köy enstitüleri

entry571 galeri80 video2
    49.
  1. 1940 yılında yurdun hemen hemen her yerinde kurulmuştur.*
    Köylüye ulaşmanın yoludur.Köylüyü yetiştirmek ve cumhuriyet rejimini köye götürmek için, benimsetmek için kurulmuştur.Köy enstitüsünü köylüler kendileri kuracaklar, binayı yapacaklar, ilk öğretmenleri devlet gönderecek ve daha sonra kendi yağlarında kavrulacaklardır.Kendi mezunları öğretmenlik yapacaktır.Bu enstitülerden mezun olanların 20 sene devlette çalışma zorunluluğu vardır.kadın ve erkek öğrencilerin karışık oturması bu enstitülerin önemli bir özelliğidir.Ancak bu durum daha sonra eleştiri konusu olmuştur.Enstitülerde müzik, spor, tarım, arıcılık, bahçe, balıkçılık, ulusal oyunlar, okuma, yazma, yabancı dil dersleri verilmiştir.her alanın kendi eğitmeni vardır.Mutlaka bir enstrüman çalınması öğretilir.Bu dönemde 1940'tan 45'e kadar üniversite haftaları düzenlenmiştir.Bu haftalarda önce istanbul üniversitesi, sonra dil tarih coğrafya fakültesi hocaları başta erzurum, diyarbakır, elazığ, kars, samsun, hatay, konya, gaziantep, urfa olmak üzere anadolunun bir çok yerine gidip hem halka hem de enstitülerden mezun olanlara mesleki konferanslar vermişlerdir.
    2 ...
  2. 50.
  3. köylerimizin sosyalleşmesine neden olan ne yazık ki kapatıkan eğitim kurumları. tekrar güneydoğu da hayata geçirilerek terör tehdidine karşı kullanılınabilir.
    3 ...
  4. 51.
  5. her şeyin başının eğitim olduğunda hemfikir isek, yeniden faaliyete geçirerek eğitimsizlik, onun doğurduğu işsizlik ve terörün önüne geçmek için olmazsa olmaz eğitim kurumu.
    1 ...
  6. 52.
  7. hastalıklı sağ ideolojinin aydın türk öğretmeni yetişmesin diye kapattırdığı okullar. tabi halk da uyanmasın amacı da esas sebeptir. kapanmasa ne mi olurdu. belki japonların 2. dünya savaşı sonrası ilerlemesi kadar fark yaratamazdık. ama bugünden çok daha iyi olurdu. mitinglere gerek kalmazdı. (bkz: anlayan anladı)
    3 ...
  8. 53.
  9. ilk olarak kızılcullu' da izmir amerikan koleji' nin köy enstitüsü ne dönüştürülmesiyle, başlayan okullardır bunlar.
    1 ...
  10. 54.
  11. facebook'da kendisi için grup kurulan enstitüler. eğer kapatılmasalardı...

    http://www.facebook.com/g...id=19707582728&ref=nf
    0 ...
  12. 55.
  13. genel kanının aksine ilk darbeyi kurucularından olan ismet inönü tarafından yemiştir. çok partili hayata geçiş sürecinde chp'nin oy potansiyelinin çok büyük miktarlarda düşmesi sonucu en önemli tepkiyi çeken köy enstitüleri karma eğitim, komünist düzene yataklık, köylünün köle yerine konması gibi komik baskılara yenik düşüp darbeyi kalbinden yani onu kuran chp hükümetinden yemiştir.

    ismet inönü sırf oy kaybetmemek için hasanoğlan yüksek köy enstitüsü başkanını görevinden aldı ve üzerine dönemin milli eğitim bakanı hasan ali yücel'i de politik yıpranma gerekçesiyle kızağa çekti. milli eğitim bakanlığının yerine de reşat şemsettin şirer' i getirir. sırf seçimi kaybetmek istemeyen ismet inönü çocuğum dediği köy enstitülerine en büyük darbeyi bu atamayla gerçekleştirip hasanoğlan yüksek köy enstitüsünü kapatmıştır. oy toplamak uğruna ilahiyat fakültesi ve imam hatip projeleri sunmuştur ancak yine de seçimi kaybetmiştir.

    yeni hükümet demokrat parti'dir ve vekiller arasında toprak ağaları da vardır. köy enstitülerinden en çok korkan ve meclise demokrat parti'yi getiren bireyler yine toprak ağaları olduğundan ne yazık ki bu güzide kurumun tamamen kapatılmasına sebep oldular.

    eğer kapatılmasaydı ne olurdu?

    doğu topraklarımızdaki aşiret yönetimi, toprak ağalığı yani feodalite bilinçli, eğitimli köylülerimiz tarafından çökertilir ve tüm bireylerin kendi toprakları olurdu.

    bugün köy kahvelerinde erkekler yatıp kadınlar tarlalarda çalışmazlardı. herkes bir olup tüm ihtiyaçlarını birlikte giderirdi.

    yobazlık ve cahillik son bulurdu.

    sanat açısından daha gelişmiş bir ülke olurduk.

    her köyde bir ziraat ustası, bir yapı ustası, bir sanat adamı olurdu.

    kadınlarımız daha değerli, daha bilgili, daha birey olurlardı.

    ayrı bir parantez de reşat şemsettin sirer için açmak istiyorum.

    bugün adına sivas'ta ilköğretim okulu açılmış şahıs köy enstitülerine vurduğu darbelere akıl sır ermiyor.

    bu şahsın kararlarına göre o dönemde uygulanan kararlar;

    köy enstitülerinde öğrencilerin yönetime katılma uygulaması son buldu.

    okutulan klasikleri öğrencilerin seviyelerine uymuyor diye yasaklandı.

    serbest okuma ve tartışma saatleri iptal edildi.

    aynı kampüste bulunan kız ve erkek öğrenciler birbirinden ayrıldı.

    bugün yaşayan halkımın cahilliğinin en büyük sebebi bu enstitülerin kapatılmaları yüzündedir.
    5 ...
  14. 56.
  15. sözlüklerde seveni çok olan, erken cumhuriyet tarihimizin nadide kurumu. sözlüklerde seveni çok dedim, çünkü hariçten gazel okumak kolaydır.

    hemen söyleyelim, bu "esdüdü"lerin amacı medeniyeti görmemek şartıyla, yani pratiğe inmeden, kıyısından köşesinden dış dünyayı hayal etmekle yetinecek, fakat yılda bilmem kaç klasik okumuş medeni çobanlar yetiştirmektir. eleştirilenler de "öğrenciler mezun olduktan sonra şehre inmeseydi şimdi selamete ermiştik" diyorlar (hep masturbasyon hep masturbasyon, insan milli olmak, hakikati görmek ister, var mı aramızda 18'inden sonra milli olan?). paşamız da amerika'nın zoruyla kapatmış. kapatmasaydı, bugün amerika'nın karşısında medeni mi medeni bir tarım toplumu olarak başımız dik meydan okuyor olacaktık.

    ey okur sen ki beden derslerinde hoca serbest bıraksın da maç yapalım diyen, tenefüste çöp toplatan müdür yardımcısına ana avrat giydiren, adamsın, nasıl olur da kendi okulunu kendi yapan, harcını karıp tuğlasını dizen, yolunu açıp suyunu getiren, ağasıyla paşasıyla cebelleşen, bir yandan anasının dırdırını dinleyen, yavuklusuyla ayrı hocasyıla ayrı uğraşan bu da yetmezmiş gibi esdüdüye yakacak odun kesen karayağız köy delikanlısının sırtını sıvazlarsın?

    yaa, işte hariçten gazel okumak kolaydır. madem çok meraklısın, ülkenin geleceğini bu gençlere bağlıyorsun, geç kalmış değilsin. gidersin meslek lisesine, elin iş tuttuktan sonra torna tezgahının başında oturur, bu arada akşam çalışıp eve para getirdikten sonra işe başlar, fabrikada asgari ücrete talim sabah 9 akşam 5 asgari ücrete talim edersin.

    bu çocuklara vaadedilen de fazlası değildi unutma. son günlerde ağlıyoruz ya aldığı eğitime uygun iş bulamamak diyerek, o açıdan söyledim.
    5 ...
  16. 57.
  17. kapatılmalarının türkiye'nin geleceği için bir ihanet olduğu kurumlardır. kapatılmalarının altında bir çok sebep yatmaktadır. bu sebeplerin bir kaç tanesi şöyle sıralanabilir: komunist yuvaları oluşu, kız ve erkeklerin bir arada okumaları, köy ağalarının aydınlanan köylüden hoşlanmaması ve topraklarının tehlikeye düşmesi, celal bayar ve inönü arasındaki köşk savaşı, enstitülerde görülen faşist eğitimsistemi. *
    1 ...
  18. 58.
  19. köy enstitüleri bu ülkeye en zor koşullarda bile yaratıcı, özgürleştirici, ülkenin standartlarına uygun, akılcı eğitim yapılabilen; sorumluluk sahibi, topluma faydalı bireyler yetiştirebilen; evrensel ve toplumsal kültüre sahip çıkıp, bunu yeni kuşaklara öğreten, aktaran; yurt ve çevre sevgisi ile bunları koruma duygusu aşılayan; özgürlükçü bir toplum için, özgürlükçü bireyler yetiştiren bir sistem göstermişti.
    Gelin görün ki ülkemdeki her güzel şey gibi o da yok edildi. Toprak ağaları, demokrat parti * ve pek çok çevre tarafından komünistlik, ahlaksızlık yuvası vb. uydurma söylemlerle aslında sırf köylünün, halkın bilinçlendiğini, seslerini duyurmaya başladığını görerek onları yeniden sindirmek için yani her zamanki gibi yurttaşların susturulması adına yapılmış bir cinayetti köy enstitülerinin kapatılması.
    (bkz: hasan ali yücel)
    (bkz: ismail hakkı tonguç)
    (bkz: ferit oğuz bayır)
    3 ...
  20. 59.
  21. bizzat bu enstitülerde yetişmiş hatta kapatılmadan önceki son mezunları olan 3 hoca tarafından yetiştirilmiş biri olarak acıkca söyleyebilirim ki ülkenin gelişimine engel olabilmek için kapatılmış ilim irfan yuvalarıdır.

    beni eğiten o 3 insan da tarımdan, sanattan, spordan, sağlıktan anlayan kişilerdi. köyün içinden gelip köylüyü yetiştirmek için eğitim görmüşlerdi. şimdi hangi öğretmen bunları bilir. varsa yoksa futbol, siyaset. o adamlar köylü yetiştiriyordu köylü. köydeki imam da oydu, doktor da , öğretmen de oydu. o yüzden adları öğretmen değil eğitmen idi. şimdi öğretmen olarak bir kendime bakıyorum bir de onlara; utanıyorum. lisede idim nasıl şiir okunur, edebiyat nedir yine bir köy enstitülü öğretmenimden öğrendim. bu adam aynı zamanda sağlık derslerimize de giriyordu okulda onca biyoloji hocası varken.

    özellikle lisedeyken kulaklarımı dört açarak dinlerdim hocamı, anlatırdı nasıl eğitim aldıklarını, nasıl eğitmen olduklarını. imamı bile olmayan bir köyde ders aralarında camide imamlık yaptığını, hastalanan çoluk cocuk, hayvan ne varsa muayene ettiğini.

    yüzyılın azılı düşmanı komunist yetiştiriyorlardı, doğru. bu ülkede ne zaman bişey olsa zaten hep komunistler yaptı. nazım hikmet komunistti, ugur mumcu komunistti; aziz nesin, attila ilhan, bahriye üçok, necip hablemitoğlu... hep komunistti hep. ve bu komunistler ülkeyi böldü, bunlar yedi halkın parasını, hoca kılığında bunlar tecavüz etti kadınlara. bu ülke az komunist görmedi köy enstitüleri yüzünden.
    5 ...
  22. 60.
  23. bunu yapan bunu da yaptı...

    (bkz: tabela üniversiteler), bu ülkenin eğitim kalitesiyle yani geleceğiyle nasıl oynandığını görmek ve bunun basitçe tek bir partinin tek bir adamın işi olamayacağını bunun artık türk siyasetinin türk siyasetçisinin ucuz karakteri olduğunu anlamak için bir diğer örnek. Neden dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında hiç türk üniversitesi yok diyerek akademisyenleri köşeye sıkıştıran o siyasetçiler üniversitelere, akademisyenlere kaynak yaratmak yerine ucuz seçim vaadleri ile bu ülke için katma değer yaratma ihtimali düşük (kısa vadede imkansız) tabela üniversitelerini açmıştır. O enstitüler kapanmasa idi bu saçmalıklara gerek kalmazdı.
    2 ...
  24. 61.
  25. kimilerine göre ilim irfanın tavan yaptığı eğitim yuvaları, kimileri içinse komünist üretim çiftlikleridir. keşke hem köy enstitüleri bugün eğitim-öğretimlerine devam etse, hem de imam hatipler "yeterli" öğrenciyle faaliyet gösterebilse de ülkemizin kalkınmasına, cumhuriyetimizin sonsuza uzanmasına destek olsalardı. ancak kimse bu niyette değil günümüz türkiye'sinde... (bkz: laiklik elden gidiyor) (bkz: irtica elden gidiyor)

    yazık!..
    1 ...
  26. 62.
  27. tek parti döneminde devlet elitlerinin kendi iktidarlarının sürekliliğini sağlamak amacıyla halkı hegemonyası altına almak için kurdurtulan faşizan kurum. "halkı aydınlatma" misyonundan çok, partiye adam yetiştirme ve kentleşmeninin "zarar"larının önüne geçme amaçlı kurulmuştur. o dönemde "kentleşmeye sövgü" niteliğindeki yayınlarda, kentleşmenin, tarım toplumundan sanayi toplumunda gidişin grevler, sendikal hareketler ve artan demokratik bilinç olduğunu görülmüş ve devlet var gücüyle "köylüsün sen köylü kal" diyerek köylüleri köyünde tutmaya çalışmıştır. kentli kültürünü gereksinimdirecek altyapı olmadıkça, köyde mozart dinlemenin, felsefe tartışmanın ne anlamı olabilir, orası ayrı bir tartışma konusudur.
    bir de "ağaların köy enstitülerini görünce tir tir titremesi" gibi bir efsane de vardır. köy enstitüsü öğretmenlerinden raif inan, kendi köyünde ağanın tarımla ilgili meslek eğitimi alındığı için yardımcı olduğunu anlatır. bu tür örnekler de vardır. kısacası şunu söylemek gerekir ki, ağalar köylülerin eğitilmesinin kendileri için tehlike yaratabileceğini "belki" düşünmüş olabilir; fakat ağaların kaygıları nedeniyle köy enstitülerinin kapatılması gibi bir durum sözkonusu değildir.
    dönemin sağcıları tarafından yapılan enstitülerin "komünist yetiştirdiği" eleştirisi de bu okulların "aydınlanma yuvası" olduğundan dolayı kapatıldığı iddiaları kadar olgulardan uzaktır. komünist yetiştirse yine iyi... bu kurumlar, tam tersine kapitalizm ve komünizm karşıtı faşizan bir düşünceyle kurulmuştur. enstitülerde "komünizm propagandası" yapıldığına dair de hiçbir kanıt yoktur.
    2 ...
  28. 63.
  29. "köye imam yerine, devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik." (hasan âli yücel) ileri görüşüyle kurulan ve adeta tek kişilik ordu yetiştiren, üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim ilkesini benimsemiş köy enstitülerinin kapatılmaları cumhuriyet sonrası bu ülkeye yapılmış en büyük kötülük, daha açık söylemek gerekirse vatan hainliğidir. kapatılmamış olsalardı şu anki iktidarın girmek için yalvardığı ab'nin liderliğini yapıyor olan türkiye hedef koyduğumuz muassır medeniyetler seviyesinin üzerinde olurdu. köy enstitüleri devam etseydi tayyipler, erbakanlar, oyunu kömür karşılığı satanlar olmazdı. yararını bile bile siyasi ve rant amaçlı, amerikanın emriyle kapatanların öbür dünyada bile huzurlu uyumamalarını dilemekten başka yapılacak bir temenni yoktur. dünyada eşi benzeri olmayan bir sistemdi. japonlar incelemişler, rol model seçmişlerdir. köydeki öğrenci, mozart dinliyor, keman çalıyor,tiyatro, halkoyunları, resim, yontuculuk, spor eğitim müfretadı içindeydi. öğrenci dünya klasiklerini şehirdeki öğrencilerden önce okuyor sonra domates ekmeye gidiyordu. yapılan bir araştırmaya göre en az kitap okuyan öğrencinin okuduğu kitap sayısı 29 idi. köy enstitüleri kapandıktan sonra aynı köy çocukları, kapanan köy enstitüleri yerine imam hatip okullarına gittiler,kuran kurslarında, tarikatlarda beyni yıkanan çocuklar, laiklik, kemalizm, atatürk ilkeleri düşmanı oldular, devletin her kademesine doldular. sonuçta gelinen nokta günümüz türkiyesidir.
    7 ...
  30. 64.
  31. can dündarın kitaba döktüğü belgeseli. okunmasıda izlenmeside şiddetle tavsiye edilir çok şey öğreteceği garanti edilir.
    3 ...
  32. 65.
  33. büyükbabamın mezunu olduğu eğitim kurumu. amaç gittiği köylere, sadece ilkokul öğretmenliği yapmayacak, fakat köylünün ihtiyaç duyduğu her türlü bilgiyi verecek insanlar yetiştirerek, köylerin kalkınmasını sağlayacak insanlar yetiştirmekti. bu öğretmenler, ağaçların aşılanması, su kanallarının açılması, gübreleme teknikleri, temel düzeyde sağlık bilgisi gibi bir çok bilgiye sahip insanlardı.

    Bir gün büyükbabam ile eskiden öğretmenlik yaptığı bir köye gidiyorduk, okulu özlemiş, görmek istemişti. uzaktan köye yaklaştığımızda caminin minaresi gözüktü, oldukça bakımlı ve köye göre oldukça gösterişliydi. Büyükbabam "boşuna gitmeyelim, okul harap haldedir, üzüleceğiz şimdi" dedi, neden diye sorunca da, "bir köyde cami ne kadar bakımlıysa, okul o kadar haraptır" diye cevap verdi. gittiğimizde haklı olduğunu gördük, okul kapatılmış, yıkık haldeydi, çocuklar başka bir köye gidiyordu, okumak için. büyükbabam okulun bahçesinde ki ağacın dibine oturdu, "bunu ben ekmiştim" dedi. terbiyesinden ağlamadı, fakat gözlerinin dolduğunu hepimiz gördük.

    biz ülke olarak, hiç bir zaman ibadetin evde de yapılabileceğini, fakat eğitim için okul gerektiğini anlamadık. böyle diyenlere komunist dedik, dinsiz dedik. oysa ki bu lafı eden büyükbabam, namazını kılan, orucunu tutan biriydi.

    Biz, görevli bulunduğu bir köyde, oturup okulun haline ağlayacak kadar, vatanını seven insanları yetiştiren bir kurumu, komunist yetiştiriyor diyerek kapadık. aferin bize.
    14 ...
  34. 66.
  35. 67.
  36. KÖY ENSTiTÜLERi ÖĞRETiM PROGRAMLARI hakkında ayrıntılı bir yazı:
    http://www.egitim.aku.edu.tr/oguzkan.htm

    keşke şu anda da olsa, olsaydı, ülkemiz bu halde olmazdı, eminim.
    2 ...
  37. 68.
  38. 69.
  39. anadolu çocuklarını evlerinden alıp, kızlı erkekli yurtlarda aynı yatakhanede yatırmak sureti ile nesil ile oynanan, tuvaletlerinde çocuk düşükleri bulunan ve asla türk milletinin sahiplenmedigi, özel üretim çiftlikleridir.
    6 ...
  40. 70.
  41. emekli bir öğretmen olan babamın "ah o köy enstitüleri... hala içim yanıyor, hala." dediği mazide kalan değerli kuruluşlardır. kapatılmaları türk eğitiminin kapanmayan - kanayan yarasıdır.
    2 ...
  42. 71.
  43. komunist yetiştirmek yerine, aksine devletçi, kemalist ideolojiye daha yatkın bireyler amacı taşıdığını düşündüğüm kurum. kız ve erkeklerin birlikte eğitim görmesi, günün koşullarında garip kaçmıştır, örneğin 68' gençliğine kadar amerika'da inanılmaz bir cinsel baskı vardır. tuvaletlerinde cenin bulunması hikayesi ise çok komik, işte tıp konusunda yeterli altyapısı olmayan insanlar konuşunca böyle oluyor, örneğin hamile kalan bir kız, dış etkenlerle çocuğunu düşürüyorsa, kızın kanamasını durdurabilecek, öğretmenler yada arkadaşları var mıdır? 14-15 yaşında hamile kalan kızların olduğu, son derece sağlıksız hamiliklerin gerçekleştiği bir ortamda, kızların sağlığı nasıl kontrol altında tutulabilmiştir? hamile kalan bütün kızlar, çocuklarını erken hamilelik döneminde çevrel etkenlerle düşürmüş müdür? dünyaya gelen çocukların bakımı nasıl sağlanmıştır? prematüre doğumlarda, köy enstitülerine küvez getirilmiş midir? bütün bu soruların cevabı yoktur fakat türk milleti bu enstitüleri hiç bir zaman benimsememişdir, o zaman türk milleti ya bu soruları soramayacak kadar aciz, bilgisiz ve kültürsüz yada ortada bir yanlışlık var.
    3 ...
  44. 72.
  45. tanım: bir dönem eğitim vermiş kurum.

    devamı ise çok daha sakin olacak bence entrynin. çünkü sanırsınız bu ahlaksızlık(!) yuvaları kurulmadan önce türkiye toplumunun ahlakı çok üst düzeydi. sanırsın herkes 18 yaşından sonra evleniyor, kız çocukları okutuluyordu. ama yok bunlar geldi o nedenle şimdilerde 12-13 yaşındaki kızcağızlar başlık parası ile 30-35 yaşındaki herifin altına seriliyor. yok böyle bir şey! türk milleti bunları kabul etmez.
    6 ...
  46. 73.
  47. Köy Enstitüleri fikri ( 17 Şubat- 4 Mart 1923)

    1. izmir iktisat Kongresinde kendini gösterir. Bu anlamda
    izmir iktisat Kongresinde " liberal ekonomi" modeline uygun
    olarak " faydacı eğitim" felsefesi benimsenmiştir. Bunun
    kanıtı da, faydacı eğitim felsefesi fikrinin öncüsü John Dewey'in
    Türkiye'ye davet edilmesidir. ( 1924) Dewey kalkınma için
    gerekli eğitim hamlesinin başlatılmasını, eğitim hizmetlerinin
    köye götürülmesi ile sağlanabileceğini belirtmiştir. Köye eğitim
    hizmeti 1936 da başlamış ve bu tarih de 35.000 köyde ilkokul
    yoktur. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür. Bunlardan
    erkeklerin % 76.7 sı, kadınların ise % 91.8 i okur- yazar değildir.
    ilk adım 1926 da Milli Eğitim Bakanı Mustafa Nejat tarafından
    atılmış "Köy Muallim mektepleri " açılmıştır. Daha sonra 1936
    da deneme amaçlı başlayan " Köy Enstitüleri" 1940 da yasallaşarak
    Türk Eğitim tarihinde doğan reform olmuştur. 1942 de Hasanoğlan
    Yüksek Köy Enstitüsü açılmış ve 1946 da sayıları 21 e ulaşmıştır.
    Kuruluşu üzerinden 6 yıl sonra programları ve dersleri değiştirilmiş,
    1950 yılında da kapatılma sürecine girip 1954 de kapatılmışlardır.

    1950 den sonra " Marshall yardımı" nın gelişi kapatılma süreçlerinin
    hız kazanmasına neden olmuştur. Bu yardım içinde "Köy Enstitüleri"nden
    vazgeçilmesini sağlayan 12 kadar eğitim projesi vardır.

    KÖY ENSTiTÜLERi'nin başardıklarını şöyle özetleyebiliriz:

    - Yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini
    ortadan kaldırmaya başlamıştır.
    - Bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başlamıştır.
    - Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin
    ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine neden
    olmuştur.
    - Sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başlamıştır
    - Sanat, edebiyat, bilim teknoloji de olumlu beklentiler oluşmuştur.
    - Atatürk'ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı
    oluşmaya başlamıştır.
    - Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye
    başlamıştır.
    - Ezberci değil, analitik düşünen- sorgulayan birey yetiştiren demokratik
    ve üretici eğitim başlamıştır.
    Bu bağlamda yukarıda yer alan özellikler statükoyu rahatsız etmeye
    başlamıştır.
    Köy Enstitülerini kuranlarda yıkanlarda statükolarını korumak ve
    güçlendirmek için hareket etmişlerdir.
    Bu emellerini gizlemek için de " Köy Enstitü"lerinin üzerinden politika
    yapmışlardır.
    Görüldüğü gibi, demokratik kültürden, bilim ve bilimsel düşünceden yana
    olmayan her birey ve kurum " Köy Enstitü"lerinin ortadan kaldırılmasında
    birinci derecede sorumluluk sahibidir.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük