mr

    20.
  1. -içeride yaklaşık 30 dakika kıpırdamadan durmanız gerekiyor.
    -Ayıp ettin doktor ya bu olsun istediğin.

    Yavaş yavaş o tabuttan farksız borumsu şeyin içine girersiniz.
    içerisi disko gibidir.
    Dum tıs dum tıs tık tak tık tak..

    Gayet eğleniyordum.
    Hiçbir uzvumu kıpırdatamadığım için gözlerimi kırparak ritim tutuyordum.
    Çıkınca "nasıldı" diye soranlara "koptum içeride ohh süperdi" diyebileceğimi sanıyordum.
    ilk 10 dakika çıkan sesleri disko, tekno müziğine benzetip kendimi kumsalda bir kalabalık içinde dans ediyorken hayal etmekle geçti gitti.

    Yavaş yavaş kulağımdaki kulaklık sıkmaya, uzuvlarım kıpırdamazlıktan uyuşmaya, sıcak basmaya başladı.

    Sabretmeliyim, hemen bitsin ki evime gideyim diye kendime telkinlerde bulunurken beni en mutlu edecek şeyin hayalini kurmak vaktin hızlı geçmesine en yardımcı olacak şeydir bence dedim.

    Tıpbı kazanmışım, acayip kariyer yapmışım falan hayallere daldım gittim.
    Hayallerime "şuramdan şööyle bir ağrı giriyo ki yavruum böyle sanki pıçağı sokmuşunn da döndürü döndürüveemişin gibi neden olur ki o?" diyen teyzeler, her gördüğü yerde "hazır doktor bulmuşken ah kızım aha tam şu hareketi yaptığımda buramdan sanki et kopartmışlar da kedi köpeğe yem etmişler gibi ağrı gireyo bir ara sana görüneyim" diyen amcalar tecavüz etti.
    Soğudum hayalimden.

    Sonra gerçekten bu mesleği isteseydim soğumazdım, acaba bu mesleğe layık değil miyim, daha merhamet dolu sevgi pıtırcıkları mı olmalı bu hayallerin sahibi dedim.

    Sorguladım tüm hayallerimi.
    Ayıkladım çürük çarıkları.
    Makulleri kaldı heybemde.

    yarım saat geçmişti bile..

    O da ne, doktordan ses seda yoktu.
    Beklemeye devam..

    ayak baş parmağımdan başlayarak yavaş yavaş vücudumun uyuşmaya başladığını hissediyordum.
    Hayalleri bıraktığım zaman mı uyuşuyorum acaba dedim.
    Tekrar hayallere dalsam geçer miydi ?
    Ama hayalini kuracağım başka birşey yoktu ki benim.

    Aman allah' ım.
    Üniversiteden başka bir hayalim yok muydu gerçekten benim ?
    Mutlu bir evlilik.
    Bir kız çocuğu.
    Torunlarıma masal anlatmak.
    Yok muydu bunlar ?

    Bastırılmış duygularımı sorgulamaya başladım.
    Acaba evlenme, oku, kocanın eline bakma diyen büyüklerimin gazına fazla mı gelmiştim ?
    Geç mi kalmıştım aşık olmaya ?
    Yok yok.
    Daha erkendi.

    40 dakika olmuştu, ben hala o borunun içindeydim.

    Etrafı incelemeye başladım.
    Etrafta pek birşey yoktu.
    Hatta hiçbirşey yoktu.
    Boruydu işte.
    Ne bekliyordum.

    Sahi hayattan gerçekten sadece diploma mı bekliyordum ?
    Neyse neyse, bunu düşünmenin yeri burası değildi.
    bir borunun içindeydim.

    Disko müziğine benzettiğim sesler artık beynimi tırmalıyordu.
    Susuuunn arttııııkk diye bağırmak istiyordum.
    Kollarımı bacaklarımı ölümüne sağa sola sallamak istiyordum.
    Hareket etmeliydim, yoksa uzuvlarım kendilerini intihar etmek üzereydi.

    Nefes alamamaya başladım.
    50 dakika oldu neden hala buradaydım!

    O borudan çıkıp doktora "kusura bakma benden bu kadar" demek istedim.
    Ama nasıl çıkacaktım ?
    Emeklemem lazımdı.
    Kendimi o borudan emekleye emekleye çıkarken düşledim.
    Tüm karizma gider, en iyisi biraz daha sabır dedim.

    dırrr dırrr dırrr tıkk tak tık tak barrr barr..

    Ağladım.
    Evet ağladım.
    Sinirden ağladım.

    Doktorun ayak sesiyle irkildim.
    Evet.
    Evet bitmişti.
    Yavaş yavaş çıktım aydınlığa.
    gözyaşımı sildim.
    Derin bir nefes aldım.

    Kolumu salladım.
    Bacağımı kaldrıp, indirdim.

    Hiçbirşey konuşmadan giyinmeye gittim.
    Giyindim.
    Annem kapıda bekliyordu.

    - Nasıl geçti ?
    - insan insana bunu yapmaz.

    (bkz: bir mr gününde hayatı sorgulamak)
    36 ...
  2. 45.
  3. şuan annemin içinde olduğu alet.çıkardığı sesler o kadar abartıldığı gibi değil ama tabi bide girene sormak lazım. dua edelimde sonuç temiz çıksın.
    6 ...
  4. 39.
  5. Yeni çıktım da geldim. kafamı zikti yeminle bir sağdan bir soldan garip garip sesler çıkartıyor. görevli de kalkmış kapalı alan korkunuz var mı diyor. ömrümde kaç kere mezar gibi yere girdim ne bileyim yoktur herhalde dedim. dipçik ya.
    4 ...
  6. 22.
  7. aşırı seslerin tetiklediği migren hastalığım için doktor benden mr çektirmemi istedi. o cihazı düşünmek dahi yeterince rahatsızlık verirken, kendimi sakinlikle telkin ederek sarıp sarmalanıp uzandım içine. ben ışın, kıvılcım beklerken garip garip sesler başladı. bitmek bilmeyen bir yarım saat, sanki hiçbir yeteneği ve eğitimi olmayan birine çeşitli enstürmanlar verilmiş de kafasına göre çalıyormuş gibi seslerle yankılandım. bitince koşarak kaçtım hastaneden. peki ya sonuç?
    -migrenim tuttu. iyi mi?!
    4 ...
  8. 40.
  9. röntgenin daha detaylısıdır. vücuda manyetik dalgalar göndererek vücudun tüm bağlarını sinirlerini gösterir filmlerde. geçen gün yırtık olan dizim için emara girdim allahtan sadece belden aşağım içeri girdi başım dışarıdaydı. bütün bedenim girince ölmeden tabuta sokmuşlar gibi hissediyorum bir de onun sesi yok mu müthiş.
    4 ...
  10. 6.
  11. radyolojik bir görüntüleme yönteminin kısaltması. manyetik rezonans görüntüleme cihazı gürültülü ve büyük bir fıçı şeklindedir. çalışma prensibi oldukça basittir. aslında çok kuvvetli bir mıknatıstır. o yüzden çekim odasına metal nesnelerle girilmesi yasaktır. çekim odasının bir ucundan bırakacağınız topluiğne veya anahtarlık son sürat cihazın içine doğru yol alır ki görüntü insanı afallatacak derecede muhteşemdir. çalışma prensibinin özünü kabaca, çok kuvvetli manyetik alana giren insan vücudunun içindeki hidrojen atomlarının kendi başlarına dönmeyi bırakıp bu kuvvetli manyetik alanın büyüsüyle hareket etmeleri oluşturur. bir stad dolusu insanı hidrojen atomlarına benzetecek olursak uzaktan baktığınızda bir güruh olan bu topluluk meksika dalgası yaptığında hoş bir görüntü oluşturacaktır. mr filminde ise bu manyetik alana kapılmış ve meksika dalgası yapan atomların arasında bu düzene uymayan hücrelerin varlığı buradaki patolojiyi siyah-beyaz ortaya koyar.
    (bkz: akbank reklam filmi)
    4 ...
  12. 55.
  13. mr: mental retardasyon. (zeka geriliği)

    sizin bahsettiğiniz görüntüleme yöntemi ise mrı'dır.
    mrı: magnetic resonance imaging.

    ayrıca geçmiş olsun.

    e:imla.
    4 ...
  14. 44.
  15. Şu an bir 45 dakika, “tak, tak, tak” “vvvvuvvvv” sesleriyle zaman geçirmek istediğim cihaz.

    Kapatın her yanımı, atın tabuta. Deprem sesleri falan gelsin.
    5 ...
  16. 18.
  17. sinir bozucudur. kıpırdamadan durduğunuzdan dolayı canlı canlı tabuta girmiş gibi olursunuz ve yüksek desibelli sesler çıkarır; içinde süre geçmek bilmez.
    3 ...
  18. 29.
  19. çekildikten sonra yorumlara bakınca bir "ulan ben acaba yanlışlıkla farklı bir şey çekilmiş olmayayım?" diye bir an şüpheye düşmedim değil. tabut mabut ölüm kalım bir şeyler yazmış millet. sadece bana mı eğlenceli geldi bu alet yoksa benim mi psikolojik sorunlarım var?

    emin olun ki tıpta mr çekiminden çok daha korkutucu şeyler var. strese girmek heyecan yapmak daha önceden abilerinizden ablalarınızdan duyduğunuz hürafelerden kaynaklı. öncelikle zevkle içine girmeniz gereken bu kapalı mekanın,-kapalı sayılmaz tünel gibi aslında baş ve ayak kısımlarında çıkış var" yoktan yere sırf ibnelik olsun diye sizleri korkutan abiler ve ablaların hatrına şunları belirteyim,

    öncelikle gecenin bir yarısı radyoloji bölümüne geldiğimde, müzik eşliğinde çay içen görevliler beni gördüğünde tıpkı sağlık bakanlığının reklamındaki gibi "b.. bey siz misiniz? biz de sizi bekliyorduk" diyerek aklıma o an gelen bu reklam bir kaç dakika sonra başlayacak olan gülme krizinin temellerini atmış oldu. -tabi bu muameleyi ben parasıyla satın aldım o ayrı *-

    üzerimizde metal hiçbir şey olmaması gerekir. eğer düğmelerde varsa da oradan kumaş pantolon pijama tarzı şeyler verecekler. içeri girmeden önce de rahat ol kafana göre takıl gibi şeyler söylendikten sonra." yani kafana göre takıl derken kapa gözünü uyu rahat ol hareket etmemen lazım" diye de hatırlatılır. tabi arkadan da bir yandan hastayı rahatlatmak için düşünülmüş kuş cıvıldamalı müzik çalar. makina çalışmaya başladıktan sonra ilk bir iki dakika süre kadar olacakları merak edersiniz. bir şey olduğu yok hep aynı şeyler aynı sesler, bir yandan da hava üflüyor. -hasta kendini psikolojik olarak boğulacakmış gibi hissetmesin diye sanırım- daha sonra yarın gireceğim lab sınavını hiç hareket etmeden düşünürken birden bir şey oldu. makinadan çıkan sesler değişti. yoksa makinadan gelmiyor muydu? şak-şak-şak-şak "ulan ne oluyor?" görevli iki adam?? bir de gecenin bir yarısı?? yok bu sesler bir cihazdan geliyor. başka bir bilgisayardan biri bir şey mi açtı da onun mu sesi?? -şak-şak-şak- aynı bu şekil. tabi bu düşünceler aklımdan üç beş saniye içinde geçerken bir yandan da aklıma kuşçu amca videosundaki cibili cibili şak şak şak sesleri geliyor.

    tabi ben bu sırada gülmemek için tırnağımı etime batırırken bir yandan da düşünüyorum "şu mr düzgün çıksın da bir daha uğraşmayayım" diye. ama yok olmuyor. içimden sessizce kahkaha atıyorum vücudum sallanıyor azıcık. bir kaç dakika da bununla uğraştıktan sonra en sonunda dişimi dudağıma sapladım ve durdurdum kendimi. o sırada da sesin tonu değişti zaten.

    geriye geçirilmesi gereken bir beş dakika kaldı o da üfleye püfleye azıcık sıkılarak geçtikten sonra. makina durur ve inerken hala aklımdaki o şak şak şak sesinin etkisiyle gülümseyerek görevlilerden mr sonuçlarının cd sini alırsınız.

    yani arkadaşlar dediğim gibi hani en azından tomografi gibi zararlı bir çekim de değil bu. bana bir on on beş dakika verseler belki o satte uyurdum bile. sıkıntı yok rahat olun, önemli olan sağlık. cibili cibili şak şak şak *
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük