Nefes filmi milliyetçilik üzerinden militarist bir anlayışı meşrulaştırmaya çalışıyor.Filmi izledim yani. Eski dönemlerdeki yada kurtuluş savaşında düşman belliydi. Net bir cepheleşme vardı. Her kim olursa olsun ölen insanlar boşa ölüyor.Acıyorum ailelerine. Anti militarist bir bakışla çekilseydi birçok soruna ışık tutmuş olurdu.
Kuru kuruya milliyetçilik yapılmasın. Bir şeye karşı olmak yetmiyor. Karşı olunması gereken çok şey var.
Amerikan yada ingiliz her türlü emperyalist sömürüyü reddedip karşı çıkacaksın.
Savaşmak için değil barışı sağlamak için yaşayacaksın.
Eğer sen gidip ölmüyorsan başkası adına konuşamazsın. Birgün ateş üzerine düşer ve ölen askerin ailesinin dünyalarının ani çöküşünü görürsün.
tam da tsk'nın kafatasının röntgenini çeken tüm kafa tomoğrafisini önümüze koyan ve o minvalde adeta ısmarlama, konsept bir film. zaten tsk'da devamlı süretle tüm birimlerinde defaatle milyonlarca kere askerleri bıktırana kadar izletmesi onun göstergesi. ve gelelim verdiği mesajlara en ibretlik en ana mesaj tüm film boyunca görülen, bölgedeki halktan yalıtılmışlık neredeyse bir kolonyal bölgedeki denetim karakolu havası.bu da adeta tsk nin tüm zihni yapısını ve tüm bu olayların bu reddeye gelmesinin ve bu çetrefelli durumun en büyük müsebbibi. tüm bölgenin adeta silah gölgesinde huzur vermenin çarpıcılığı da bir başka nokta . diğer nokta peygamber ocağı denilen kurumun dinle mesafesinin neredeyse bir kutuptan diğer kutup kadar olması..ve tek indirgendiği nokta da "ölün aslanlarım şehitlik sizi bekliyor" noktasıdır
gelelim en son ve de zurnanın zırt dediğinokta, o da ..tüm karakol yerle bir ortalık kıyamet, her yer yaralı dolu lakin bizim mehmetçik-ki bu tsk'nın direk bir mesajı- atatürk büstünü yerine koymaya çalışıyor, tam da batan geminin direklerini boyama hesabı..
hülasa azizim seksen yıl oldu hala 1930'ların kafası zihniyeti..bu kafayla giderse korkarım daha çoook nefes filmi çekersiniz,lakin millete yazık...
amerikan savaş filmlerini ayıla bayıla izleyen türk ergenlerinin burda eleştirdiği film. E be amına koduklarım, siz sıcacık koltuğunuzda filmi ya da onları eleştiresiniz diye mi bu adamlar vatanı korkuyorlar! Vatan haini göt laleleri sizi.
yenilerde ortaya çıkan bir türk yapımı filmdir. içeriği ise doğudaki askerlerimizin terr örgtüne karşı mücadelesidir.askerimizin çektiği zorlukları çok iyi anlatmıştır.gurur duyuyorum.
filmden elde edilecek para türk silahlı kuvvetleri' ne gideceği için reklamı fazlaca yapılmış, abartılmış filmdir.
hiç etkileyici değildi, konu yüzeysel olarak ele alınmış ve kopuk. çatışma sahnesinde ne olduğunu anlamıyorsunuz bile, oldu bittiye getirilmiş. sadece mehmetlerimize duyduğumuz sevgi filmi beğenme zorunluluğunu doğurdu bilinçaltımızda o kadar.şimdi oradaki türk askerlerinin yerine ingiliz askerlerini koyalım ve filmi değerlendirelim. sonuç?
bir sürü yavşak, adi, şerefsiz, sağda solda karıyla kızla fink atarken, ana kuzusu bir kaç gariban orda can verecek. film yapacaklar, ne şiş yansın, ne kebap. sonra da adına vatan sağolsun koyacaklar, oldu. neden orda filmde öykülenenlenler arasında zengin çocukları yok? nerde bürokratların veletleri ? başbakanın çocuğu pembe teskere mi aldı ? neden gitmiyo askere? gariban ananın babanın iki tane evladı var, ikiside feda olsun, sonra ağlayan anaya sov yapma ,kalan evlada ananıda al git, askerlik yan gelip yatma yeri değil... ama oğlun yakının hısımın akraban alsın yürüsün. ne güzel memleket ya!!! işte bu gibi durumlarda memleketimin insanına diretilen, ezberletilmiş söz. demem, kesinlikle demem...
belki de en can alıcı noktasında allahu ekber sesini duyduğum filmdir. hani gece kalkıp sevgilisiyle telefonla konuşmak isteyen asker kafasından vurulduğunda, işte o anda sabah ezanı başladı da tüylerim oldu diken.
"nasıl anlatırım burayı da ankara kadar çok sevdiğimi" dedi komutan.
-kayalardan oluşmuş dağlar için canını verdin komutan, daha ne anlatıcan *.
eleştirilmemesi gereken bir filmdir. ajitasyonmuş. 85-95 arası onlarca yaşanan hikayeden biri aslanım o. hangimiz dagcı komando olarak askerlik yaptı da böyle ahkam kesiyor. burda tsk yı ya da gariban diye tabir ettiğimiz asker kesimini tartışmak anlamsız. ortada bir gercek var ve bu film bunu yansıtıyor mu yansıtıyor. sistem eleştirilebilir tamam ama en basitinden filmde gerceklesen telefon görüşmeleri hangimiz etkilenmedi bundan.
empati kuranın hatta tarihsel empati kuranın anlayabileceği bir filmdir bu film.recep ivedik izleyin siz orda ne de olsa ajitasyon yok.
--spoiler--
-evet sen orda vatanı savunuyorsun ben senin sayende rahat uyuyorum dogru haklısın.
--spoiler--
--spoiler--
bu filmde yandaşlık yok. bu film terörün en cafcaflı zamanında bir grup askerin ne zorluklarla vatan sağolsun diye sağ kalma mücadelesi. baktığın zaman bu konudaki politikaların ne kadar yanlış olduğunu da anlatabilen bir film. zamanında sırf kaçakçılık için yapılmış, savaş bölgesi için uygun olmayan dört duvar arasına o kadar insanı sıkıştırmak ölümlerini hazırlamaktır. sürekli saldırı konumunda olması gereken askerlerin günlerce geleceğini bildiği baskın anını bekledikleri ve bunların hepsinin gerçek olduğu için insanı tekrar tekrar düşündüren film. birde filmi bizim gibi taraflı bakmıyor diye karşı tarafa ait göstermek bana ilginç geldi. özellikle doktor ve komutanın telefon sahneside küfürlere takılmazsanız gayet önemlidir çünkü haklı veya haksız farketmez iki tarafında neden yaptığı, karşı tarafa tam olarak nasıl baktığını garip kavramlarla değilde net ve sade anlatabilmiştir. ayrıca sonunda hem komutanın hem de terörist grubun başının öldürülmesi bu savaştan kazanan çıkmayacağını güzel bir sonla vurgulamıştır.
--spoiler--
cumartesi fox'ta 22:15 te veriliyor film. izleyin, çünkü bu konu hakkında bir daha böyle film gelmeyecek. osman sınav filmleri gibi ucuz kahramanlıklar yok. savaşta sadece sivilin değil, askerin de ölmesinin trajedi olduğunu anlatıyor bu film. o büyük gişeli rambo filmleri gibi askeri ölüm makinesi olarak göstermiyor. hemde bütün bunları hiç sıkmadan gerçekleştiriyor. ayrıca o çatışma sahnesinden ayrı film çıkar.
1-2 yıldır fragmanlarıyla insanları meraka gark eden, türk askerinin tarafından bakarak, güneydoğu'da yıllardır yaşanan savaşı küçük bir karakol özelinden anlatan film. filmin öncelikle sinematografik anlatımına baktığımızda, başarılı bir film olduğunu söyleyebiliriz. oyunculuklardan tutun da görüntü yönetmenliğine, görsel efektlerine kadar iyi bir türk filmidir. sadece çatışma sahnesinde biraz abartı vardı diye düşünüyorum. patlama ve vızır vızır kurşunların ışıkları anlamında. yoksa yaşanan çatışmanın yoğunluğuna hiçbi şey diyeceğim yok. bir de müzik konusunda bi şeye takıldım. filmin tema müziği bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama fazlaca schindler'in listesinden etkilenmiş gibi geldi. neyse.. film 1993 gibi pkk ile çatışmanın en yoğun olduğu dönemlerden birinde geçiyor. ve türk askerinin donanımsız karakollarda, baskın yiyeceğini bilerek hayatını sürdürme psikoljisini düşününce insan, içi titremeden edemiyor. şimdi, bugüne kadar sözlükte tartışılan bir sürü şey gördüm, okudum bazen kendim de içinde oldum bu tartışmaların. o yüzden şimdi biraz üstü kapalı yazacağım. film militarist bir film olarak değerlendirmek çok doğru değil, ama militarist ögeler barındırıyor. milliyetçilik dersen vatan var, bayrak var, atatürk heykeli var ama vatan millet sakarya diye bağırdığını düşünmüyorum gene de filmin.. -:(yeri gelmişken söyliyeyim, finalde büstü taşıma sahnesi nedir? var mıdır böyle bi şi, realitesi nedir. herkes bu sahneyi gözü yaşlarla izler, o ayrı. ama böle bi şi yok. kendinizi o karakol baskınındaki askerlerden birinin yerine koyun. baskın bitmiş, şoktasınız, herkes ölmüş, karakol harabe.. hanginiz böyle bi şi yapar, dürüstçe cevap verin.) önemli bi şey daha var filmde. filmin sonunda komutanını, orhan'ı ve diğer askerlerini kaybeden diğer rütbelinin, pkk militanına silahı doğrultup ama öldürmemesiyle verilmeye çalışan mesaja karnımız tok. 30 yıldır süren bu savaşta neler yaşandığını biliyoruz. bunu bi geçin.- ama dikkat edin asker çocuklara.. herkes evini, sevgilisini düşünüyor, konuşuyor. çünkü böyledir asker. kendi deneyimimden yola çıkarak söyliyeyim, antep'in suriye sınır karakolu'nda, 5,5 ay boyunca bir askerden bile vatan millet sakarya edebiyatı duymadım. herkes bitse de gitsek modundaydı. bu bi gerçek. ister sevin ister sövün. filmde de ölürsek şehit miyiz, uykuda ölürsek neyizlerin peşindeler çocuklar. bunlar gerçekçi diyaloglar. bunlar konuşuluyo çünkü askerde. film antimilitarist bir film de değil tabiki. küçük bir karakolda türk askerinin yaşadıkları anlatılıyor işte. ve gerçekçi bir dille. ama bu savaşta kimse haklı gösterilmiyor. çünkü yüzbaşı'nın da dediği gibi "savaşta ya katil olursun ya da kurban" neyse söylencek şey çok ama toparlıyorum... siz ölünce neler olacağını çok güzel anlatıyor yüzbaşı. 45 sn.lik haber malzemesi, geride kalanların feryadı vb. bunlar da çok doğru. gördük hepimiz bunları. ama bi cümle de şunu söylesenize artık; 30 yıldır iki taraftan da can verildi. niye? niiyeee?!!! bugün bu meselenin çözümü adına konuşulabiliniyor olması için bu canların verilmesi mi gerekiyordu? gerekiyor muydu?!! yarın kürtlere bu topraklarda bizim kadar özgür ve kardeşçe yaşanacak haklar verildikten sonra, dönüp bi arkaya bakıcaz heralde. bakın bundan seneler evvel kürt kelimesini telaffuz edemiyorduk! şimdi televizyon kürtçe yayın yapıyor. yarın kürtler ve türkler kardeşçe yaşayacak. bu olacak. peki ya ölen onca insan... hııı... bu savaştan çıkar sağlayanlar, körükleyenler, gencecik insanları ölüme atanlardan hesap sorulmicak mı? darbeci ressamlar gibi yargılanmadan yaşamalarına göz mü yumulcak. ya o ölen türk ve kürt çocukların sevgilileri, aileleri, çocukları.... ya onların acıları... ben size diyim, hepsine yazık oldu! devlet isteseydi, her şey daha farklı olabilirdi. bakın bugün devlet onaylasanız da, onaylamasınız da bi şeyler yapıyo, demek ki yapılabiliniyormuş. 30 yıldır aklınız nerdeydi!