Kendisi Stalin tarafından (1930'lu yıllarda) Türkiye'ye sürülmüş,Büyükada'da yaşamıştır.Stalin'in iktidar hevesine,hiyerarşisine ve katliamlarına çok sağlam giydirmeleri vardır.''ihanete Uğrayan Devrim'' adlı eserinde NEP (New Economic Program) ile ilgili tespitlerini yapıyor yayımlıyor ve tarih Troçki'yi haklı çıkarıyor.Her türlü zorluğa karşı hayatı boyunca devrimci-marksist geleneği savunmuştur.Churcill ile Stalin görüşüp toprak paylaşırken o hala ''bütün dünyanın işçilerini birleştirme''nin yollarını aramakta,hala yayınlar çıkarmaya çalışmakta idi.
bolşevik devrimin önder kadrosında yer alan takdire şayan teorisyendir.sadece teoride kalmayıp kızıl ordunun komutanlığı yaparak pratiktede ne denli güçlü bir komutan olduğunu göstermiştir.fakat daha sonraları stalinin dikdatör yanı ağır basmış,troçki sscbde istenmeyen insan ilan edilmiştir.zaten bu olaya müteakiben sovyet sosyalist devrimide hiç bir zaman proleterya diktatörlüğünü görememiştir.sıkı sıkıya marksizme bağlı olan troçki bir dönem büyük ada da yaşadıktan sonra avrupa ülkelerinde idam ettirmek zorunda kalmıştır hayatının geri kalan kısmını.
avrupada işçi haraketlerinin başını halen troçkist örgütler çekerken türkiyede bir türlü ezber bozulamamıştır.sovyet geleneğinden gelip marksizmi yaşatan tek grup troçkistlerdir günümüzde.gerisi mi?gerisi yalnızca devlet kapitalizmini ulumaktadırlar efenim.
...Rusya'da Marksist hareketin eski katılımcıları Troçki figürünü çok iyi bilirler ve onlar için onun hakkında konuşmaya değmez. Fakat genç işçi kuşağı onu bilmiyor, ve onun hakkında konuşmak gerekir, çünkü o gerçekten aynı şekilde Tasfiyecilikle Parti arasında yalpalayan beş yurtdışı grupçuğunun tümü için tipik olan bir figürdür.
Eski "Iskra" zamanında (1901-1903), yalpalayan ve "Ekonomistler"den "Iskracılar"a, Iskracılardan Ekonomistlere geçen bu kişilere "Tuşino firarileri" damgası vurulmuştu. (Rusya'daki karışıklık döneminde bir kamptan diğerine geçen savaşçılar böyle adlandırılıyordu).
...."Tuşino firarileri"; kendilerinin fraksiyonlarüstü olduklarını açıklıyorlar ve bunun biricik nedeni, görüşlerini bugün bir fraksiyondan, yarın bir başka fraksiyondan ödünç almalarıdır. Troçki 1901-1903 arasında ateşli bir iskracıydı, o kadar ki Ryazanov onun 1903 kongresindeki rolünü "Lenin'in çomağı" olarak betimliyordu. 1903 sonunda, Troçki ateşli bir Menşevikti, yani, iskracıları terketmiş ve Ekonomistlere katılmıştı. "Eski iskrayla yenisi arasında bir uçurum vardır" diyordu. 1904-1905'te, Menşevikleri de terketti ve kararsız bir konuma geçti, şimdi Martinov'la (Ekonomist) işbirliği yapıyor, şimdi de saçma bir şekilde sol sürekli devrim kuramını ilan ediyor. 1906-1907'de Bolşeviklere yaklaştı ve 1907 baharında Rosa Luxemburg'la aynı fikirde olduğunu ilan etti.
Dezentegrasyon döneminde, uzun bir "hizipçi-olmayan" kararsızlıktan sonra, yeniden sağa geçiyor ve Ağustos 1912'de tasfiyecilerle bir blok kuruyor. Şimdi tekrar onları da terketti, ancak özünde onların baştansavma fikirlerini tekrarlayıp duruyor."
(Lenin, Birlik Yaygaraları Altında Birliğin Bozulması Üzerine, 1914, Seçme Eserler, Cilt 4, s. 216)
bir başka alıntı ;
Lenin, devrimi, iktidarın proletaryaya geçişi ile taçlandırmak isterken, "sürekli devrim" yanlıları, işe doğrudan doğruya proletarya devrimi ile başlanacağı fikrindeydiler; onlar, böylelikle feodalizmin kalıntıları gibi bir "küçük ayrıntı"ya gözlerini yumuyorlar ve Rusya köylülüğü gibi önemli bir gücü hesaba katmıyorlardı; böyle bir politikanın, köylülüğün proletaryadan yana kazanılmasını ancak geciktireceğini anlamıyorlardı.
Demek ki, Lenin, "sürekli" devrim yanlılarına karşı, sürekliliğini savundukları için savaşım vermiyordu, Lenin'in kendisi de sürekli devrim görüşünden yanaydı. Ama onlara karşı, proletaryanın en büyük yedeği olan köylülüğün rolünü küçümsedikleri, proletaryanın egemenliği fikrini anlamadıkları için savaşım veriyordu.
"Sürekli" devrim fikri, yeni bir fikir değildir. Bu fikir, ilkönce, 1850'de Marx tarafından ünlü Komünist Birliğe Çağrı'da formüle edilmiştir. Bizim "sürekli"cilerimiz, bu fikri, Marx'tan aldıktan sonra onu değiştirdiler ve değiştirince de fikri bozdular ve işe yaramaz hale getirdiler. Bu hatayı düzeltmek için, Marx'ın kesintisiz devrim fikrini saf biçimi ile alıp leninist devrim teorisinin köşe taşlarından biri yapmak için Lenin'in usta eline gerek vardı.
Böylece bizim Rus "sürekli" devrimcilerimiz, Rus devriminde, köylünün rolü gibi proletaryanın egemenliği fikrini de küçümsemekle kalmadılar, Marx'ın "sürekli" devrim fikrini de (bozarak) değiştirdiler ve bu fikri pratikte kullanılmaz hale getirdiler.
Bunun içindir ki, Lenin, "sürekli" devrimcilerimizin teorisi ile alay ediyor, bu teoriyi "orijinal" ve "mükemmel" diye nitelendiriyor, "sürekli" devrimcileri "on yıldan beri, yaşamın, bu mükemmel teorinin yanından gelip geçmesinin nedenlerini düşünmemekle" suçluyordu. (Lenin, bu makaleyi, 1915'te, Rusya'da "sürekli" devrimcilerin teorisinin ortaya çıkışından on yıl sonra yazdı.( "Devrimin iki Çizgisi", c. XVIII, s. 317, Rusça.)
Bunun içindir ki, Lenin, bu teoriyi, yarı-menşevik bir teori sayıyor ve şöyle diyordu: "[Bu teori] bolşeviklerden proletaryanın kesin devrimci savaşıma ve siyasal iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesine çağrıyı ödünç alırken; menşeviklerden de köylülüğün rolünün 'tanınmama'sını ödünç alıyor."
bir üçüncüsü ;
"Ama bir tek ülkede burjuvazinin iktidarı yerine proletarya iktidarını kurmak, henüz sosyalizmin tam zaferi değildir, iktidarı sağlamlaştırdıktan ve köylülüğe önderlik ettikten sonra, muzaffer ülkenin proletaryası, sosyalist bir toplum kurabilir ve kurmalıdır. Ama bu, sosyalizmin tam zaferi, kesin zaferi böylelikle elde edilecektir demek midir? Başka bir deyişle, bu, proletarya, yalnız kendi ülkesinin güçleri ile sosyalizmi kesin olarak kurabilir ve ülkede, dışardan müdahale tehlikesine ve bunun sonucu olarak kapitalizmin yeniden diriltilmesi tehlikesine karşı tam güvenlik içinde olabilir demek midir? Kuşkusuz ki, bu demek değildir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi için devrimin hiç değilse birkaç ülkede başarıya ulaşması gerekir. Bu yüzden, devrimi öbür ülkelerde geliştirmek ve desteklemek, başarılmış olan devrimin asıl ödevidir. Bu nedenle muzaffer ülkenin devrimi, kendisini, kendi kendine yeter bir varlık olarak değil, bir yardımcı, öbür ülkelerde proletaryanın zaferini hızlandırmaya yarayan bir araç olarak kabul etmelidir. "
Lenin, muzaffer devrimin ödevinin "bütün ülkelerde devrimin gelişmesi, desteklenmesi, uyanması için bir tek ülkede gerçekleşmesi olanaklı olanın en çoğunu" (Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky, c. XXII, s. 385, Rusça) yapmaktan ibaret olduğunu söyleyerek bu fikri kısaca ifade etmiştir.
Leninist proletarya devrim teorisinin ayırdedici özellikleri, genel çizgileriyle, işte bunlardır.
dördüncü ve belki de en önemlisi ;
"Ekonomik ve politik gelişmenin eşitsizliği, kapitalizmin mutlak bir yasasıdır. Buradan sosyalizmin zaferinin başlangıçta az sayıda ya da hatta tek bir kapitalist bir ülkede mümkün olduğu sonucu çıkar. Kendi ülkesinde kapitalistleri mülksüzleştirdikten ve sosyalist üretimi örgütledikten sonra, bu ülkenin muzaffer proletaryası, diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi yanına çekerek, o ülkelerde kapitalistlere karşı ayaklanmayı körükleyerek ve hatta gerekirse sömürücü sınıflara ve onların devletlerine karşı askeri şiddete başvurarak kapitalist dünyaya karşı ayaklanacaktır. Proletaryanın burjuvaziyi alaşağı ederek zafer kazandığı toplumun politik biçimi, söz konusu ulusun ya da ulusların proletaryasının güçlerini, henüz sosyalizme geçmemiş devletlere karşı mücadelede gittikçe daha çok merkezileştiren demokratik cumhuriyet olacaktır. Ezilen sınıfın, proletaryanın diktatörlüğü olmadan sınıfların ortadan kaldırılması imkânsızdır. Sosyalizmde ulusların özgür birliği, sosyalist cumhuriyetlerin geri devletlere karşı az çok uzun süreli, inatlı mücadeleleri olmadan imkânsızdır." (Lenin Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı üzerine)
alıntılar bu kadar. bunun üzerine söylenecek yalnızca bir söz var ;
Eğer troçkistler bugün hala bu ülkede "devrimciyim" diyerek kendilerini dillendirebiliyorlarsa, dergi bürolarında gençliğe "ülke ve özgürlük" filmini döne döne izlettirebiliyorlarsa ve hatta işin gerçek yanı anti-stalinizm üzerinden kendilerini ifade edebiliyorlarsa, yani "sözde" devrimcilik yapabiliyorlarsa, bu bugüne kadar bedel ödeyen, bu toprakların fabrikalarında, varoşlarında, okullarında, cezaevlerinde bedeller ödeyen devrimcileri sayesindedir. Stalin'i savunan devrimcileri sayesindedir..
stalinin bir gemiye bindirip sürgüne yolladığı devrimci eleman.zamanında leninin kankası..gemi istanbuldan geçerken iner çamlıcayaya yerleşir 3-4 sene istanbula aşık olup yaşadıktan sora suikast korkusuyla birkaç ülke gezip son soluk alma yeri olan meksikaya yerleşir .stalin tarafından ispanyol bir ajan gazetede çalıştığını söyleyip röportaj yapma bahanesiyle evine girdikten sonra kazma diyen var kürek diyen var özellikle orak diyen var cisim meçhul yane kafasına vurulurak öldürülür.birkaç aylık meksikadaki evi müze haline dönüşsede çamlıcada kaldığı 4 senelik evi saygın ve düşünceli siyasitçilerimz tarafından lan bura gominist evi biz çekiç istemioruk kafamıza die yerin altına daha dorusu istanbul tarihine gömülür...
ilk önce çarı devirip yerine çar kadar gaddar, onun kadar sömürücü ve ondan çok daha ekonomik gelişmeye kapalı bir sistem kurmuş, sonra da "ulan biz ne bok ettik" demiş kişidir. Doğal olarak kurulan bu yeni "çarlık sistemi" kendisini önce tasfiye etmiş, sonra da yok etmiştir.
Yaptığı işler ve düşünceleri pek çok zaman geçmişte yaptıkları ve düşündükleriyle çelişmişse de, iyi niyeti itibariyle Stalin efendiyle karşılaştırılması mümkün olmayan Bolşevik'tir. Diyelim, Troçki bir Alman ajanıydı, sonraları CIA ajanlığına terfi etti ve cinayeti haklıydı. Öyleyse Lenin'den sonra eceliyle ölen tek bolşeviğin Stalin olduğu gerçeğini nasıl açıklayacaklar tek ülkede sosyalizmin savunucuları?
Epigonların müdürünün* sekreterlerinin daktilolarından çıkma yazılar, Lenin'in, Troçki'nin aleyhinde sarfettiği söylevlerle doludur. Zaten bizzat Troçki'nin kendisi, otobiyografisi olan Hayatım adlı kitabında, Lenin'le pek çok konuda, pek çok defa ayrı düştüklerini, fakat birinin diğerinin sözüne gelmediği durumların nadir olduğunu söyler. Bu da çok doğaldır, zira Lenin makineleşmiş bir devrim tezgahı değildir, karşılaştığı sorunları tahmin edilebilecek en az yanılma payıyla çözme yeteneğine sahip bir dehadır. Yani dönem dönem Lenin'le Troçki'nin birbirlerine muhalefet etmeleri iki karşıt kutbu temsil ettiklerini göstermez.
sürekli devrim teorisini 1905 yılında yattığı kresti hapishanelerinde geliştirmesine rağmen, bunu ekim devrimi sonrası stalinistlere karşı etkili kullanabilmiş kişi. troçki'ye göre ekim devrimi kapitalizmin eşitsiz-bileşik gelişim yasası nedeniyle küçük burjuvazi ve köylülüğün egemen olduğu yani proletarya'nın ciliz kaldığı geri bir ülke'de -rusya- kopmuştur, ama bu devrimin hem ayakta kalabilmesi, hemde sosyalizmi inşa edebilmesi için batı avrupa proletarya'sının yardımına * ihtiyacı vardır. aksi taktirde ne sosyalizmin inşası bir işe yarayacak ne de proletarya iktidarı varlığını sürdüremeyecektir.
josef stalin tarafından sibiryaya sürüldükten sonra rusya dışına çıkan, ilk olarak heybeli ada'da konaklayan kızıl ordunun kurucusu.
stalin ile görüş farkının çıktığı nokta komünist devrimin bir an önce tüm dünyada gerçekleştirilmesi için çabalamak idi. stalin ise önce sovyet rusya'de tamamlansın, sonra dünyaya yayarız düşüncesi idi. stalin başa geçince troçki'yi sürdü, daha sonra öldürttü.
troçki, stalin dönemi rusyasını "orası artık komünist rusya değil, stalinist rusya. işçiye eziyet eden, işçiyi öldüren bir komünist düşünce olamaz" diye açıklar.
alman devrımı sırasında kendısının bızzat almanyaya gonderılmesını ıstemıstır fakat stalın reddetmıstır.kendısının devrımcı tecrubesı ve ongorulu bır askerı komutan olması nedenıyle en onemlı devrımcı hareketlerden bırı olan almanyada kıtlelerın sovyetlerı kurmasına yardım edebılecek olan kısıdır.sureklı devrım tezının sahıbıdır.
bolsevik ihtilali ile ekibi tasviye edilen doktrinist ve teorisyen. risale i nur ismiyle bilinen kitapta ismi gececek kadar unlu biridir. said isimli kitabin yazari lev trocki'den esaret donemini anlatirken bahseder. lev trocki icin kullandigi sifatlar ve onu tanimlama sekli ise enteresandir.
trocki siradan biri degildi. onun siradan biri olmadigini ciltlere sigmayacak hakkindaki bilgiler burada verilemeyecegi icin basit ve anlasilir birsey ile gosterelim. troçki ileri duzeyde, rusça, ukraynaca, ibranice, almanca, ingilizce, fransızca ve ispanyolca dillerini konuşabiliyordu.
Ekim devriminin en önemli önderlerinden birisidir. Marksizme sürekli devrim teorisi başta olmak üzere, birçok katkısı olmuş bir teorisyendir. sovyetler birliğini stalin önderliğindeki bürokrasinin ele geçirdiğini gördüğünde, bu bürokrasiye karşı, meksika'da öldürülmesiyle sonuçlanacak,politik savaşı açan devrimcidir. komünist enternasyonalin sovyet bürokrasisinin oyuncağı olması nedeniyle, dördüncü enternasyonal'i örgütlemiş bir enternasyonalisttir.
taraftarlarının ne yazık ki kendisinin görüşleri hakkında hiç bir şey bilmediği ve salt sloganla ezberlenmiş terimlerle yetinebildiği marksist teori hususunda lenin'i bile sollayacak yeteneğe sahip zeka ve entelektüellik abidesi.
1917'de bolşeviklere katılmasıyla lenin'in "ondan iyi bir Bolşevik yoktur" dediği siyaset adamı. stalinistler tarafından anlaşılmadığı gibi faşistler tarafından da bulunan taraflı internet yayınlarıyla karalanmaktadır. Lenin, Troçki ve diğer Bolşevikler yapılan ekim devrimini korumanın tek yolunun dünya devriminin ilerlemesi konusunda aynı düşünceyi paylaşıyorlardı. Ekim Devrimi sadece Rusya'yı değil tüm dünyayı sarsmıştı. Rusya'da kurulan Sovyet iktidarı, hemen devrimin ertesinde emperyalist destekli beyaz orduların başlattığı iç savaşla boğuşmak zorunda kalmıştı. Bu iç savaşın tüm zorluklarına rağmen, Lenin ve Troçki dünya devrimine öncülük edecek bir uluslararası partinin inşasına giriştiler. Komünist Enternasyonal kuruldu. Hedef dünya devrimiydi. Troçki, Kızıl Ordu'nun kurucusu ve komutanı sıfatıyla, beyazlara karşı verilen iç savaşın başındaydı. Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıntısı altında inleyen ve devrimden her şeyden çok barış getirmesini bekleyen bir halkı yeniden savaşa sevk etmek hiç de kolay değildi. ve dev bir işçi ordusu yarattı. Bu orduyu en sıkı disiplin altında birleştirdi. Gücü daha çok uğruna savaştığı davadan geliyordu. o meşhur zırhlı treniyle iç savaş boyunca cepheden cepheye koştu. Komünist kadrolar ve işçi kökenli devrimci askerler troçki'nin dayandığı temel güçtü. Savaş politikanın başka araçlarla devamıdır sözüne uygun biçimde iç savaş da Ekim Devrimi'nin devamıydı. Bu savaşın kazanılmasında başta Sovyet işçi sınıfı olmak üzere tüm dünya işçi sınıfları Troçki'ye çok şey borçludur. sonuçta Bolşevikler Çarlık'tan ve kısa süren Geçici Hükümet'ten bir enkaz devralmışlardı. iç savaş sonunda işçi devleti korunmuş ama enkaz daha da kötü bir hal almıştı. Lenin ve Troçki yaklaşan tehlikenin farkına varmışlardı. Giderek büyüyen bürokrasi işçi devletinin deforme olmasına yol açıyordu. Lenin yaşamının son yıllarında Troçki ile birlikte bu gidişatı durdurmak için bir blok oluşturdu. Stalin ise büyüyen bürokrasinin sözcüsü olmaya yöneldi. Troçki, işçi sınıfının devrimci partisinin Stalin'in elinde bürokratik bir aygıta dönüşmesine karşı mücadele etti. Stalin'in yerine kendi diktatörlüğünü kurmayı hiç düşünmedi. O geri kalan tüm yaşamı boyunca Sovyetler Birliği Komünist Partisi adını almış Bolşevik Partisi'ni yeniden işçi sınıfının devrimci partisi haline getirmek, bu parti tamamen yozlaştığında Bolşevik partiyi yeniden kurmak, Sovyetler Birliği'ni ise işçi demokrasisi temelinde yeniden Ekim Devrimi'nin yarattığı ilkelere döndürmek için mücadele etti. troçki, enternasyonalist olduğunu sürekli devrim teziyle kanıtladı. ingilizlerle anlaşma yapan ve nazi faşizmiyle savaşmayarak kendi bürokrasisini korumaya çalışan stalin tarafından katledildi. *