koko adlı papagay(evet papagai), bu kitabın her sayfasında farklı renklerde çıkardı. ayrıca bir papağana bile bıyık çizebilmeme olanak sağlayan milli eğitim bakanlığı büyüklerime de selam ederim.
ayrıca vaktinde iki alman kıza "ich liebe am kiosk"(anlamını halen bilmiyorum ama güldülerdi buna) dememe sebep olmuş ve beni sempati yuvası haline getirmiş kitaptır.
edit: anlamını öğrendim efendim, ich liebe am kiosk diyerek "büfede seviyorum" demişim. güler tabi kızlar. e be milli eğitim, bize almanca o kadar kelime varken öğrete öğrete büfe'yi mi öğrettin? öpüyorum milli eğitim.
koko isimli papağanıyla efsane olmuş kitaplardır bunlar. Bir ünitede de bizim nasreddin hoca ile kendilerinden bir eleman konuşuyorlardı, öyle kalmış aklımda.
bir hans vardı, almıştı elke yi yanına, almanya'dan kalkıp doğruca fatma diye bir kızın yanına geliyorlardı...sonra bunlar yeni arkadaşlar falan ediniyorlardı, okula başlıyorlardı türkiye'de. şarkı falan da öğretiyorlardı, bruder martin mi ne, öyle bir şey vardı...ama ben tüm altıncı sınıf boyunca wiedersehen i ya da hausaufgaben i doğru yazmaya çalışmaktan başka bir şey yapamamıştım. (ein zwei ein papagei, drei vier eine klavier, fünf sechst eine hex, sieben acht gute nacht! neun zehn auf "wiedersehen") aaa....hatırlıyormuşum.*