milyonlarca kişiye açlık ve yoksulluk dayatan sözde özgürlükçü akımdır. elbette özgürlüğün bir çok tanımı var; herkes istediği yerden okuyabilir ama bu okumayı yaparken açık ve net olmak zorundalar. bir yanda güçlünün, diğer yanda güçsüzün olduğu bir ortamda özgürlük denilen olgu sanaldır. üstelik bu özgürlüğün sanal olduğunu belirten kişilerde kinik bir saldırıya uğralarar. her ideoloji kendisini korur ve tahkim eder, bunun aksini iddia edenler kalkınan ama borç batağına saplanmış eskinin geri kalmış, geç kapitalistleşmiş ülkelerine baksınlar. "biz bakmayız." diyorsanız zaten bilgi karmaşasından başka bir işe yaramayan tezlerinizi yazmaya devam edebilirsiniz.
liberalizmin uğramadığı ülkelerde insanlar kendilerini aciz hissederler. örneğin bu acziyeti sürekli ağzından emperyalizm sözünü düşürmeyen insanlarda görebiliriz. enerjilerini yaratıcılıkları için harcayacaklarına ancak güçlü bir kesime isyan için harcarlar. bu emperyalizm neden güney kore, polonya, irlanda, yunanistan gibi eskiden fakir olan ülkeleri vurmamıştır, bu da düşünülmesi gereken bir konudur. emperyalizm denilen hayali düşman aslında insanların öğrenilmiş çaresizliğinden başka bir şey değildir.
bir insan bütün haklarına ve özgürlüklerine sahip olursa yaratıcılığı ve sorumluluğu artmaya başlar. bir toplumu da insanların birliği olarak düşünürsek toplumun da yaratıcılığı ve sorumluluğu artacaktır. hakların ve özgürlüklerin kısıtlandığı ortamda ise insanlar kalıplaşır. sorumluluk duygusu azalır. insanlar ya itaatkar olur ya da isyankar. aynı kalıplar çevresinde insanlar karşıt görüşleri ile savaşır durur. sorumluluk duygusu gelişmediği için girişimcilik azalır ve insanlar kendilerini aciz hissetmeye başlar. dünyaya baktığımızda liberalizmin en başarılı sistem olmasının nedeni budur. batı dünyası bütün yaratıcılığı ile bilim, teknoloji ve sanatta lider konumunda. girişimcilikleri ile ekonomide lider konumundalar.
ne kadar ilginç ki yüzyıllardır batının bu durumunu gördüğümüz halde hala batıdaki liberalizmi hiç göremiyoruz. türkiye'de zaten çok fazla olmayan liberal yazarları liboş diyerek aşağılıyoruz. türk gencinin en nefret ettiği yazar ertuğrul özkök. liberalizmin zayıf noktası bu itaatkar ve isyankar kültürler arasında bir konuma girememesidir. çünkü itaatkar ve isyankar kültür birbirlerine muhtaçlar varlık olarak ve liberaller bu durumda anlamsız kalıyor.
sanıldığı ve lanse edildiğinden ziyade, devletin ekonomiden elini çekmesi değildir tam oalrak. liberalizmde devlet, piyasada sermaye sahipleri işlerini yaptığı ve kazançlarını elde ettikleri sürece pasif bir şekilde izlemekle yetinir. fakat ne zamanki piyasada bir dengesizlik, sermayedarların aleyhine olan gelişme baş gsötersin işte o sırada görünmez el denilen el, yani devlet devreye girer. bu el aslında görünmez falan değildir, tam tersine demirden, çelikten, ne bileyim ereğli demir çelikten bir eldir. örneğin 2008-2009 da ortaya çıkan küresel mali krizin bir sonucu oalrak birçok sermayedar zarar etmiş ve iflaslarını açıklama eşiğine gelmiştir. bu durumda görünmez el dediğimiz el ne yapmış? başta abd ve birçok gelişmiş avrupa ülkesinde devlet bizzat sermayedarlara mali kaynak ayırmış ve krizden en az zararla atlamaları için çaba göstermiştir. bu da liberalizmdeki görünmez el yanılgısını gösterir.
ekonomik özgürlük bireysel özgürlüğü getirir gerçeği klasik liberalizm in iddialarında kalmış olup, bu tipler çoğunlukla günümüzde liberteryen grubuna dahildirler.
sermayesi daha çok olanın, diğerlerine sermaye bırakmaması sonucu; bireysel özgürlükler de kısıtlanmaya başladı. zaten bu gerçek de, bilimsel sosyalizmin doğuşunu hazırlayan bir gerçektir.
gelelim insana en uygun yapının liberalizm olduğu iddiasına. evet, liberalizmin bir alt yapısı var; alt yapı sosyalizmde de var. ikisi de insana uygundur. bu iki alt yapı da, bu iki sistemin insana uygunluğunu açıklar.
kar gereği, kullanılabilecek iş gücünün hepsi kullanılmaz. hani dediler ya geçen gün, kadınlar işe başvurduğu için işsizlik oranı yüksek diye, esasında kar isteğinden dolayı işsizlik oranı her zaman yüksektir.
asdflgsfgslasdfjs. evet anarşizmle karıştırılmamalıdır. anarşizme göre, liberalizm insanların özgürlüklerini para karşılığında insanlara verir. gayet insanda olması gereken özgürlükleri insanın elinden alarak, insanları çalışmaya zorlamak baskıdır, şiddettir.
asdfljsasd. michael moore 9/11 in kahraman itfaiyecisini, abd de tedavi ettiremeyip, küba da tedavi ettirmişti.
insanların sağlık, eğitim, barınma, beslenme gibi olanaklarını onlardan alıp parası olmadıkça vermeyen abd ve abd neoliberalizmi çok yaşasın!!!
çoğu insanın liberalizm hakkında anlamadığı bir noktaya değinmek istiyorum. liberalizm kendi içinde muhafazakar olma, burka, çarşaf giyme, inziva hayatı yaşama gibi özgürlükleri de içerir. dünyanın en liberal ülkesi hollanda'dır. hollanda'da neredeyse herşey serbesttir. uyuşturucu kullanmak da serbesttir, sokakta çıplak gezmek de, aynı şekilde istersen burka da giyebilirsin. liberalizmde elinizden sadece tek bir özgürlük alınır. başka insanların özgürlüğünü elinden almak. liberal devletin de önemli görevi budur. ayrıca bu sosyal liberalizmin başarılabilmesi için ekonomik liberalizm de gerekmektedir. çünkü ekonomik liberalizm birey olarak insanların ekonomik özgürlüğünü de sağlıyor. ekonomik özgürlüğü olan aile baskısından, mahalle baskısından, devlet baskısından kurtulabiliyor.
devlete bağlı ekonomide devlet yaşam biçiminizi belirler. (bkz: iran)
topluluklara bağlı ekonomide topluluklar yaşam biçiminizi belirler. (bkz: türkiye)
bireylere bağlı ekonomide bireyler yaşam biçimini belirler. (bkz: amerika birleşik devletleri)
içinde bulunduğumuz ekonomik sistemin * sisayasal şekli.
herkez çalışarak uğraş vererek istediği sütatüye varabilme ilkesini referans göstererek, "güçlünün güçsüzü ezmesi kanununu" meşrulaştırmıştırlar. durum böyle oluncada alta kalanın canı çıksın diyerek, kim kimi daha çabuk satar, kim kimi nasıl aldatabilir gibi politikaları hepimizin düşüncelerine yerleştirmişlerdir.
bütün insanlığın üzerinde uzlaşabileceği tek sistemdir. liberalizme karşı olacak tek insanlar hala kendi kısıtlı algılarının bütün insanlık için mutlak olduğunu düşünenlerdir. ama onlar da bir gün başka kısıtlı algılılar tarafından özgürlükleri alındığı zaman hemen liberalizme sarılırlar. liberalizm gerçekten çok çekici bir kavram.
ayrıca liberalizm ile tanrı inancı ve dinler arasında bir ilişki vardır. materyalistler genellikle deterministtir. insanın özgür iradesini reddederler. idealizmde ise insanın özgür iradesinin varolduğuna inanılır. bu nedenle tanrı inancına sahip insanlar genellikle daha liberaldir. ama bu daha çok hıristiyan dünyası için geçerlidir. şimdi türkiye'de de islami liberalizm akımı başladı. özellikle gülen cemaati ve akp ile bir islami liberalizm akımı başladı. eğer bu akım başka yönlere sapmazsa türkiye için çok hayırlı günler görebiliriz. ayrıca sol ve kemalist kesimlerin de bu akımdan bir şeyler öğrenmeye başlaması gerekmektedir.
kapitalist üretim sisteminde halktan yana özgürlükten yana olduğunu söyleyen, zaten eştilikten yana olduğunu falan iddia etmeyen sistemdir. kapitalizm bir üretim sistemidir, haliyle liberalizm kapitalizmin yumuşatılmış hali falan değildir, hatta daha kesin ve nettir. o yüzden kapitalizm ile liberalizmi karşılaştırmak elmalarla armutları karşılaştırmaya benzer...
mevcut kapitalizmde yapılan düzenlemelerin bir çoğu sosyal iyileştirmeye yönelik, işçi kesimine bazı haklar, sosyal güvence ve rahatlıklar tanıyıp bir yerde "sus payı" vermeye yöneliktir. kapitalist üretim sisteminin mevcut olduğu yerde liberalizm de dahil olmak üzere onlarca farklı ideoloji hüküm sürebilir. ki bu ideolojiler olaya kapitalizmi üretim sistemi olarak benimsedikten sonra, sosyal, yönetimsel, hukuksal vs. açılımlar yaparak devam ederler. liberalizm de bu açılımlardan biridir...
liberalizmi kandırmaca olarak görenler henüz liberalizmin uygulamasını görmeden fikircilik oyunu oynayanlardır. avrupa ülkelerinin liberal olduğunu düşünenlere selam olsun!
atilla yaylanın ilk baskısı 1992 de yapılan liberte yayınlarından çıkan kitabıdır. liberalizmin ne olduğu hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere yönelik yazılmş bir kitaptır.
"birakiniz yapsinlar,birakiniz gecsinler" seklinde bir sozu olan ekonomi turu.."herkes at kosturabilir lakin atin siki kosmasindan daha onemlidir" diyede cevrilebilir.. *
insanlık için problemdir.ayrıca liberalizmin problemi retoriği değil yöntemidir. Açık toplumun enstrümanları? Çeviri bir laf da.. şimdi açık toplumun enstrümanları mı durdurabilir savaşı... Genel greve, sokakları işgal etmeye ne der mesela bu enstrümanlar, bu enstrümanlar kongreye mektup yazar gibi geliyor bana... Birleşmiş Milletler'e kaldıysak ohoo...
çıkarcılık ve bencillik üzerine kurulu bir hayat görüşüdür. kapitalist dünyanın sert şartlarında tutunabilmek için en önemli kuraldır. başarıya giden her yolun mübah olmasıdır. artık bir takım ütopik ideolojik savların peşinden koşmak, sağ-sol çatışması arasında ömür tüketmek beyhudedir. herkes kendini düşünmeli ve geleceğini garanti altına alabilmek için bir an önce kendi hayatının dizginlerini eline almalıdır. yoksa kullanılmaya, itilip-kakılmaya, sürünmeye mahkumdur.
ve bana göre atatürk tam bir liberaldi. memleketin içinde bulunduğu tüm vehamete karşın milleti toparlayıp, dünya medeniyetlerinin gelişmişlik özelliklerini türk milletine uyarladı ve taze devleti hızlı bir gelişim trendine sokmayı başardı. işte liberalizmden kastım tam da budur.
eninde sonunda kapitalizme dönüşen sistem. kişiyi esas alan ama kişinin hırslarını, nefsini işe katmayan felsefi ve siyasal sistem.
herkesin istediğini yapmakta özgür olduğu bir sistemin yürümesi kişilik farklılıkları sebebiyle imkansızdır. para kazanmak için bir sistem bulmuş ve en sonunda diğerlerinden sıyrılmış bir kişi doğal olarka istediğini yapmakta özgürken parasını saçma sapan işlerde kullanmış bir diğer zatın özgürlükleri kısıtlanmış oluyor. çünkü kapitalist sisteme benzerliğin getirdiği arz talep dengesi nedeniyle talibi çok olan nesne-ihtiyaç vb doğanın kanunu olarka yeterince arz edilmediğinden doğal olarka bir pahalılaşma süreceine girer.
bu durumda da yine o köşeyi dönmüş arkadaş parasını kaybeden diğer kişiye üstünlük sağlıyor.
yukardaki tek nedenden dolayı da birden çok kişi herkese üstünlük sağlama ve daha zengin olma yarışına girecektir. bu durumda da sınırsız özgürlüğün getirdiği rahatlıkla her şey altüst edilir ve o iktidar mutlak suretle kazanılır. *
iktidarı kazananı yıkmak isteyenler palazlanmak için fırsat kollarken iktidar sahip olan da yenilmemek için daha güçlü bir pozisyon arayışına girecektir bu durumda kapitalizm denen sistem çıkacaktır. (bkz: kazanmak için herşey mübah)
liberalizm en ideal sistemdir diyenlerin nasıl bir düşünce sistemi içinde bunu tahayyül ettiklerini merak ediyorum.