dediğimiz yer kurak topraklardan oluşur değil mi?
ya da bağcılar istanbul un karadeniz kıyısındadır.
murat bardakçı tarihçi olmasının yanısıra tarihi bir yalancılıkta yapmıştır.coğrafi olarak karadeniz kıyısında ağaç yetişir diyen arkadaşlar için ise marmaraya kıyısı olan tekirdağ bursa ve balıkesir de zeytin ağaçları (en bilindik diye söylüyorum) (tekirdağ ın üzümü de var tabii)bu istanbul da kıran mı vardı. ya da hiç uğraşmayın boğaza kıyısı olan gülhane ye bakın orada o ağaçlar yetişebiliyor idiyse başka yerlerde hele hele o zamanlar neden yetişmesin ki.
ha elbet gür orbanlar yoktu ama istanbul çorak topraktı demek bir tarihçinin söylediği en tarihi yalanlardan biridir.
tam sahildeki modern çok katlı bina osmanlı dönemini gerçekten iyi yansıtmıştır. bu başlığa nasıl bi entry girmemiz isteniyor türkler çok kötü insanlardır ağaçları hep keserler onun için mi diyelim. bu kadar ağaç meraklısıysan şimdi niye ormanlar yok oluyo diye sor.
osmanlı tarihini batılı kaynaklardan okuyan her gencin içine düştüğü yanlış bilgilenmenin yansımalarındandır. zira en basit örnekleriyle; beşiktaş çarşı - ıhlamurdere caddesi, ıhlamur kasrından başlayarak dolmabahçe sarayının hemen yanından denize dökülen bir derenin ve bu dereyi çevreleyen ağaçlıkların bulunduğu bir alandır. şu anda cirit atılan taksim istiklal ise sedir ağaçlarıyla süslü bir osmanlı mezarlığı...
osmanlıyı farsça kaynaklardan okuma şansımız olmayabilir, lakin okunan her batılı kaynakta bir yalan sokuşturma merakı vardır malesef.
mışlı muşlu cümlelerin fayda etmeyeceği gerçektir. istanbul şöyleymiş, parklar bahçeler varmış, gelen hayran olurmuş vs. 1800lü yılların istanbul fotoğraflarını gösterdi murat bardakçı. apaçık kanıt yani. şuan ormanlık olan bir çok alan o zaman orman değilmiş. fotoğraflardan görüyorsun bunu. istanbul ormanlarınını bir çoğu ağaçlandırma faaliyetleri sonucu oluşmuştur zaten. bunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. binlerce ağaç ip gibi kendiliğinden çıkmaz.
yanlış bir bilgidir, zira osmanlı döneminde istanbul'dan yola çıkan bir maymun hiç ayaklarını yere basmadan ağaçtan ağaca atlaya atlaya bağdat'a gittiği rivayet edilir.
götümle güldüğüm cümle.
o değilde geçen fatih sultan mehmet vine çekmiş çok komik.
(bkz: fotoğraf makinesi)
(bkz: istanbulun yüz ölçümü)
edit:ağaçların hepsi kesilmediği sürece (ki o zamanın teknolojisiyle bu pek mümkün değil)
iklimsel olarak orman olarak kalıcaktır.
ha bu arada o devasa sarıyerdeki ormanların
belgrad ormanlarının vs 20 senede ağaçlandırıldığını sanan insnaın beynine hayran kaldım
ağaçlar ikişer sene ikişer sene büyüyor heralde yaşlarına bkaıcak olursak)