evde martı beslediğim için çok iyi bildiğim ses, acıkınca çığlık atıyordu şerefsiz, balık ve etle beslerim bizon gibi yaptıktan sonra Eminönü sahile saldım, çünkü normalde evde hayvan beslemeye karşıyım, cadede motorcu arkadaşım bulmuş bana getirmişti, avucumun içi kadardı, sonra kocaman oldu adi, hep ısırırdı beni arada bir göbüşünü severdim bir şey demezdi.
Sabahlama sebebim. Bayram vesilesiyle memlekete gelerek, ankara nın patates sogan satıcılarından tam da kurtuldum derken olacak iş değil dogrusu. Pikaptan yayılan sarmsak sarmsak gel abla kilo 7 lira seslerine alısmıstım simdi vööööğ vöööğ ile orkestraya baslangıc sesini tanıtıp ardından hep bir agızdan vö öö vöö öö seklinde remixe baglayan the walking dead deki zombileri andıran martılara terlik fırlatma isteğimi baskılamaya calısıyorum.
avcılar'da sahile pek yakın olmamama rağmen özellikle yaz ayları bu ibneler öyle bir çığlık atıyor ki. bakın ötüyor demiyorum çığlık resmen. kaç kere sinirden balkona çıkıp küfür etmişliğim var. bir de bu götoşlara bir de troll kargalar katılır o zaman tadından yenmez. ulan kapıyı pencereyi de kapatamıyorum yoksa terden 2 kilo veriyorum. yani kısacası boktan sestir efendim mümkün mertebe uzak durun.
neşeli olduğunda kahkaha attığını düşündüğünüz, mutlu olduğunuzda ise ağladığını düşündüğünüz hayvan sesidir, tek başına ve sürekli maruz kaldığınızda bayar, ama güneşli günleri daha güneşli, yağmurlu akşam üstlerini daha çok yağmurlu yapar.
ayrıca can baba yanılmış olamaz.
martılar ki
günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
bir kibrit tutsam parlayacak.
bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
boğazın iki yakasından
oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
gelişi güzel mi güzel bir ocak
suların ortasında sevgili öfkemle benim
yanacak bahar erişinceye değin
soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar