üzerine çok yüzeysel tanımlar yapılan ciddi bir rahatsızlık. ciddi bir rahatsızlık çünkü bu narsistler öyle berbat, öyle iç görüsü eksik insanlardır ki kendilerinin ne olduğunu hiç kabul etmeyeceklerdir ve ona ne olduğunu söylediğinizde haklı olduğunuz halde usta manevralarıyla sizi doğru olandan yana şüpheye düşüreceklerdir. çok profesyonellerdir. ve çoğu ölene dek narsist olarak kalırlar çünkü kendilerindeki aşırılığın farkına varmaz, vardıklarında inkar eder ve düzeltme yoluna gitmezler. yetiştirdikleri çocuklar ya kendi baskınlıklarından dolayı çok sinik ya da kendilerini rol model aldıklarından dolayı evebeynleri gibi narsist olurlar. yani sağlıklı bir birey yetiştirmeleri de zordur. bu tarz bireylerin artışının toplumda belli sorunlar yaratacağını düşünüyorum. burada uzun açıklamalarla bir narsisti nasıl teşhis edebileceğinizi ve kendinizi onun karşısında nasıl koruyacağınızı (koruyacağınızı diyorum çünkü; normal ve iç adaleti gelişmiş biriyseniz kolay kolay alt edemezsiniz, bunun için onun gibi yırtık olmak gerekiyor) anlatırım ancak gerek duymuyorum.
Son dönemin popüler lanetidir. Mitolojiye baktığınızda bu psikolojik durum çok çok sewneler evvel kavranılmış ve detaylandırılmıştır. (bkz: narkissos) Fakat günümüzde yaşananı daha ağır ve etraf için yıpratrıcıdır. Ailede bir narsistle yaşamak -canınızdan can biriyse- sürwekli ılımlı,sabırlı ve oldukça ince düşünmeyi gerektiriyor. çok yorucu...
Narsisizm veya özseverlik, kişinin
kendisine tapması, kabaca tabirle
kişinin kendisine aşık olması
olarak tanımlanan bir terimdir .
Farklı tanımları ve kullanımları
mevcuttur.
Sigmund Freud Narsisizmi ‘Dış
dünyadan soyutlanan libidonun
(cinsel enerji) egoya (ben)
yönlendirilmesi’ şeklinde
açıklamıştır. Yani libidonun büyük
bir depoda toplanır gibi egoda
toplanması ve daha sonra
nesnelere yönlendirilmesi; fakat
kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya
yönlenmesi durumudur.
Bebek dış dünya ile ilişki
kuramadığı erken bebeklik
döneminde gerçek bir narsisizm
durumu içindedir. Libido dış
dünyaya yönlendirilmemiştir.
Bebeğin nesneleri 'ben olmayan
nesneler' olarak algılaması aylar
alır. 'ben' ve 'ben olmayan'
arasında bir ayrım yapamaz. Dış
dünyaya ilgi duymuyordur ve dış
dünyada bile değildir. Bebek için
tek gerçek kendisidir. Acıkması,
susaması, üşümesi bebek için tek
gerçekliktir. Bu durumu 'birincil
narsisizm' olarak tanımlanır.
Bebek büyüdükçe dış dünya ile
ilişkileri artar ve dış dünya
kurallarını öğrenir. Giderek
libidosunu nesnelere yönlendirir;
nesne sevgisi ve giderek nesnel
düşünce ağırlık kazanır. insan her
ne kadar libidosuna nesne
bulabilse de mutlaka görece olarak
bir ölçüde narsisist kalır. Bu
durumu 'ikincil narsisizm' olarak
tanımlanmıştır.
Narsisizm insan için yaşamını
sürdürebilmesi açısından bir
ölçüde gereklidir. Bazı
durumlarda; kişinin narsisizmi
toplum için, hatta kendi akıl
sağlığı için makul oranlarda
değilse; kişi akıl hastalıklarıyla
karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik
rahatsızlıklar olan nevroz ,
paranoya hatta psikozda narsisizm
etkileri görülmektedir. Birincil
narsisizmde bebek dış dünyanın
ayrımına varmamışken; ikincil
narsisizmde dış dünya gerçekliğini
yitirmiştir.
--spoiler--
Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur.
Sigmund Freud Narsisizmi Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.
--spoiler--
Narcissus Narsist kelimesinin kökeni Eski Yunan mitolojisinden bir hikâyeye dayanır:
Herkese kaba ve kırıcı davranan, kimseyi kendisine
layık görmeyen, kendisini sevenleri aşağılayan çok
güzel, son derece yakışıklı ama bir o kadar da
kibirli genç bir delikanlı varmış. Adı Narkissos.
Onun bu kibirli ve kırıcı davranışlarından ötürü tanrılar onu, kendi kendisine aşık olmakla
cezalandırmış. Bir gün dereye bakmış, suda kendi
aksini görmüş. Gördüğü güzelliğe âşık olmuş.
Devamlı su kenarında oturur sudaki aksine
bakarmış. Ama ulaşmak sarılmak mümkün değil.
Umutsuz aşkından, acısından kederinden dolayı ince hastalığa yakalanmış günden güne mum gibi
erimiş. Su kenarında ölmüş. Tanrılar tanrısı Zeus,
kibrinden yanına varılmayan tiplere ibret-i alem
olsun diye onu güzel kokulu çiçek açan bir bitki
haline getirmiş: Nergis çiçeği (Narcissus). işte bu kendine tapma (narsisizm) hastalığına isim
olarak mitolojideki bir karakterin adı (Narkissos)
uygun görülmüş.
etimolojik olarak kökeni nergis çiçeğidir. yunan mitolojisin de geçer. yakışıklı bir avcı vardır. bir tanrının kızı buna aşık olur bu kızı pek sallamaz ve kız ölür. tanrılar bu olaya çok kızarlar ve elemanı cezalandırmaya karar verirler. yanılmıyorsam zeus elemanı kendine aşık eder. suda kendi yansımasını gören eleman o kadar sever ki kendini yemeden içmeden kesilir ve en sonunda bu da kendi sonu olur. öldüğü yerde nergis çiçekleri biter.