Kürtler, farslar, araplar ve türklerin kutladığı bir bayram. Neredeyse hiç bir kültürel geleneği olmayan kürt isimli insan kalabalığının diğer pek çoklarına yaptığı gibi kendisine aitmiş gibi alıp kirlettikleri gün.
Ayrıca iran, ırak ve suriye kürtlerinin bu bayramı kutlayıp kutlamadığını çok merak ediyorum.
ilber ortaylı'nın nevruz hakkında yazdıgı ve mutlaka okunması gereken yazı aşağıdadır. büyük akademisyen, sonuç noktasında çok önemli bir detaya da parmak basıyor. şimdi eksi yağmuruna yağabilir ama gerçek aşağıda yatmaktadır.
--spoiler--
Nevruz bizim ülkede ise siyasi gösteri ve lastik yakma törenine dönüştü, tabii ki eski Nevruzlarda lastik yoktu.
Nevruzun hem isim hem de muhteva olarak geleneklerle, toplum ve devlet hayatıyla bağdaşması iran medeniyetine özgüdür.
Bütün civar halklar yani Kafkasya ve Orta Asya da Nevruz'u iranlılardan öğrenmiştir. Bazı çokbilmişler Mısır'da balık bayramı da denen şu günlerdeki bahar bayramını iran tesirine bağlıyorlar ama iran'ın firavunlar Mısır'ını fethinden ve yönetiminden çok önceleri eski Mısırlılar bu bayramı kutlardı. Geçen binlerce seneye rağmen Mısırlılar oturur, aile fertleriyle bir arada balık yer, sonra aile mezarlarını ziyaret ederek bu bayramı kutlar; tıpkı firavunlar devrinde olduğu gibi. Bu eski medeniyetin bahar bayramının iran Nevruz'u ile gerçi paralelliği vardır ama aynı şey değildir.
iranlı olmayan halklar bir demirci efsanesi ekledi
Nevruz menkıbe olarak Dahhak denen kan içici canavar bir devin kendisine kurban diye verilen gençleri yemesi ve ona karşı iran'ın kahraman hükümdarının direnmesidir. Nevruz, Cemşid'in güneş gibi parlayan yüzüyle de aynileştirilir. Gerçekten de eski iran'da Nevruz kutlamalarının zirvesi şehinşahın tahtına geçmesi ve temyiz görevini yerine getirmesi, birtakım davaları çözmesiyle ilgilidir. Ahamenişler hanedanından beri bu böyle bilinir.
Nevruz'da tabiat canlanır ve yıl başlar. Yani iran'ın yılbaşısıdır. Bugünün takvime ve hayata geçecek kadar değişiklik getirmesi Asya'nın ve hele Anadolu'nun Türk halkı arasında söz konusu değildir. Ama Nevruz ve benzeri bayramlar Türkler arasında da kutlanır.
Şu sıra iran'da her evde heftsin (yedi s) diye ifade edilen, "s" harfi ile başlayan yiyecek ve eşyalar bir masaya dizilir (mesela elma / sib). Bunların arasında "sebz" yani yeşillik için çimlendirilen bakliyat, buğday da ayrıca bir tepsi ile sofraya konur. Bir sikke (altın veya gümüş) vardır ve eski adetlere binaen bir ayna ve islami devirde de Zerdüştlük kutsal metinlerinin yerini alan Kur'an da aynı şekilde... Aile 13 gün boyu muhafaza edilen bu kutsal sofranın etrafında toplanır. Sülalenin ölmüşlerinin ruhlarının da eve geldiğine inanılır ve çerağ (ışık) yakılır. Mezarlıkla başlayan ziyaretler yaşayanlar arasında devam eder. Ferverdin ayında Tanrı'nın 36 günde dünyayı yaratıp işi tamamladığına inanıldığından o gün dinlendiğine inanılır. Tabii insanlar da dinlenir. Modern iran 20 gün boyu oradan oraya gezer, geziler yurtdışına da taşar, çarşı pazar canlanır. Evler tıpkı Yahudilerin Pesah'ta (Fısıh bayramı) yaptığı gibi baştan ayağa temizlenir.
Orta Asya'daki Türk haklarının da Nevruz'u benzer adetlerle ama daha mütevazı kutladığı görülür. iranlı olmayan halklar Nevruz geleneğinin ve menkıbelerinin içine bir demirci efsanesi karıştırırlar, mesela Ergenekon'da demir dağın eritilmesi ya da Kürtlerin demirci Kawa gibi...
Her halukarda bugünkü iran'da Nevruz çok kendine özgü, kutlanışı bir sanat eseri olan ve iran'ın bütün halklarını birleştiren bayramlardan biridir. Bu gibi ananeleri benimsemek hoştur ama bizim diye sahip çıkmanın anlamı yoktur.
iranlılar Kurban ve Ramazan bayramlarını uzun boylu kutlamazlar, onlar için bayram Nevruz'dur.
Şimdi bazıları bizde de Nevruz'un tatil olmasını istiyor; daha neler?
Acaba biraz da çalışmayı denesek nasıl olur?
--spoiler--
Bugüne dek yetişen her nesli kırıp geçirdin Devlet Baba...
Özgürlük istediler, dövdün.
Bağımsızlık dediler, astın.
Demokrasi talep ettiler, hapsettin, işkence ettin, ezdin.
Vurursam, asarsam, yasaklarsam ufalarım, sustururum, boyun eğdiririm sandın.
Gencine düşman bir ülke yarattın.
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz marşıyla yetişen nesil, senin hoyratlığına kurban gitti.
Yerine, her koyunun kendi bacağından asıldığına inanan, ülkesiyle hissi bağı kalmayan, umursamaz bir kuşak geldi.
Öyle olmayanları da hala baskıyla ufalamaya çalışıyorsun.
* * *
Ama senin dayak, Güneydoğuda farklı sonuç verdi.
Hani Diyarbakır Cezaevinin foseptik havuzunda işkence yaptıkların, Filistin askısında sakat bıraktıkların var ya...
Hani seher vakti evlerinden alıp bir dağ başında sorgusuz, yargısız infaz ettiklerin, köyünü yakıp sürgüne gönderdiklerin, Mecliste tutuklayıp hapsettiklerin, ana dilinde türkü söylemekten men ettiklerin...
Onların çocukları, terk edilmiş köylerinde, kayıplarının boş mezar yerlerinde, Cumartesi Annelerinin gösterilerinde, yitik babalarının resimlerinin asılı olduğu evlerde veya sürüldükleri kentlerde o acıları çekerek, bu öyküleri dinleyerek büyüdü.
Bugün sana dağda silah sıkanlar, şehirde taş atanlar, Mecliste kafa tutanlar onlar...
* * *
Her pedagog bilir:
Asi bir çocuğunuz varsa, dövmek, kömürlüğe kilitlemek çözüm değildir. Şiddete şiddetle tepki gösterir: Eşyayı yakar, evi terk eder, size düşman kesilir. Onunla diyalog kurmanız, derdini anlayıp çözmeniz gerekir.
Oysa Devlet Baba, senin hoyratlıktan başka usul bilmeyen despot kafan yaşananlardan zerrece ders almadığı için, daha çok döversem, dilini kesersem, bayramını engellersem yola getiririm sanıyor.
Gölge etmediğinde sulh içinde kutlanan bir bayramı yasağınla cehenneme çeviriyorsun.
istanbulda gazdan etkilenip ölen gösterici de, Cudide çatışmada şehit düşen polis de, senin şiddete dayalı çözüme endekslenmiş darkafalılığının bedelini ödüyor.
* * *
Geçen yıl resmi Nevruzu bir hafta önceden başlatan sen, bu yıl Nevruz, gününde kutlanır diye tutturdun.
Daha kaç bayramı izne bağlayacaksın Devlet Baba?
Hapishanelerin doldu; daha kaç kişiyi tutuklayacaksın?
Dağa militan taşıyan çocuk servislerini yoldan çevirerek, şiddet karşıtı aydınları hapsederek, barış yanlısı politikacıları dövdürerek, köşe yazarlarına yüklenerek bu işin üstesinden gelebileceğini mi sanıyorsun?
Yasak kararınla asıl provokasyonu sen yapıyor, Bunlara dayak bile az diyenlerle, Bir bayramı bile çok gördüler diyenleri birbirine düşman ediyorsun.
Birbirinin çığlığını duymayan, komşusunun şehidine ağlamayan, asırlardır birlikte kutladıkları bir bayramda bile ayrı ateşler yakan bir ülke yaratıyorsun.
Kangren hale getirdiğin meselenin çözümü için silah sıkmak, operasyon yapmak, caka satmak dışında bir politikan var mı?
Yoksa ılımlı Ahmet Türke yaptığın gibi, Karşı çıkanı gaza boğup polise yumruklatır, bastırırım diye mi düşünüyorsun?
Öyleyse korkarım yarın, çocuklarını görünce onları çok arayacaksın.
bu sene daha da haddini aşarak, pkknın itleri ve cahil insanlar tarafından boku çıkarılmış kutlanılmaması gereken bir gün haline gelmiştir.. ateş yakma olayını yanlış anlamışlar sağı solu ateşe veriyorlar ve iş yerlerini (maddi zararlarla) yakıyorlar. siz bu zorbalıkla soluduğunuz hiç bir havayı haketmiyosunuz. bir zorba, bir zalimden kurtulmanın bayramı zorbalıkla kutlanıyor. oturun bir düşünün bu ne yaman çelişki. baharı götürüyor kara kışları getiriyorsunuz.
Zerdüşt tarafından miras bırakılan ve birçok kültürde bahar bayramı adı altında kutlanan Nevruz maalesef ülkemizde ağzımızın tadını bozan bir meydan muharebesi algısından öteye geçemiyor. Güncel ve günden olması nedeniyle diğer kültürlerden değil, ülkemizde özellikle Kürt kökenli kardeşlerimizin sahiplendiği bayramdan bahsetmekte ve biraz da aynaya bakmakta fayda var.
Hikâyeyi bilirsiniz. Kürtlerde Nevruzun Demirci Kawa Efsanesine dayandığına inanılır. Kürt mitolojisindeki Kawa efsanesine göre, günümüzden 2500 yıl öncesinde Asurlu Zuhak adında zalim bir kralın emri altında yaşayan Kawa adında bir demirci vardır. Bu kralı tasvir ederken bir canavara benzetirler ve efsaneye göre her iki omuzunda da birer yılan bulunduğunu söylerler. Sözde bu kral, her gün bu iki yılanı beslemek için Kürtlerden iki genci sarayına kurban olarak getirtip aşçılarına bu iki çocuğu öldürtüp beyinlerini yılanlarına yedirirmiş. En sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel adlı iki kişi kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarırlar. Kralın yılanlarını beslemek için kurban edilen çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar. Böylece ellerindeki bir insan ile kestikleri bir koyunu karıştırarak yılanlara verip her gün bir çocuğun kurtulmasını sağlarlar. Saraydan kaçırılan bu çocukların Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline getirilirler. Demircinin liderliğindeki bu ordu bir 20 Mart günü zalim kral Zuhakın sarayına yürüyüşe geçer ve Kawa kralı çekiç darbeleri ile öldürür. Bu zafer nedeniyle Kawa etraftaki tüm tepelerde ateşler yakar ve yanındakilerle birlikte kutlamalar yapar. Böylece Kürt halkı zalim kral Zuhaktan kurtulmuş olur ve ertesi gün ilkbahar gelir.
Bu miti (mitolojik hikaye) ilk öğrendiğimde bırakın buna inanmayı bir hikâye olarak bile ilginç bulmamıştım. Olsa olsa bir çizgi film senaryosu olur, diyebileceğim bir metin algısı oluşmuştu. inanma ihtiyacından doğan saçma bir hikâye kurgusu
Ama en az bu hikâye kadar inanamadığım ve saçma bulduğum bir başka olay daha var. O da maalesef günümüzde yaşanan Nevruz Meydan Muharebeleridir.
Bu toplum varlığını sürdürdüğü her dönemde, her çağda çok büyük acılar çekmiş; acılarından sabırla çıkmayı ve bahara kavuşmayı başarabilmiş insanlardan oluşur.
Bu toplum Komşusu açken tok yatan bizden değildir. sözünü hep önemsemiştir.
Hangi dinden, mezhepten olursa olsun insanlık ve komşuluk ilişkilerini kokusu gitmiştir düşüncesiyle pişirdiği yemeği bölüşerek imar etmiştir.
Gelen tabağın geriye boş gönderilmediği bir insani ilişki metodunu dünyanın bütün sosyolojik tanımlarına meydan okurcasına hayatın merkezine yerleştirmiş ve kadim bir medeniyet inşa etmiş toplumdur.
Evet, bu toplum büyük devrimler ve büyük acılar yaşamıştır.
Evet, bu toplum büyük savaşlar, büyük darbeler ve büyük kırılmalar yaşamıştır, ama hiçbir zaman hıncını sokaklardan, aynı toplumda yaşayan bir başka kardeşinden, sokaktaki masum Seraplardan, belediye otobüslerinden, işyeri taşlamalarından almamıştır.
Bu toplum savaş algısını bile yaşlılara, çocuklara, kadınlara dokunmamak üzerine planlamış insan öldürmeyi, ülke fethetmeyi değil; insan fethetmeyi amaçlayan bir medeniyetin temsilcisidir.
Bu toplum, bir haksızlık karşısında masumiyetini cezalandıranları Allaha havale edip tevekkül kuşananların yaşadığı dünyanın en gerçekçi adalete duygusuna inanların yurdudur.
Siz bu topluma ne yaptınız böyle?
Sabah işe gelirken radyoda haber bültenleri yeni bir dünya savaşından bahseder gibi tedirgin edici uyarılar yapıyorlardı.
Neden?
Sokaklarımızı kan gölüne çevirecekler. cümlesini bu ülkede kendine yakıştıracak tek bir Kürt var mıdır?
Varsa neden kendini Kürt diye tanımlar?
Neden Bizi ötekileştiriyorsunuz derken ısrarla bu kimliğe vurgu yaparak asıl ötekileştirmeyi kendi yapar?
Neden Kürt Türk, falan filan değil; her şeyden önce insan olduğumuz unutulur?
Hangi aklı başında insan, içimizde açan bahar çiçeklerine Molotof kokteyliyle saldırır?
Hangi insan cani bir terör örgütünü içinde bahar geçen bayrama ortak edebilecek kadar çıldırmıştır?
Sorular sorular sorular
Üstelik ortada bir bayram varsa bu sadece falanın filanın değil, bu toplumun bayramı değil midir?
Bugün ötekileştirildiklerini iddia eden Kürtler meydanlarda beraber bu bayramı kutlamak istesek, Türk bayrağının açılmasına izin verecek erdemi ve olgunluğu gösterebilecekler midir?
Ellerine kaldırım taşı, Molotof kokteyli vererek çocuklarına polis taşlatan ailelerin amacı bahar geliyor diye kutlama yapmak mı, yoksa zalim kral Zuhakın intikamını bu ülkenin güvenlik kuvvetlerinden almak mıdır?
Esenyurtta iETT otobüsüne atılan Molotof kokteyli yüzünden yanarak ölen Serap, hepimizin kızı değil miydi?
Diyarbakırda dershaneden çıkan öğrencileri bombalamak Zuhakın yaptıkları kadar zalimce değil mi?
Bir kere de meydanlara toplanıp Kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia eden bu zalimlere karşı Defolun! diye bağırmak niye kimsenin aklına gelmez?
Siz ne yaparsanız yapın:
Bu ülkenin insanları kandil geceleri birbirleri için dua etmeyi bırakmayacaklar!
Bir bayram namazı çıkışında tanımadığımız insanlara sarılarak kardeş olmaya devam edecekler!
Kurbanlarını ayrım gözetmeksizin dağıtmaya; uzakları yakınlaştırmaya devam edecekler!
Siz ne yaparsanız yapın, bu toplumun insanları birbirlerini sevmeye, bir arada yaşamaya ve birbirlerine çorba pişirip götürmeye devam edecekler.
Siz ne yaparsanız yapın, zalim Kral Zuhakın elinden sizi kurtaran iyi insanlar var olmaya devam edecek.
Ve bahar kursağımızda bıraktığınız yaşama sevincine rağmen gelecek.
belirli bir topluluğun kendilerine yonttuğu bayram. bu bayram dünyanın en eski bayramı olma özelliğini taşır. orta asya kökenlidir ve bu bayramın diğer halklar tarafından tanınmasıda göçebe orta asya kavimlerinin (türkler, moğollar) bu halkların yaşadıkları bölgeye nüfuz etmesiyle olmuştur.
kürtler, iran mitolojisinde yer alan demirci kawa efsanesi'ne dayandırarak sahiplenmeye çalışmakta ve kutlama adı altında pkk mitinglerine, terör olaylarına yol açmaktadırlar.
asırlardır tüm asya ve kafkasyada baharın gelişi ve eski türk takvimlerinde yılın başlangıcını kabul eden diğer adı ergenokan bayramı olan halis mulis türk bayramıdır ayrıca dünyanın en eski bayramlarından biridir. Tüm türklerin kutlaması gereken türk olmayan kendisini türk hissetmeyen ve bu yüzden anadoludan ve türk kültüründen ne çalsam kardır diyen bazı kapitalizmin çakma komünist köpekleri diye adlandırdığım hıyarağalarının çalmak için didindiği bayramdır ayrıca... Nevruzun renkleri yeşil kırmızı ve sarıdır tüm türkler bu renklerle çoşar bayramda çünkü bu renkler cümbüşlüdür bahardır ihtişamdır türklükte ama yine bu kapitalizmin çakma komünist köpekleri bu renkleride bizden çalıp yarak kafalılardan oluşan bir örgüte ve asla olmayan bir devlete bayrak yapmışlardır.
nevrow değildir nevruzdur ayrıca nevruz bayramı adını daha sonradan bu şekle almıştır daha önceleri ergenekon adı ile anılan bayram ilerleyen dönemlerde adını farsçadan almıştır. yani bazı mankafalar newroz nasıl türk bayramı adı bile kürtçe diyebilir hayır nevruz bildiğin iran dili yani farsçadır...
Tüm türklerin bahar bayramını kutlarım. Ne mutlu türküm diyene.
Aslen Orta Asya ve Türk Kültüründe Var Olan Ama Türkiye' de Sadece Azeri Türklerinin Kutladığı Bahar Bayramıdır. Afişlerde Göründüğü Üzere Bu sene Halkalı Aşura Meydanında Gene Kutlanacaktır.