bu gece karışık yazdığım bir entry sebebiyle beni uyarmasıyla farkettiğim, üstüme düşer mi bilmem ama kaliteli olduğuna ve kalemini iyi kullandığına kanaat getirdiğim yazar.
başka bedenlerde ararken yitirdiklerimi, haberini aldım yaşadığım tek aşkın bir ömür bağlanmaya yelken açtığının.
pencerenin önünde onu bekliyordum. hava kapalıydı. birazdan tüm kasvetini insanların üzerine kusacak gibi bir hali vardı bulutların. meğer aynam kesilmiş hava, akşam dökeceğim yaşların habercisiymiş. oysa içimdeki sıkıntıyı ona yormamıştım ben. sebebi başka yerlerde aramayı bırakalı çok oluyordu. artık kanıksamıştım ruh halimi.
tanışalı çok zaman geçmemişti. niyetimi açık açık dile getirdiğimde hemen kabul görmüştüm. artık oyalanacak, sürüncemede bırakacak yüreğim yoktu. bu tip oyunlara atacak jetonları tüketmiştim. "game over, insert coin" yazısı değil miydi her seferinde karşıma çıkan? sıkılmıştım tekrarlardan. istiyordum, alıyordum. alamadığımı bırakıyordum kendi haline. kapalıydı kapılarım "benim için uğraşması gerek" diyenlere. hiçbir emeğin karşılığı verilmemişti çünkü şimdiye kadar.
zıt kutuplar birbirini çeker ilkesini yerle yeksan etmiştim. hissizliğim etrafıma benim gibi kadınları çekiyordu. defalarca darbe almış, ümidini kaybetmiş, hasar içinde gördüğü her barınakta soluklanmaya çalışan... anlık korunmalara muhtaç, çıktığı seferde yolunu ve hatta kendini kaybetmiş bir şekilde şuursuzca savrulan o kadınları çekmeye başlamıştım. taraflar sessiz kalarak varıyorlardı ortak mutabakata. saklı alanlara tecavüz etmeden, sormadan, sorgulamadan... geçerken uğrayan bu hayaletler ele geçirmeye çalışmıyorlardı diğerinin ruhunu, kaybettikleri ruhlarının ne kadar acı verdiğini bildiklerinden başkalarında da huzur bulamayacaklarına eminlerdi.
kapı çaldığında dağıttım aklımdaki sisleri. her zamanki görüntüme büründüm aniden. hafif bir gülümseme yüzde ve delici bakışlarla ilk anda etkilemek isteyerek karşı tarafı, kabul ettim evime yeni bir bedeni.
kimsesizliğimize bulduğumuz geçici çözüme sığındık bir süre sonra, birkaç kadehin verdiği sahte yumuşamayla. oysa sertti herkes. acımasızdı. birleştiğinde tenler ve düşünceler havalandığında zihnimizden, işte o saniyelerde buluyorduk belki de gerçek huzuru. bir anlığına da olsa... çok kısa bir anlığına... huzursuzluğa neden olan ne varsa rahat bırakıyordu bizi.
hissizliğin nirvanasıydı belki de aradığımız.
yatağa yığıldığımda telefon çaldı. tek arkadaşımdı arayan. lafa girdi nasıl olduğumu bile sormadan. "ayşe nişanlanıyor bu gece." yutkundum, kapandı telefon, vereceğim karşılık beklenmeden. yoktu söyleyecek sözüm zaten. gök gürledi tam da o an. kusmaya başladı birden. ve ben rahat bıraktım göz yaşlarımı. yanağımdan süzülürken damlalar, adını hatırlayamadığım o kadın kalktı sessizce yanımdan. ve terk etti odayı hiç sorgulamadan.
dolaşırken bir başka tende ne aradığımı bilmeden, kaybetmişken benliğimi ve hatta en dipteyken belki de, aynı saatlerde atıyordu ilk adımını adanmışlığa ve düzenli hayata umudumu yitirmeme sebep olan...
ağlarken gürledi bir kez daha gök. haykırıyordu adeta bana, "onun ebediyen gitmesine değil, kalpsizliğine ağlıyorsun sen."
kendine dürüst olmak zor iş. hadi başkalarına neyse de, kendi gerçekliğinin yükünü çekmek.. herkesin harcı değil.
kafasında gidip gelen milyonlarca düşünce, idealinin peşinde koşmak bir yandan. "bana ne kardeşim beni neden ilgilendirsin" çıkmazında son bulmak bir yandan. çıkmaza toslayınca gökyüzüne kafayı çevirmek.. gökyüzüne bakmak. mavi saflığa yakıştıramamak kendini.. kafayı indirip gri taşları seyretmek.. zor iş.
anladığını zannediyosun ya, zerre anlamıyosun.
tanıdığını ulaştığını düşünüyorsan, aslında koşarak uzaklaşıyorsun.
tek bir anına ortak olmayı kar sayman gerekirken daha fazlanın hesabına girdiğin zaman ayrılıyorsun.
gerçekliğin bu kadarı insanı sinirlendirir. ama tepki versen daha saf bir gerçeklikle karşılaşırsın.
bazılarının hayatında yerin odur.. sana ne şekil verirse sen o şekli alırsın. çaresiz.
hayatta isyan ettiğin her ne varsa, bir süre sonra onlara: "harbiden lan" diyebiliyorsan biraz da onun sayesinde. öyle bir durum ki: acımasızlığın en dibindeki sıcaklıkla karşılaşmak.. şaşırtıcı. sahibinin kesinlikle dokunmadığı, adını anmadığı bir alan. sen de lafını edemiyorsun. bir yokuşu çıkarken duyduğun boğulma hissinin temelinde saf oksijen var. onun sıcaklığı kavurur seni. buradaki işte o tip bir karşıtlık.
nefret etsen de hak verirsin. kendine kızmadan ona kızmanın yolu yok. ve tabi onun da.. zaten kendine kızmadığı gün yok. yeni bir şey söylemiyorsun.
hak, hakkaniyet esasen.. onun malzemesi. de kendi hayatında adil olmak, kendine hak ettiği gibi davranmak, ve etrafındakilere.. en sabit, en sade biçimde.
kolay değil. zor iş.
(#12337691) entrysiyle bir süre ekrana kitlenmeme sebep olan yazardır. daha iyi anlatamazdı. kendisini burdan tebrik ediyorum. ayrıca meslektaş olduğumuzu öğrenince çok mutlu olup sempatiyle baktığım yazar. yani ben onun birgün inşallah meslektaşı olabilirim.
ayrıca bana iyi dileklerde bulunduğu için teşekkürlerimi sunmak isterim kendisine.
(#12222985) o içinde büyüttüğün, dokunmaya kıyamadığın sevginin sevdiğinin ellerinde nasıl harcanabildiğini çok güzel anlatmış yazar. olsun, kıymet bilenler de var sıkmasın tatlı canını. selam ederim.
sözlüğe lâzım, ayrı bir mizahi anlayışı olan, güzel yazan bir yazardır. yeni farkettiğim için de şaşırdım kendime. koştursun efendim sözlükte nesildaşımız.
romantik yazar. yazıları duygu yüklü. her virgülü her noktası sanki yaşadığı hislerin imlası, kimbilir belki yok manitası, kimbilir belki çekiyor aşk acısı, belkide kusuyor sözlüğe tüm yaşantısını, öyle veya böyle geçiriyor zamanını, geçiriyor zamanımızı. iyiki varsın üstad...
onthemove: duygusal değil eğlencelisin sen.
bifincancay: nasıl yani eğlencelisin derken?
otm: böyle şebek gibi.
bfc: ...
otm: komik değil ama şirinsin.
bfc: ...
otm: yakışıklı değil ama sempatiksin.
bfc: ...
otm: güzel değilsin ama nefes alıyosun neticede.
bfc: ...
derler ki bir kalp kırıldığında, o kalbi kıran kişinin saçına aklar düşer, yüreğinde yaralar açılırmış. onulmaz bir hüzün yerleşirmiş içine...
yalan lan. bi bok olduğu yok. turp gibi duruyo bu işte.
yakışıklı olmadığı gibi sempatik de değildir kendisi.
edit: allah ın uyuzu. ellerim kaşınıyo bak... bak.