her fotoğraf görünce yapmak istediğim fakat cesaret edemediğim şey. sadık değiilermiş mesela , tırmalayan çok duydum. tüy de döküyorlar . ayrı eve çıkınca yapıcam ama , ne kadar saldırmasından korksam da . swh.
En güzel yani .kışın yanina alirsin , uzerine yatar uyurken miril miril oter hoşnut olduğu andir.charles bukowski bu anin terapi olduğunu yillar önce söylemiştir.
astımlı biri olduğum için henüz tam anlamıyla yaşayamadığım ama yaşamak istediğim durumdur. Bilenlerden pm atarlarsa rica olunur bu hastanelerde falan kedi testi olunuyor mu yani alerjimin olup olmadığıyla alakalı + oldu ki testten geçtim, astımlı olduğum için sorun olmaz değil mi?
Ek olarak kedi "sahibi" olmak cümlesiyle edebiyat yapan arkadaşlar, o zaman kimse çocuk sahibi de değil öyle mi? Bazı kelimeler asıl anlamlarıyla değil yan-mecaz anlamlarıyla söylenir. Hatırlatayım dedim.
insan beslemek gibidir kedi sahibi olmak. ne demek istediğimi örneklerle açıklayayım. dişi kedi kızlar gibidir, sevmek istediğinde naz yapar kaçar, işin olduğunda sürekli senden ilgi ister tependen inmez. evin içinde alımlı alımlı gezer. size kibar şakalar yapar. gecenin bir yarısı kafanızı tırmalayıp kaçabilir. erkek kediyse, erkeklere benzer. evde pek duramaz, sürekli dışarıda dişileri kovalamak ister, evde ağa ağa gezinir, sevdirmek delikanlıyı bozar hesabı nadiren kendini sevdirir. evde olduğu anlarda bile pencerenin önüne oturur ve emekli amca misali gelene gidene karışmaya çalışır. şakaları da ağırdır. gelir direk tırmığı koyar ya da ısırır. kaçmaz ters ters bakar.
akşam eve gelip kapıyı açtığınızda o aradan uzanan minnacık pati, bazen hiç bir dost eline değişmeyecek kadar güzel olur.
evin enerjisini değiştirir, sevmeniz için size şirinlik yapar ve onunla uyumak çok zevklidir.
Bazen "ben mi onun kedisiyim, o mu benim kedim" diye düşünüyor insan. Bu köpek it domuz kedi, sizin ne hissettiğinizle hiç ilgilenmiyor anacım. Annem hasta yanına kıvrılıp yatayım diyeceği yerde, oyun istiyor. Bayıra karşı yatır beni tırmala beni kaşı beni diyor.
Kızım dur diyorum bu sefer huzursuzluk yapıyor.
Çantanızın içine girip gözünüzün içine bakıyor hayvan insanı, şapşal!
Gezmek istiyor evin içinde.
Sonra çıkıp o götümmetrekare kalorifer peteğinin üzerinde uyumaya çalışıyor. Sığmıyor. Bi Patisi düşüp düşüp duruyor uyukladıkça.
Geldi demin hadi ilgileneyim dedim, sevdim de sevdim. O da biraz beni sevsin diye beklerken, şimdi "sadece sarılıp uyuma" fasiletisine geçeceğiz zannederken döndü götünü gitti oynaş kaltak.
Sonuç olarak bizim evin kedisinin 3 tane insanı var.
Önüne yatıp kendimi sevdirecek kadar özlüyorum onu.
Zamanınız, verecek sevginiz ve azıcık merhametiniz varken bir evcil hayvana sahiplendirin kendinizi. Hayatınız değişsin.
Kendi acından ölse markete girip bisküvi almayacak adam babanız bile, gördüğü her veterinerden bir mama bulup eve getirir hale geliyor, iç cebinde cocuğuna çikolata getiren babalar gibi.
Benim kedim vanlı bu arada. Ben Karadenizli. Özüm Tebriz'li. E bu yüzden kedi insanımı "burnu fındık, ağzı şeker fincanı, şeker mi şerbet mi Gül acem kızı" deyi deyi uyutuyorum.
insanların yanlış bildiği bi durum. kedi sahibi olunmaz. kedi sahibesi de olunmaz. çünkü; bir kediyle beraber aynı evi ya da hayatı paylaşmak demek ona sahip olmak demek değildir. zira kedi; ne köpek gibi çağırdığınız an yanınıza gelen, ne de boynuna tasmayı geçirip istediğiniz an sokağa çıkarıp ardınızdan sürükleyebildiğiniz bir canlıdır.
kedi; tamamen özgür, istediği an istediğini yapan, istediği an kendini sevdirip istediği ansa götünü dönüp uyuyan bi canlıdır. bu yüzden de bir kediyle aynı evi ve aynı hayatı paylaşan hiçbir insan "kedim var" ya da "ben bir kediye sahibim" demesin. zira kedi buna götüyle gülüyordur inanın.
aslında sizin bir kediniz değil, kedinin bir insanı vardır. istediği an mamasını-sütünü alıp, istediği an her türlü şaklabanlığı yapıp size ve kendine keyif veren, istemediği ansa dünyayı sunsanız bile göz ucuyla dahi size bakmayan bir canlıdan bahsediyoruz burada.
yani anlayacağınız, kedi sahibi olduğunu iddia eden her insan, bir kez daha düşünsün kimin kime sahip olduğunu.