2009un en iyi filmlerinden biri. Konu basit yada sıradan gelebilir ama değil; öyle bir işleniyor ki sonuna kadar sürekli sorular sorup tahminde bulunuyorsunuz, içeriğinde gizem olan bir filmden de bu beklenirdi zaten. Hepsiden öte 11 yaşındakiIsabelle Fuhrman` nın insan üstü oyunculuğu. Film bittikten sonra hemen internete girip gerçekten kaç yaşında olduğunu araştırmıştım. Türü sevenlerin bayılacağı bir film kesinlikle izleyin.
eee yok artık. oha! evet filmin sonunda bu cümleyi aynen kurdurtan bir film. son zamanlarda izlediğin en iyi gerilim filmi kuşkusuz. korku ve gerilim filmlerinde hep bir klişe, yıkılmayan tabular ve düşük bütçeden kaynaklı oyunculukların kötü olması durumu vardır. bu film oyunculuk adına çıtları yükseltiyor. tüm klişeler yıkılmış.
--spoiler--
tek mekanlı bir film denebilir. koca bir evde öykü anlatılıyor. zaman zaman dış mekanlar kullanılıyor. elimizde 4 kişilik bir aile var ve sonradan evlat edinilen bir kız ile 5'e çıkıyor. işte olaylar oradan sonra başlıyor. o küçük kız yüzümüze gülümserken ne kadar samimi? bu aileye ne kadar uyum sağlayabilir. anne ve babasını seviyor mu? kardeşleri ile iyi geçinecek mi? size film boyunca bu soruları sordurtuyor. fakat inanılmaz beyhude sorular. kızın amaçları tüm düşüncelerimizin ötesinde.
filmin ana karakteri küçük bir kız. ya da biz onu öyle sanıyoruz. yan karakterlerden biri de küçük bir kız, hem de sağır. (sanırım gerçek hayatta da sağırmış) işte bu iki karakterin oyunculuğu dudak ısırtıyor. özellikle kötü kızımız içimize öyle nefret tohumları serpiyor ki, ben asla böyle şeyler hissetmem deseniz bile size o duyguyu hissettiriyor.
hiç küçücük bir kıza vurmak istediniz mi? dövmek? belki de canını acıtmak delice. ya da en kötüsü onu öldürmek için büyük bir istek?! evet bu kız size tüm bunları hissettiriyor. istediğiniz kadar hümanist olun ve hatta çocuk sevgisiyle dolup taşın. bu hisleri aynen aktaran bir oyuncu bu yaşına rağmen elbette büyük bir övgüyü hak ediyor.
--spoiler--
film dediğimiz gibi gerilim yaratıyor, korku öğeleri mevcut. sakın cinler, periler, şeytanlar beklemeyin. bu film daha da iyisini veriyor. psikolojinizi test ediyor. insanlığınız sorgulanıyor ve de çocuk sevginiz. fakat asla ve asla hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
2 tane dünya tatlısı çocuğa sahip olmalarına rağmen gidip hilkat garibesi kılıklı,çirkin ve uyuz bir çocuğu evlat edinen andaval bir ailenin hikayesini anlatan film.burada filmdeki adama da ayrı bir parantez açmak lazım ; bu kadar da gerizekalı olunmaz arkadaş.
mutlaka izlenmesi gereken bir film. konu gayet çarpıcı.
klişe korku film öğelerinin sıkça kullanılmasına rağmen, ters köşeye yatıran atakları yok değil. özgün...
tam da artık bıktım içine şeytan girdili korku filmlerinden derken bu ön yargımı yıkan filmdir. gerilim budur dedirtiyor insana. ester kızımız insanı dert sahibi eden bir güce sahip adeta eve misafir gelen çocuk tadında. tokadı yediği sahnede eminim herkes bir oh çekecektir. kesinlikle bir tutarsızlığa sahip olmadığı ise sonunda anlaşılıyor. gerilim dalında izlenmesi gereken filmlerden kesinlikle.
-----spoiler--
tam olarak ters köşe sayılmasa da sonunda şaşırtmayı başarabilen çok başarılı bir gerilim filmidir. film ne kadar çok klişe barındırsa da ya da bir çok saçma unsur içerse de sizi gerim gerim geriyor.
ne kadar başarılı olsa da filmin kalitesini aşşağıya çeken unsurlar yok da değildi. filmin içerisinde onlarca klişe vardı. özellikle ilk yarıda. mesela aniden haraket eden kamera, açılan buzdolabı kapağı ya da normal bir kapı ile başlayan gerilimli müzik ve kapandığında ortada hiçbir şey olmaması, birçok şeyin neyle sonuçlanacağını önceden kolayca tahmin edebileceğiniz sahnelerin bulunması, bu filmde de inanmayan mal bir karakterin (baba karakteri) bulunması vb. ayrıca fimin en sonunda annenin estheri botanik bahçesinde bırakıp polislere yöneleceğine başka yöne gitmesi (hay senin kafana) ve pek tabiiki beklediğimiz üzere estherin arakadan gelmesi ve boğuşmaya devam etmeleri estherin bir türlü ölmemesi en klişe ve saçma kısımlarıydı filmin.
esther denen güzel kızın oyunculuğu gerçekten müthişti. karakteri oynayan oyuncunun adı ısabelle fuhrman. bildiğim kadarıyla kendisi daha 12 yaşında. ama yaşına rağmen filmde döktürmekte. korkutucu olmayı başarabilmiş. güldüğünde çok sempatik gözükmekte ama kötü bir bakış attığında ya da ciddi ciddi baktığında adamı altına ettiriyor! yalnız kafamı karıştıran şey o malum şaşırtıcı olayı (şimdi onu sölemiyim bari. tadı kaçmasın) öğrendikten sonra estherin görünüşü değişti. o kadar ki ben onu oynayan kızın değiştiğini düşündüm. acaba gerçekten başka birimi oynadı o sahneleri.
filmdeki diğer oyunculuklar normaldi. ama aile babası karakterinin (artık iskele babası mı desem bilemedim) bu kadar mal olması ve çoğu amerikan filmin görülen "inanmıyorum sana" salatasını çok uzatması insanın sinirini bozan bir etmen olmuş. çoğu amerikan filminden buna alışığız ama burada artık level atlamış bu olay. kadın anlatıyor da anlatıyor adam "inanmam" diyor. sanki scary movie filmini izliyoruz da kendi kendiyle dalga geçiyor film. ama tabi sonunda doğal olarak hakkın rahmetine kavuşuyor iskele babamız. heralde kimse de bu adamın ölüğüne üzülmemiştir sanırım. gerçi bu olay kötü olsa da esther karakterinn müthiş oyunculuğu ve küçük dilsiz kızın (aryana engineer -max) şirinliği bu kötü etmeni dengeliyor. bu ikisi filmi taşımış yani.
ayrıca filmde bir tane de porno içerikli sahnemiz var ama asıl vurucu olan estherin buna şahit olması. zaten bu kız film boyunca her delikten çıkıyor. ama anne babanın seksi mutfakta yapmayı tercih etmelerinin de kızın buna şahit olmasında etkisi var.
ayrıca şu filmdeki psikolog için de br çift lafım var. vallaha çocuklar duymasındaki taş fırın erkeğini haklı çıkartacak derecede sinir bozucuydu. bir işe yaramayan ama parayı da oluk oluk götüren biriydi.
--spoiler--
sonuç olarak eğer gerilim filmlerinden hoşlanıyorsanız bu film sizi gerer arkadaş. bonus olarak da şaşırtıcı bir son var filmde! kaçırmayın yani! kapanış cümlesini annemizin güzide lafıyla yapalım! "I am not your fucking mother"
Tam uykuya dalmak üzereyken,dehşet ötesi sesiyle sizi ayağa kaldıran, "şimdi senin canına okuyacağım" diyerek, ellerinizi açıp onun bulunduğu yöne doğru hamle yapıp ıskalaladığınız sivrisineğe "evdeki düşman" denir.
bir daha dönmemek üzere ankara'ya veda edeceğiniz gün, arkadaşların hadi son bir kez sinemaya gidelim ısrarıyla gidilen filmdir.ankara'ya veda etmek için daha güzel bir film düşünülemez. *
feci şekilde geren bir filmdir. başarılıdır keza. öcü hikayesi beklerken ters köşe yapması filmin bir başka artısı olmuştur. çığlık bile attırır yanınızda üstünüze sıçrayacak şakacı arkadaşlarınız var ise.