mısır firavunu ramsesin, bir tapınakta karşılaştığı ve güzelliğine vurulduğu ramses ile evlenen, ramsesin aşkının bir simgesi olarak onun için bir piramit yaptırıp 'güneşin parladığı kadın' yazdıran, erken yaşta bir hastalıktan dolayı ölen ilk eşi. ayrıca ikinci eşi için (bkz: iset).
ikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar
sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde.
ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
geriye ne kaldığını bilmiyordum.
seni tanıyana kadar...
ama farkındaydım yine de
ne zaman seninle olsam
tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah.
şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum...
hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden...
malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
ben sende yolları sevdim
dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı
ağaçlarla kaplı yolları..
ikimiz de acemi birer aşıktık aslında
ve çoğu defa ne yapacağımızı bilmeden
serseri dolaşırdık yollarda..
ben sende ülkemi sevdim
hüzün dolu yağmurları,mor kanatlı turnaları
ben sende rüzgarı sevdim
alıp götüren yılları,saklı kalan umutları
ben sende yolları sevdim
yüreğinden gelip geçen sevda yüklü katarları
ben sende seni sevdim
avuçlarken yüzünü
yahut dokunurken sessiz..
ne yeminler bozdum
geceler büyürken sensiz
ne yeminler bozdum
yıllar geçerken sitemsiz
ne yeminler bozdum
tarifi bile imkansız
senin için ey karagül!..
benim yuzumden caylak olmus yazardir. ustelik o caylakken ben utanmadan sozlukte fink atiyor oraya buraya entryler giriyordum... hani resmen "senin yasin kucuk benim sucumu ustlen, ben sana mapusta bakarim merak etme" diyerek sonra kurbani icerde curumeye birakan, filmlerdeki kotu adamlar gibi hissediyorum kendimi... belki daha bile kotuyum lan sozluk. ama vallahi haberim olmadi bak.*
-bal gibi de yazıyo işte, "mütevazimi olmaya çalışıyo acaba lan" yazarı.
-e bu bildiğin oyluyo da, "kolay oylamam diyerek bize ne anlatmaya çalışıyo" yazarı.
bide şimdi farkettim ki, sen nesin böyle lan yazarıdır. dedikleri yaptıklarını tutmaz, bi dediği bi dediğini tutmaz, sağda solda bi havalanmalar, artistlikler... "bırakın lan beni" filanlar, ne ayaksın nan, delikanlı ol lan biraz. hayır yüksek kademelerde dayıları da var şahsının...* büyüksün abi, saygı duyarım...
yemeğimi yarım bırakıp, koşa koşa nickinin karşısına geçip, bir manyak misali afedersin, yazdığım şu satırların sonuna gelirken belirtmeliyim ki, candır o can. severiz biz onu, saygıda da kusur etmemeye çalışırız tüm ahali..
sadece beğendiği yazarların yazılarını takip edebilmek için sözlüğe kaydolmayı düşünmüş, ilk entryleri girerken yazmak güzel gelmiş bir yazar bozmasıyım aslında. yani gerçekten yazarım diye bir iddiam olmadı hiç bir zaman iyi de yazamam zaten biliyorum kendimi. ama iyi okucuyumdur.
eksi oy vermeyi sevmem artı oyu da kolay kolay vermem. çok da fifi diyenler olabilir saygı duyarım.
ilk kaydolduğumda farkında bile olmadan mona rosa yazmışım. sevdiğim bir şiirdir kendisi hep bana yazılmış olmasını istemişimdir ama erken davranmış sayın karakoç. *
neyse başladık biz de yazmaya. (yazmaya çalışmaya) yazdıkça yazmak istiyor insan. baktım eğlenceli olmaya başladı bu iş. dedim olacaksa tam olsun. ama şu ismimi değiştirmem lazım. mona rosa çok mülayim bana böyle daha karakteristik mi mistik mi artık ne bileyim daha değişik bir isim lazım.
sonra muhabbet ettiğim sayılı kişiler arasında ama muhabbet ettiğim diğer insanlardan daha fazla sevdiğim bir yazara danıştım. dedim böyle böyle ben değiştirmek istiyorum diye. tamam dedi. ne olsun? anam dedim, ne olcak lan benim adım? düşünüyorum düşünüyorum yok! önüme gelen sayısız teklifi geri çevridim. *
sonra nefertitiyi önerdi yazar dost. kulağa hoş geliyor. anlamı da güzel. e beni de anlatıyor ayıptır söylemesi * tamam dedim olsun. yazdım derdim var a. bekleyemedim cevabını. sonra moderatörümüz salcayı online gördüm msj attım. dedim böle böle.. değişecek yolu yok. nefertiti istiyorum ben. tamam dedi. birkaç dakikalık sessizlikten sonra mesaj geldi. heyecanla baktım ne göreyim! nefertiti adlı bi üye varmış zaten. beynimden vurulmuşa döndüm. tepkimi belli edince acıdı galiba yardımsever modumuz yardım etti. nefertari olsun dedi. şaka yapıyor sandım önce. o ne be dedim nektari gibi. * sonra şöyle böyle derken kulağıma hoş gelmeye başladı. değiştirdik.. isim babamız da imhotep ve salca oldu. kavga etmesinler hem ikisinin de gönlü oldu. *
şimdi de kullanıyoruz bakalım. ama hala okuyucu olma taraftarıyım belirteyim.
edit: nefertaaaari diye uzatarak okunmasın arkadaşlar. bir anda çıkıverince daha karizmatik oluyor. *
imhotep'in itirafini iftira olarak değerlendiren yazar. ' yalan söyler o ben bilirim, hep yapar, daha önce yapmadiği $ey mi ayol' gibi söylemlerde bulunarak asil iftiranin kralini atmi$ yazar.
nefertari; ramsesin aşk ile baglandigi,sonsuza kadar sevecegini düsündügü tek kadindir.
yani ramses güzel iset ile bedensel zevkin ötesine gecememistir.
nefertari zeki, ağır, oturaklı ve ramsesin yokluğunda krallığı taşıyabilecek cesaret ve kudrete ve firavun eşi olabilmek için tüm meziyetlere sahip, tanrısal güçleri olan bir kadındı.