Arkadasimi asla ama asla kiskanmam hatta hep daha iyisi olsun onun icin diye dusunurum fakat sevdigim insani sevgilimi vs o kadar cok kiskaniyorum ki iliskinin icine siciyorum. Of bu sorunu nasil cozerim bilemem belki karsi tarafin da biraz yardimci olmasi gerek. Belki sorun ben de degildi ondaydi o cok rahatti bilemiyorum.
Çok derin ve yoğun bir şekilde yaşadığım his.
Mesela hergün gördüğüm yakışıklı, sosyal, mutlu yani kısaca olmayı başaramadığım tipte bir insanı bir gün aşırı üzüntülü, kahrolmuş, çok mutsuz bir halde görünce sanki ruhum onun üzüntüsünü emip güçleniyor gibi hissediyorum, içten içe kahkahalar atasım geliyor ve kafamda neşeli müzikler çalıyor. Hele çevresine kendisi gibi başarılı insanlar toplanınca ve üzüntü hissi tüm ortamı sarınca paha biçilmez bir zevk alıyorum.
Tabii kıskanmaya da devam ediyorum ne yazık ki.
yerinde bir kıskanma sevgi ve aidiyet duygusundan doğan gayet sağlıklı ve normal bir davranıştır fakat karşısındakine rahatsızlık verecek düzeyde olan “aşırı” kıskanmak bir aşkın göstergesi değil aksine bir hastalıktır. othello sendromu olarak anılır.
shakespeare’in bu eserinde othello aşırı kıskançlıkla, paranoid duygularla, aşırı şüphelerle çığrından çıkar ve karısını ihanetle suçlar. aslında çok sevdiği karısını ve onun aşığı zannettiği cassio’yu ardından da kendisini öldürür. bütün bunlara sebep olup asılsız kıskançlığı planlayan lago adlı karakter de idama mahkum edilir.
kabul edelim, bazılarımızın damarlarından kan yerine kıskançlık akıyor.
Kıskançlık üzerinde düşünülmesi gereken bir fenomendir. Duygudurum karışıklığı ve bilinçaltında yatan kişi kendinden bilir işi deyimiyle perçinlendiğinde tepki kaçınılmaz olur. Paranoya boyutu insan ilişkilerine zarar verebildiği gibi, hayatınızı zehir eder. Beyninizi rahat bırakın, kimin ne yapacağı varsa yapar. Senin kıskançlık seviyen kişinin herhangi bir eylemini etkilemez sadece baskı altında zevksiz, mutsuz bir hayat yaşarsınız. Tercih sizin amq
Kimi ya da neyi ne kadar kıskandığına göre durum değişkenlik gösterir. Mesela sevdiğini kıskanan insan bir güdüden meydana getirmiştir, elinde değildir.
Amma velakin sen başkasını, emek verenin emeğinin karşılığını kıskanıyorsan orada bir dur bakalım dedirtir...
gönül ilişkilerinde dozunda ve yerinde bir kıskançlık öz güvensizlik değil, ama aşırıya kaçam, dozunu hayli aşan kıskançlık ise, bencillikten tutun da, hatta hastalık derecesinde psikolojik rahatsızlığa götüren durumdur. sevdiğiniz, sizi kıskandıracak hareketler de bulunmamasına rağmen hiç kıskanmamak da olmaz. ama ölçü kaçınca onun adı ilişki olmaktan da çıkar. tanıdığım bir arkadaş vardı. kankam diyeceğim kadar yani. aile dostumuza ziyarete gidiyoruz diyordum sevgilime diyordu. sevgilisi de - kız yok değil mi orada, bak beni kandırma - diyormuş. abi kafayı yiyeceğim demiştim. işte bu hastalık derecesi.
Bana kalırsa eylemsel boyutta (kılık kıyafet, insan çevresi, çalışma ortamı) bir tür aşağılık kompleksi. Düşünce boyutunda ise (onun zihninde en mühim yeri tutmak) ruh hastalığıdır. Ben değer verince ikincisi oluyor.