Kafa dengi çıkmadığı için ağladığım kişidir. Oda arkadaşlarımdan 2 tanesi ile aynı sınıftayım ve samimiyetimiz yok. Ne zaman odada telefonda konuşsam konuşmalarımı dinleyip yorum yapıyo. Nefret ediyorum artk. Ne yapmalıyım.
eğer iyi bir insana denk gelirseniz, ki zor olduğunun farkındayım, çok şanslısınızdır. ben çok şanslıyım. o da şanslı hehe. ikinci bi kardeşim gibi kendisi. mutlu olduğumda benle güler, mutsuz olduğumda o da üzülecek bi şey bulur ağlar, ben onla güler onla ağlarım, soğan doğrarken ağlarız, karıncalarla uğraşırken birlikte kaşınırız, bulaşıkları sen ben yıka demeden kafamıza göre hangimiz uygunsa o yıkar birimiz diğerine bok atmaz. allahım çok şanslıyım meaşşallah.
Kimseyi tanımadığınız şehre geldiğinizde tanıştığınız ilk kişidir muhtemelen. ilk başlarda anlaşabilir miyiz acaba tereddüt edersiniz ama anlaştığınız zaman zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Ben çok şanslıyım harika bir oda arkadaşım var. Annemlerin yıllardır benden sakladığı ikiz kardeşim sanki. Çoğu şeyimiz benziyo. Yemek zevkinden tut giyim tarzına kadar. Anlaşamayan insanları görünce gidip ona sarılıp şükrediyorum. iyi ki var.
4 yılda 6 tane değiştirdiğim hede hödö. tabiki sorunlu ben değilim 2si sizofrendi biri fena derecede horluyordu diğeri de sürekli sinir krizi geçiriyordu. yani onlar beni buldu. 2side cok yakın arkadaşım.
Nijeryalı ve rastalı ise biraz kötü kokabilir şu günlerde eve çıkmak üzere; gece yatmadan önce birbirimize ingilizce bir şeyler anlatmayı özleyeceğimi düşünmezdim.
her kim olursa olsun sinir etmeyi başarabilen kişidir. ama eğer insanlara ayıp olmasın diye şikayetlerinizi dile getirmekten çekinen biriyseniz hayatınızı cehenneme çeviren kişidir.
bakın, yurtta kalırken essential item'ımız kulaklık. hiç kimse sizin bilgisayarınızda son ses izlediğiniz diziyi, dinlediğiniz müziğinizi çekmek zorunda değil. ben bunu düşünmekten aciz insanlarla kaldım. kendi müziğimi kulaklarım yara olsa da kulaklıkla dinliyorsam, sizin iğrenç türkçe pop'unuzu çekmek zorunda değilim.
saat 4e kadar uyumayıp kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleyip üstüne saat 9da zorunlu kahvaltı saatine kalktığı için bir de o saatte gürültü yaparak uyutmayan arkadaş(!). ne kitap okunuyor, ne kafa dinleniyor. üstüne saçma sapan dedikodulara katlanıyorsun. zor iş.
en çok osururken horlayan oda arkadaşım sinir ederei beni. pis kokardı osuruk. horlardı da. arada hırlar osurur geğirirdi. uzaylı olduğuna emin olmuştum. neyse ki okulu bıraktı.
bir ara oda arkadaşım bayağı problemliydi, leş gibi biriydi. odamız onun çöplerinden, pis eşyalarından geçilmiyordu. kahvehane gibiydi, dumanaltıydı, yasak olduğu halde sigara falan içiyordu. orada daha fazla yaşayamazdım. çıktım ordan.
şimdikiler biraz garip kızlar ama fena değiller, büyük sorunlarımız falan yok. ama bazen gerçekten çok kızıyorum. ikisi aynı sınıftalar. ortak bazı dersleri var. sabah erken uyanınca bir yandan konuşmalar, gülüşmeler bir yandan güm diye fütursuzca kapıyı çarpmalar. ışıklar, perdeler sonuna kadar açılıyor falan onlar uyandı diye. bir şeyleri çat pat nereye denk geliyorsa indiriyorlar, hiç yavaş ve nazik hareket etme derdi yok. topuklularla falan şak şak geziyorlar. insan çıkarken giyer giyecekse, öyle değil mi la. bi ilginçler. yani onlar uyanınca uyanmamanın mümkünatı yok. ki birinin uyanması da yetiyor çoğunlukla. ya insan azıcık düşünceli olur lan. düşüncesizlik diyorum ama bilmiyorum ya, o çarptıkları kapının duvarlarda yankılanan sesinin başkasını rahatsız edeceğini akıl edememeleri mümkün değil. bilerek mi yapıyorlar, skinde mi değil onların bilmiyorum ama boğasım geliyor o uyku haliyle. çoğu sabah böyle sinir harbiyle uyanıyorum. fazlasıyla yumuşak hareket etmeye çalışan biri olduğum halde böyle yaptıkları için ben de kırk yılda bir erken uyandığımda dikkatsiz davranmaya başladım, nasıl rahatsız edici olduklarını benden görsünler diye. ki abartmıyorum yine de.
bazı zamanlar da çok üşüyorum. onlar keyfine göre pencereyi açıp kapatıyorlar. üşüyorum diye bazen ben de kapatıyorum, iki dk sonra yine açık. söylüyorum. süs olsun diye kapatıyorlar yarım saat geçmeden yine açık. yorganın altına giriyorum. istemsiz olarak herhangi bir yerimi falan yorgandan çıkardığım an buz kesiyor her tarafım. hayır pencereyi kapatsak içeride havasızlıktan, sıcaktan patlayacak da değiller çünkü ben biraz fazla üşüyorum ama hava da sıcak falan değil yani. pencere saatlerce açık kalıyor, göz yumuyorum üşüdüğüm halde. kapatıyorum. yarım saat geçmeden açık. ulan havaysa içeri sabahtan beri hava aldı işte daha ne. anlamıyorum gerçekten. çok bencilce ya. keyfi durumlarını bile hoş görüyorum ben onların, onlarsa benim için önemli bir durumda bile bencilce davranıyorlar ki kendilerinin bir zararı olmayacağı halde. pencere dedim gece ışıklar da onların uyuyacağı saate göre ayarlı. ben uyku düzenim bozuk olduğundan etkisiz elemanım. sorulmuyor bana. ki sorunda olmuyor aslında ama yine de rahatsız edici, bu kadar sayılmamak.
herkes oda arkadaşından şikayet ediyorsa, bu sorunlu oda arkadaşları kim arkadaşlar? ben eminim ki ben değilim. ama birçok insan kendi davranışlarını sorgulamıyor. mesela bizimkiler beni her sabah uyandırdıkları halde kendi çeyrekleri kadar gürültü yapmayan oda arkadaşımız yüzünden uyandıklarında onun dedikodusunu yapıyorlar. insanlarla yaşamak, anlaşmak zor. ve herkes çok bencil.
Acayip sevdiğim bir insan kendisi. Tam yanakları sıkılmalık lan. 1 haftadır tanıyorum ama çok sevdim. Umarım saçma şeylerden aramız bozulmaz. Sanmıyorum gerçi.