bozuk nar yiyerek başladığım son turumda kaplıca suyu içerek devam ettim,en son akşam 2 kaseden fazla çekirdek yemedim.sonuç mu?göbek duruyor karşımda.ama inat ettim eriticem.yıldıramazsın beni iğrenç yağ kesesi.
Üniversite sınavına hazırlandığım dönem arkadaşımın kilo almışsın göbeğin çıkmış demesine "kilo almıyorum, çocuklarıma yer açıyorum ben" cevabını verdiğim anı hatırlatan başlık. Ekmek ve şekeri at hayatından, verirsin kolayca.
(bkz: yememek) (bkz: aç kalmak)
disiplin ve özellikle kafada bitirmek gerekir. öncelikle her sabah aç karnına yüzünüzü yıkar yıkamaz tartılın. sadece bu ölçümü yaparak kilonuzdaki artış/azalışı sistematik takip bile motivasyonunuza yardımcı olacaktır.
tavsiye değildir ancak ben 2-3 yıl önce 16 kiloyu şu şekilde vermiştim;
sağlıksız da olsa sabah kahvaltıyı istediğiniz gibi edip(yumurta yiyin mutlaka vitamin için), akşam açlıktan kıvranana kadar saat 4-5 civarına kadar bişey yemedim. çay kahve falan sıkıntı yok fakat hepsi şekersiz. açlıktan çok kıvranınca yaklaşık 300-400 kalorilik birşey yiyip genelde ton balığı yiyip(genelde bunlarda katkı koruyucu falan bulunmaz içindekileri okuyabilirsiniz) yada kendi yaptığım makarna falan günü bitirdim. totalde 2000 kaloriden az almaktı amacım ve bu şekilde iyi gitmişti. gün sonunda aç mı kaldınız? aç kalınız efendim 1 hafta içinde mideniz küçüldüğünde isteseniz de yiyemeyeceksiniz ve açlık hissetmeyeceksiniz aksine verdiğiniz kiloyu görünce yemek yemek bile içinizden gelmeyecek en azından bende böyle olmuştu. ben bu şekilde hasta falan olmadan 16 kilo vermiştim ama dediğim gibi ne kadar sağlıklı onu bilemeyeceğim. bazen çok agresif olmak istediğimde kahvaltıdaki peyniri falanda süzmeye çeviriyordum da tercih meselesi ne kadar kısarsanız o kadar hızlı verirsiniz işte. arada dayanamazsanız free day gibi patlatın iskenderi künefeyi sorun olmaz hatta iyi bile olur çünkü ertesi gün tartıya bakınca üzülürsünüz ve motive olursunuz ama mutlaka her sabah uyandıktan sonra yada yüz yıkadıktan sonra rutine bağlayacak şekilde tartılın.
en son 120 yi gördüm, tartı ağlıyodu “ kardeş senin üstüne buzağı çıksa hoşuna gider mi?” diye sordu hıçkırarak.
o gün karar verdim kilo vermeye.
karar vermemin ardından 2 sene geçti anca spora yazıldım.
diyete de başladım.
yaklaşık 6 ay oldu, şu an 95 kiloyum.
istikrarlı bi şekilde iniyorum.
hedef 80.
nasıl kilo verdin vs. diye soracak olursanız;
haftada 6 gün spor yapıyorum. ekmek ve şekeri komple bıraktım. yürüyerek gidilebilecek yerlere yürüyerek gidiyorum ( acelem yoksa tabi) bi de hocanın verdiği diyeti ihlal etmiyorum ( 6 aydır açım )
ha değiyor mu peki?
12 yaşından beri yetişkin reyonundan giyinen, 6 ay öncesine kadar; 1 kat merdiven çıkınca nefesi kesilen, rahat rahat oturup kalkamayan, azıcık yokuş çıkınca götünden ter akan bir insan olarak konuşuyorum; tabi ki değiyor lan.
kolay mı?
kendi yaşadığım tecrübeye dayanarak konuşuyorum; pek de kolay değil. neredeyse bütün hayatını kilo vermeye çalışman üzerine şekillendiriyorsun. yemeğini, uykunu, boş saatlerini, düşüncelerini.
misafirliğe vs. gittiğinde yemek ve tatlı faslında ev sahibinin “ ekmeksiz karın mı doyar” “ la bi kereden bişey olmaz”, “ hatrım için ye” gibi ısrarlarına göğüs gerebilmek gerekiyor. zira yemek kültürümüz bolca yağ ve şeker üzerine kurulu.
bazen 1 tas yoğurtla akşam yemeği yemiş sayılmanız gerektiği için gece aç yatabiliyorsunuz. pek hoş bi durum değil.
özellikle bayramda demirden irade gerekiyor.
ama aynaya bakıp her geçen gün biraz daha zayıfladığınıza şahit olmak ve her tartıya çıktığınızda yavaş yavaş hedefinize doğru düşen sayıları görmek yeterli motivasyon oluyor. ( özellikle yıllar sonra tartıda 3 değilde 2 haneli bi sayı görmek ciddi anlamda mutlu ediyor insanı.)
140 kiloydum 6 ayda 53 kilo verdim 87 ye düştüm ve idealdi..
2 sene sonra tekrar kilo aldım bu sefer 130 kilo iken başladım diyete ve 5 ayda 47 kilo verdim.
şuan tekrar 135 kiloya çıktım ve rejime başladım.
bakalım ne olacak..
edit 1: 20 gün de 7 kilo vererek 1 beden küçüldüm.
edit 2: 1.5 ayın sonunda 15 kilo vermis bulunuyorum. 02.09.18
edit 3: 2.5 ayın sonunda 20 kilo vermiş bulunuyorum 04.10.18 ( artık xl bedenden l bedene düşmek ve pantolonlarımda ciddi değişikliği görmek beni mutlu ediyor.)
Benim boyum 174. Lisede o kadar kilo almıştım ki 78i gördüm. Ünide 53e düştüm şok diyetle. Kafamda saç kalmadı ve sürekli hastalanır oldum bağışıklığım inanılmaz çöp.
Şunu bilir şunu söylerim. sağlıklı olduğunuz kilo en iyisi. Şimdi 59 60 civarıyım. Sağlığım yerinde önemli olan bu.
Zor gözüken ama ilk adımı attıktan sonra sonrası gelen eylem. 3 defa diyet yaptım 3unde istediğim kiloyu verdim (ama sonrasında öküzlük yaptim ve yeniden aldim) şekerli içecekleri kes yemege daha az yağ koy 30 45 dk hizli tempo yürüyüş yada koşu yap kepek ekmeği tercih et light makarna yap bol bol tavuğu göğsünu tek azicik salça koyup pişir köfteyi de pişirdikten sonra peçeye ile yağını em ve sonra gitsin fazla kilolar.
"merhaba. bakın üst kat komşum olan 87 yaşındaki halime teyzeye anlatır gibi anlatmak istiyorum bu sefer. zira normal bir şekilde anlatınca anlamıyorsunuz amk, niye anlamıyorsunuz ben de onu anlamıyorum. gerizekalıya anlatır gibi anlatıyorum anlamıyorsunuz mala anlatır gibi gibi anlatıyorum yine anlamıyorsunuz. ulan bilal'e anlatır gibi anlattım onu bile anlamadınız daha ne yapayım ben. bu sefer de halime teyzeye anlatır gibi anlatmayı deneyeceğim bakalım neler olacak.
öncelikle; "yaktığın kaloriden daha az alırsan otomatik olarak kilo verirsin, kasmana gerek yok" diyen arkadaşlar, sözüm size: sikimi kilo verirsiniz o şekilde. bırakın amk bu köhnemiş sikindirik düşünceleri, kolaya kaçmayın tembel ibneler. kalori saymak siz şişkoların işi değil. öyle olsa hepimiz alırdık günlük 1500 kaloriyi zayıflardık. bazal metabolizma eşek gibi çalışıyor nasıl olsa, öyle değil mi? öyle değil işte. zira önemli olan kilo vermek değil; önemli olan yağ yakmak. bakın siz az kalori alınca neler oluyor kısaca anlatayım size: vücut önce aldığınız her karbonhidratla birlikte depoladığı suyu (1 gram karbonhidrat 3 gram su depolar) bi güzel atıyor vücuttan. ki bizim "ödem atmak" dediğimiz şey bu. siz tartıya çıkıp da "ooo 1 haftada 2 kilo verdim" deyip seviniyorsunuz ya, bu hep vücuttan atılan su oluyor. halbuki o gebeş göbeğiniz tüm ihtişamıyla varlığını muhafaza ediyor. neden? az önce dedim ya amk su attınız işte, ondan tartıda hafif çıktınız. vücudun üçte ikisi su nasıl olsa, at at bitmiyor. oysa efendi gibi 2 kilo yağ yaksan bel çevresinde bir incelme, etinde bir sıkılaşma olur ama yok. çünkü yağ yakmadın; su attın mal gibi. sonra sen böyle düşük kaloriyle beslenmeye devam edince ne oluyor peki? vücut diyor ki dışarıda bi olaylar oluyor, ben şu yağları bi korumaya çekeyim de bu arkadaşın iç organlarına zarar gelmesin, hormonların üretimi durmasın, hücre yapısı bozulmasın, iyi kolesterolü düşmesin, bağışıklık sistemi çökmesin de ölmesin bu sığır yanlışlıkla. neden peki? çünkü tüm bu faaliyetlerin devamlılığı o yağlarla oluyor, çünkü sen kilo verecem diye yağı kestin tuzu kestin proteini kestin her siki kestin. bu vücut nasıl ayakta kalacak amına koyım nasıl yaşayacak? olm hücrelerin yarısı yağlardan oluşuyor lan. östrojeni testosteronu hep o yağlar sayesinde artan iyi kolesterol sayesinde üretiliyor amk. hiç düşünme bunları, onu da ben düşüneyim. neyse, ne oldu peki bu durumda? şu oldu: vücut enerjisiz kaldı, enerji arayışına girdi. çünkü senin aldığın kaloriler ancak hayati fonksiyonların devamlılığı için kullanılıyor, o da yarım yamalak. bazal metabolizma hızı düşürülerek idareli kullanılıyor ama yetmiyor. peki gerekli olan enerjiyi nerden bulacak bu vücut? şuradan bulacak: sen vücuda adam gibi yağını proteinini verseydin, efendi gibi sebze tüketseydin, vücut senin o göbeğindeki yağları kullanıp sana şahane bir enerji sunacaktı. yani yemek yedikçe yağ yakacaktın, yemek yedikçe glukogan salgılayacaktın leptin salgılayacaktın yağ yakacaktın. yani götünü bile kımıldatmadan yağ yakabilecektin lan. vücut ihtiyacı olan tüm o enerjiyi deri altındaki yağlarından karşılayacaktı. zira göbeğin göbek değil adeta hidroelektrik santrali amk. öyle devasa bir enerji üretme potansiyeli var ama sen o yolu seçmeyince ne oldu peki? şu oldu: vücut en kolay şekilde enerjiye çevireceği maddeye koştu; yani proteinlere. yani kaslarına. sen kendini aç bırakınca vücut evvela dokularda ve karaciğerde bulunan 500 gramlık karbonhidrat yapılı şekeri yakıp beraberinde su attı; sonra yeterli besini vermediğin için 30 kiloluk devasa enerji kaynağı olan yağları korumaya çekti ve gitti proteinleri glukoza çevirdi. en basiti buydu çünkü. çünkü vücut kolaycıdır, tembeldir. aynı senin gibi. kendisine kolay gelen neyse ona yönelir. onu eğitmek sizin göreviniz ama sizde nerde onu anlayacak kapasite. neyse. bu sefer ne oldu peki? proteini glukoza çevirince kas kaybettiniz. glukoz kan şekerini yükseltince insülin salgıladınız. insülin salgılayınca yağ yakımını durdurup yağ depolamaya başladınız. yani hem var olan birkaç kiloluk sikik kaslarınızı kaybettiniz hem de kilo vereyim derken tekrar yağ depoladınız. yaptığınızı beğendiniz mi? zaten mala benziyordunuz, iyice aptal bi tip oldunuz çıktınız.
peki angelus çözüm ne? çözüm şu: yemek yiyin amk. yemek yemekten korkmayın ama gidip de hamburger yemeyin, gidip de kola içmeyin, gidip de cips yemeyin, çikolata kemirmeyin; et yiyin, sebze yiyin, peynir yiyin, kuruyemiş yiyin. doyana kadar yiyin. zeytinyağı ve tereyağı kullanın. bu yağlarla sizin götünüzdeki göbeğinizdeki yağlar aynı yağlar değil, bunları kullanmaktan korkmayın. onların olayı sadece isim benzerliği. bunları yiyin. bakın size ne kadar yiyeceğinizi söylemiyorum; eğer ayı gibi bir oturuşta 10 kilo et gömmeyecekseniz bunları yemekle kilo almazsınız. size kilo aldıran şeyler tükettiğiniz an insülin salgılatan basit karbonhidratlardır. insülin dediğiniz hormon 1 numaralı depolayıcı hormondur. siz kan şekerinizi yükselttiğiniz an insülin sahne alır ve kandaki şekeri hücrelere sokar, ama siz ayı gibi yemeye devam ederseniz kalan şekeri karaciğere gönderip yağ sentezi yapar dombili olursunuz. kanda insülin varsa yağ yakma sürecini başlatan glukagon hormonu olmaz, dombili olursunuz. leptin olmaz, dombili olursunuz. growth hormon olmaz, dombili olursunuz. her şekilde dombili olursunuz yani. o yüzden insülin salgılatan bir şey gördüğünüzde kutsal su görmüş iblis gibi kaçın o ortamdan. beslenme yoluyla ancak bu şekilde kilo verebilirsiniz, kalori açığı falan hikaye, istersen 1000 kalori açık bırakın, kalan kaloriyi sağlıksız yerlerden alırsanız insülin nedeniyle yağ yakamazsınız. sağlıklı yerden alırsanız bu sefer de yeterli kalori almadığınız için vücut hayati fonksiyonların devamlılığını sağlamak adına metabolizma hızını düşürür, yağ yakımını durdurur yine yağ yakarak kilo veremezsiniz. kalori açığı verecem diye mal mal hareketler yapmayın o yüzden. alemin tek kurnazı siz misiniz amk biz bilmiyor muyuz baklava börek gömmeyi. lap lap yediğiniz poğaçalar yüzünden su böreğini dönmüş beyninizle bu tip mini çakallıklar yapmanıza gerek yok. bırak şimdi o tavuk döneri ve yazının devamını oku.
buraya kadar olan kısım kalori açığı bırakma heveslisi tayfaya girsin.
gelelim kilo verecem diye götü yanmış tavşan gibi saatlerce koşan arkadaşlara. lan oğlum mal mısınız siz? bakın bunu ciddi soruyorum; mal mısınız? ya arkadaş biz her zaman ne diyoruz? kilo vermek demek yağ yakmak demektir. şimdi iki elinizi göbeğinize götürün ve bi avuçlayın orayı. ne var orada? yağ var. oğlum onu yakacaksınız ya, bunu anlamayacak ne var amk ya, yağ yakacaksınız yağ. protein değil şeker değil yağ yakacaksınız. bu yağı nasıl yakacaksınız peki? mal gibi 10 saat koşarak değil. evet yanlış duymadınız; koşarak yağ yakılmaz. yani düşündüğünüz anlamda yağ yakamazsınız. şimdi nedenlerine geliyorum:
arkadaşlar bakın her insanın bir maksimum oksijen alım düzeyi vardır, yani antrenman esnasında tükettiğiniz maksimum oksijen sınırı. biz buna vo2 max. diyoruz. misal siz mal gibi 14 km/h ile 2 saat koştuğunuzda ne oluyor biliyor musunuz? vücut yağ yakmıyor. çok garip değil mi? değil. siz mal gibi kan ter içinde koştuğunuzda vo2 max sınırını, yani oksijen alım sınırınızı geçmiş oluyorsunuz, bu dokulara yeterli miktarda oksijen gitmediği anlamına geliyor. hani soluk soluğa kalıyorsunuz ya, hani götünüzden nefes almaya başlıyorsunuz ya. bunun nedeni hep bu işte: oksijen alım sınırını geçmeniz. öyle olunca ne oluyor peki? şu oluyor: vücut oksijensiz solunuma geçiyor. oksijensiz solunumda ne olur peki biliyor musunuz? vücut yağ yakmıyor, yağ yerine şeker yakmaya başlıyor. oksijensiz solunumun da böyle bir olayı var işte. peki sonra ne oluyor? şu oluyor: vücut strese giriyor. vücut strese girdiğinde ne oluyor peki (bakın hala mala anlatır gibi anlatıyorum) vücut strese girdiğinde şu oluyor: böbreküstü bezlerinden kortizol dediğimiz bir hormon salgılıyor. bu hormon normalde vücut sisteminin efendi gibi çalışmasını sağlayan, misal sabahları kana ufak ufak salgılanarak güne başlamamıza yardımcı olan bir hormonken spor esnasında salgılandığında kana aminoasit salınımı yapan ve bu yolla kas kaybı yaşanmasına neden olan ve proteinin glukoza çevrimi nedeniyle kan şekerini yükseltip insülin salınımı yaşatan ve yağ yakımını durdurup yağ sentezini başlatan çok sikik bir hormona dönüşüyor. bu ne demek oluyor peki? şu demek oluyor: yarrak varmış gibi 2 saat koşmayın. böyle uzun uzun koştuğunuzda yağ yakmıyorsunuz, bilakis kas kaybedip kilo alıyorsunuz. zira ne dedik? insülin, depolayıcı hormondur amk. kanda insülin varsa şeker de var demektir. şeker varsa vücut onu depolama işine girer. bu depolama dediğimiz şey de bildiğiniz yağ sentezi işte. sizi şişko yapan süreç. amına kodumun şişkosu 2 saattir ne anlatıyorum ben?
neyse...
hiç mi koşmayalım peki? hiç koşmayın, oturup baklava börek gömün amk. tabii koşacaksınız -ki asıl yağ yakma programı ağırlık çalışarak olur fakat bu yazımda o konuya girmiyorum- ama insan gibi koşacaksın, efendi gibi koşacaksın. taze insan görmüş zombi gibi koşmayacaksın. ne yapacaksın peki? şunu yapacaksın: vo2 max. sınırını geçmeden koşacaksın. şimdi normalde gidip bu sınırınızın ne olduğunu öğrenmek için test yaptırın (cooper testi) diyecem ama siz ona da üşenirsiniz amk, o yüzden söylemiyorum. daha pratik bir yol sunacam şimdi size: hiit yapacaksınız. koşarak ancak bu şekilde yağ yakabilirsiniz. zira bu yolla nabzınız sürekli yüksek olmayacağı için oksijen alım sınırını geçemeyecek, haliyle oksijensiz solunuma geçmeyecek, haliyle şeker yakmayacak, haliyle kortizol salgılamayacak, haliyle sürekli yağ yakacaksınız. üstelik bu koşu sadece 25 dakika sürecek. üstelik epoc nedeniyle 48 saat yağ yakmaya devam edeceksiniz. üstelik hiit esnasında kaslarınızı mitokondriyal seviyede etkileyeceğiniz için düşük miktarda da olsa kas uyarımı da yaşayacaksınız. yani tam da siz tembellere göre: 25 dakika sürecek, saf sağ yakacaksınız, kas kaybetmeyeceksiniz ve düşük de olsa kas kazanacaksınız. daha ne istiyorsunuz amk? tabii ki hiit nedir nasıl yapılır epoc ne sikimdir bunları açıklamamı istiyorsunuz. onu da siz öğrenin amk her siki de benden beklemeyin.
buraya kadar olan kısım da yağ yakmak için mal gibi 15 km. koşan arkadaşlara girsin.
peki ben şişkoyum koşamıyorum, koşarken götüm göbeğim bıngıl bıngıl oynuyor koşmaya utanıyorum. ben ne yapayım amk öleyim mi diyen arkadaşlara gelelim. evet ölün amk, zira metrobüste 3 kişilik yer kaplıyorsunuz sikerim böyle işi. yok lan şaka yapıyorum ölmeyin, size de çözümüm var ama önce o dürümü bi bırakın masaya, ayıp amk koyacam tekmeyi sokacam gırtlağınıza o dürümü şimdi.
arkadaşlar yürüyün. bakın çok ciddi söylüyorum yürüyün. çıkın dışarı her gün 5 km 10 km allah ne verdiyse yürüyün. yürüdüğünüz zaman ne oluy... lan bırak şu lahmacunu laf anlatıyoruz burada!! neyse. bakın yürüdüğünüzde oksijen alım sınırınızı geçmeden, %50/60 seviyesinde oksijen tüketimi yaşadığınız için, ki bunu belirleyen ana unsur nabızdır. nabzınız çok fazla yükselmediği için anaerobik solunuma geçmez, sürekli aerobik solunumda kalır, vücudunuz sürekli yağ yakma sürecinde olur ve yağ yakarak kilo verirsiniz. bu kadar basit. bununla ilgili çok fazla detaya girmeye gerek duymuyorum. bu paragraf zaten 90+ kiloluk dombililer için geçerli. şimdi ekstra bilgi verip su böreğine dönmüş beyinlerini bulandırmayayım. çözüm bu: yürüyüş. yürüyün amk. eşek gibi yürüyün. yürüyebildiğiniz kadar yürüyün. sınırsızca hudutsuzca yürüyün. yarın yokmuş gibi yürüyün. bu kadar.
peki angelus bu yazsında size ne anlattı? şunu anlattı: gördüğünüz gibi, yağ yakma olayı çok da sizin düşündüğünüz gibi olmuyor, her şeyin bir matematiği var. o nedenle "ya ben spor yapıyorum yemek de yemiyorum neden kilo veremiyorum ki" diye ağlamayın boşuna. bi iş yapıyorsunuz adam gibi yapın amk salak salak hareketler yapıp üzmeyin beni. gerçi siz bunu okurken bile yarım ekmek arası domates peynir gömen tiplersiniz amk size ne kadar faydası olur bilmiyorum ama ben yazayım yine de. belki bir tane pislik şişko yola gelir de insan gibi beslenmeye karar verir dünya da bir dombiliden kurtulur böylece. güveniyorum size, umudumu yitirmedim henüz.
Önümüzdeki 2 haftada yapacağım eylem.5 günde bir editleyeceğim ve haftanın 6 günü cardio yapacağım.ekmek-pilav ve balı kesmek zorundayım.hedef 2-2.5 kilo vermek.başladık bugün..
Edit1: 12agu 5 gün kesintisiz uydum bugün bozduk gezme falan olayları ,önümüzdeki 5 gün daha tam uyup kantara çıkacam.
Edit2:24agu ne yazık ki uyamadım.
Her ne sebeple olursa olsun can sıkıcı aktivitedir.
Zorunlu olarak bu maratona girmiş bulunuyorum sözlük acayip mutsuzum yemek yemek istiyorum ama yiyemiyorum.
Çünkü 27 yaşında hortlayan 20lik dişim yüzünden resmen cehennemi yaşıyorum.
Allah aşkına bu yirmiliklere kim Wisdom teeth dedi? Gerçekten delirmek üzereyim yarın tam 1 hafta olacak ben bir haftada 3 kilo verdim bile.
Zorunlu detoks yapıyorum resmen işe gidiyorum bir yandan en sonunda bir mühendise patlayacağım sanırım.