insanın ruhunu bu kadar dinlendirebilen başka bir şey var mı çok merak ediyorum. çok hüzünlü bir sesi var. en kısa zamanda edinmek ve öğrenmek istiyorum.
geçen pazar bir hevesle aldığım ama aynı akşam ses çıkarmadığım pazartesi ilk sesleri çıkardığım salı ilk 4 notasını öğrendiğim ve ikinci notaları öğrendiğim, çarşamba iki adet ilahi üflediğim nefesli enstrüman. kendimi geliştirmeye devam ediyorum. isteyince gerçekten oluyor. sanırım yeni bir enstrüman daha eklemem gerekiyor listeye.
ciddi anlamda haz almak istiyorsanız, bir ney gitar düeti:
yansımalar- 1991- ağıt
dinlendikçe bu kadar mı ağlatası getirir adamı bir müzik?
sanki ıssız bir tepenin başında kendi halinde ney çalan bir derviş gibi hissettirir..
muhteşemdir..
dünyanın en güzel sesini çıkaran ve çalması en zor olan enstrümanıdır.
artık ciğerlerim izin vermiyor seni üflememe. ben hep seninle konuşurdum sabahları, bana küstün mü, küsmedin mi diye sorardım sen ise susardın. bende elime alır üflerdim seni, baktım küsmemişsin dakikalarca durmadan çalardım. artık öyle değil, yetmiyor nefesim sana. ne zaman niyetlensem taksimlemeye, yarıya bile gelemeden öksürüyorum ve bitiremiyorum. bugün ise bana küstüğünü anladım. aşikâr perdeni kapatamadı ellerim.
hayatta maddi ve manevi olarak sahip olduğum tek şey. benim olan her şeyden önce benden olan.. benim nefesimin can verdiği .. onun için sabırsızlanırken sabrı öğrendiğim..
fuzuli nin
dinle neyden duy neler söyler sana
derdi vardır ayrılıklardan yan
kestiler sazlık içinden de beni
dinler ağlar hem kadın hem er beni
mısralarıyla başlayan şiirine konu olmuştur. iyi de olmuştur
hz muhammed'e peygamberlik indikten sonra bunu ilk başlarda kimseye söyleyememiştir. o da herkesten uzak bir yere gidip derdini düşüncelerini boş tarlalara anlatmaya başlamıştır ve orası da bir kamış tarlasıdır. işte kamışlardan yapılan neyin sesinin bu kadar yanık olması bu yüzden diyedir şeklinde rivayetler vardır.
ney esasında sadece bir kamıştır.
sazlıktan koparılmış, elif gibi dimdik ve içi boş bir kamış.
o kadar basit,sade bir çalgıdır ki o , onu üfleyen er kişi de elif gibi dosdoğru olmalı ve nasıl boşsa neyin içi, kendi 'ben'ini öyle boşaltmalı..
sıfır olmalı yani...
beklentisiz...
ney nasıl sazlıktan koparıldığı günün hasretini çekiyor, ayrılıktan dem vuruyorsa, neyzen de Yar olandan ayrıldığı güne özlem duymalı...
ney mevlana'dır önce...tasavvuf demektir. hazretin dediği gibi; ham olmak, pişmek ve en sonunda yanmaktır. bildiğimiz anlamda çalgı değil ki ney çalasın. nizamı, adabı vardır. boynunu bükersin de üflersin neyi. kendi ruhundan üflersin hem.
tevekkeli değil; insan seçer ney., iki kişiden aynı ses çıkmaz.
ne kadar üflersen o kadar kararır neyin içi,
yanar nefesinle...
ve anla ki o denli boşaltmışsın sen
içindeki 'ben'i...
dün edindigim, güzel müzik aletidir. Hocanin agzima tutmasiyla ses cikarabilmis olsam da, iki günde her denememde yalnizca, üc bes saniye ses ya cikarabiliyorum ya, çikaramiyorum, Allah'in izniyle ögrenicez insallah. *****
kısa zaman önce sekiz yaşındaki kuzenimle şu diyaloğu yaşamama sebebiyet veren muazzam ensturman
ney ile cebelleşen bünyemi gören kuzen soru yağmurunu başlatır.
kuzen:abi o bu nedir?
os:ney
kuzen:bu elinde tuttuğun nedir?
os:bunun adı ney
kuzen:ben ne bileyim adı ney
çare olarak neyin üzerinde yazan kız neyi yazısı gösterilir ama bu yazının gösterilmesinin pişmanlığı aynı dakika içinde yaşanır
os:bak burda yazıyor
kuzen:bunu kızlar mı çalıyor
os:çalmıyor evladım üflüyor
kuzen:nereye üflüyor
os:kalk git lan bilgisayar başına..