uzun zamandır yaşamadığım bir duyguydu. ama bu hafta sonu bunu defalarca yaşadım. önce kızımla mükemmel 2 gün geçirdim. şimdiyse gerçekten tanımak istediğim güzel bir insan tarafından mutlu edildim. bir şekilde hayatımda olduğunuz için teşekkür ederim.
yürünen her yol bakılan her yüz yapılan her eylem ona çıksın istiyoruz. Kaldırım taşları sökülür, yollardaki asfalt ayağımıza yapışır güneş doğar her gece yıldızlar kayar ama çıkmaz karşımıza. Bazen sadece çıkmaz. Dualarınıza baş tacı yapsanız da çıkmaz kovalasanız da çıkmaz.
insanı hayatı boyunca çok şanslıysa gerçek anlamda sadece iki kez bulan histir. bu yüzden gerçekten mutlu olduğunuzu hissettiğiniz anların kıymetini bilin, har vurup harman savurmayın.
“Mutluluk, on sekizinci yüzyılda sıkı sıkıya bağlı olduğu akıldan yalıtıldı ve bugün yalnızca bir tutku, yaptığımız değil ancak hissettiğimiz bir şey ve politik anlamdan yoksun bireysel bir duygu haline geldi. Sempati ve merhamet, ortaklık ve toplumsal kuruluşun mekanizmalarını sağlar ama bunlar güçsüz ve hatta gücümüzü tıkayan mekanizmalarıdır.
Dolayısıyla politik ve ontolojik mutluluk projesini anlamak için daha önceki yazarlara bakmamız gerekiyor. Örneğin Spinoza’nın felsefesi ve politikası bir neşe [gaudium], eyleme ve düşünme gücümüzün artışına işaret eden aktif bir duygulanım hedefler. Neşe böylelikle, memnuniyetin olabileceği gibi, sabit bir duygu değil, yetilerimiz arttıkça devam eden dinamik bir süreçtir. ve bugün, der Spinoza, hala bir bedenin neler yapabileceği ve bir aklın neler düşünebileceğini bilmiyoruz. beden ve aklın gücünün sınırlarını asla bilemeyeceğiz. Neşenin yolu, bizim tahayyül alanımızı genişletmek için, hissetme ve Duygulanma Gücümüzü, eyleme ve tutku kapasitemizi artırmak için her zaman yeni olasılıklara açıktır. Spinoza’nın düşüncesinde, aslında etkileme gücümüz (aklımızın düşünme gücü ve bedenimizin eyleme gücü) ve Duygulanma gücümüz arasında bir denklik vardır. aklımızın düşünce yeteneği büyüdükçe, başkalarının fikirleri tarafından Duygulanma kapasitesi de artar; bedenimizin eyleme etkisi arttıkça, diğer bedenlerden etkilenme kapasitesi de artar. Spinoza’ya göre düşünmek ve eylemek için daha büyük bir güce sahip oldukça, diğerleriyle daha çok etkileşime girer ve ortak varoluş ilişkileri yaratırız. başka bir deyişle neşe, aslında diğerleriyle yaşanan şen karşılaşmaların, bizim gücümüzü artıran karşılaşmaların ve bu karşılaşmaların tekrarlanıp kalıcı olmasını sağlayan kurumların bir sonucudur.”
Bir kişinin yaşadığı hayat, beklentisinden daha iyiyse o kişi mutludur. derler... Bu konuda bazen kendim ile çelişiyorum.
Gerçekler, beklentileri karşılayamazsa, bu, kişinin mutsuz olmasına sebep olur.
mutlu olunca böyle sevgi taşması oluyor. üste doğru kıvrılarak dudakların yay şeklini almaya hazır ve içinde tarif edemediğin bir de his... (olmazsa olmazı)