zıppırt depresyona girenlerin artık en yakın dostu da melankolidir. melankoliden çıkıp da huzurlu hissettiğin anda, ulan kesin yine bir boklar olacak diye düşünmektir. melankoliden çıkarılan güzel düşünceler de bu işin cilvesidir aynı zamanda.
insan içine çıkacak göz yoktur. yorgunmuş, hastaymış gibi görünen şiş göz torbası, mor ince bir çizgiyle ona eşlik eden göz altları...
ağlamanın rahatlamayı değil de ihtiyacı karşıladığı zamanlar çoğalır. günün bir anında "ağlayası gelmek" deyimiyle burun buruna gelinir. bir anında mı? hayır, zamansızdır bağımlılık ne zaman yakana yapışacağı belli olmayan melankoli.
oda kasvet kokar, yemeklerin tadı yok. el kalkmaz işe güce, kafanın içi ağır aksak sorularla köşe kapmaca oynar.
neye üzüldüğünü, neye ağladığını bile unutmak melankoliye tutsak olmaktır büyük olasılık.
alkol, sigara bağımlısı olmak hiç kalır yanında. bu melankoliyi içinden atmak, seni ona sürükleyen düşünceyi kafandan atmak çok da kolay olmasa gerek.
eskiden acıların kızanı* denirdi şimdi ben onlara gerzek diyorum bide 6 yaşımdan beri böyleyim demezlermi öyleyse ya 7 yaşındadırlar yada hayaletler var* sözlükte...
aşağıdaki gibi bir şaheseri onlarca kez üst üste dinlerken geberesiceler kervanına katılmak ve akabinde muhtemelen kuytu bir köşede cesedinizin bulunacak olması gibi birşeydir.Korkmayın, tıklayın...