kışları erzurumla yarışacak kadar soğuk olabilen ve akşamları hayat belirtilerinin ortadan kalktığı bir şehir. zorunlu olmadıkça uğranmamalı, mecburen yaşamak zorunda kaldıysanız da alışılmamalı. nekadar nefret etseniz de alışınca terk etmek kolay olmuyor.
son birkaç gündür depremlerle içli dışlı olan memleketim. dün de yine 4.9 şiddetinde bir deprem olmuş. 12 kasım allah'tan daha fazla acı yaşatmadı bize...
polisinin gece yarısından sonra sokakta alkollü gezen gençleri(ki sadece bir iki bira içmişlerdir ve yolda yürümekten başka bir halt yememişlerdir.) acayip şekilde dövdüğü şehir. (bkz: ben bugün bunu gördüm)
belediyesinin alkollü mekan açma ruhsatı vermediği şehir * nasıl mantıkla böyle bir karar verilebiliyor anlaşılmış değil ki erciyes üniversitesi gibi güzide ve büyük bir üniversiteye sahip şehirde gençlerin takıldığı bir tane bile bar bulamazsınız yoktur çünkü.
(bkz: derdim çoktur hangisine yanayım)
gayseri gayseri dedikleri, pastırmadır yedikleri, çok hoşuma gidiyor, nörüyon gıı dedikleri. *
çoğu kişinin sadece plakasını 38 olarak bildiği ama enlem derecesi de 38 olan şehir ve doğduğum şehir, yillisi(yerlisi) olmakla övünülen şehir, çok güzel yaşanılası bir şehirdir memleketim benim.
çekim öncesi kimseye bilgi vermeden bir sabah vakti belgesel çekimi için kale burçlarında haçlı bayraklarının dalgalandığına şahit olan, şirin iç anadolu şehri. tıpkı bir sabah uyandıklarında fransız bayrağı ile karşılaşan maraşlılar gibi. kimse kusura bakmasın ama bayrak bu insanlar için önemli. bayrak konusunda hassasiyet göstermelerini, bu işe önem atfetmelerini garip karşılamayın.
en başta belgeselin adında bile meymenet yok: Anatolia. anadolu'yu tanıyorsan bir zahmet türkçe bir isim kullan. milletin gözü anadolu kelimesine aşina olsun. tanıtıma burdan başla. kültürünü tanıtmak için yaptığın girişim, baştan sakat başlıyor zaten.
her neyse, bahsedilen belgesel normalde 85 il gezilerek çekilecekmiş. ilk şehir olarak kayseri seçilmiş. kayseri'de de böyle bir tepki ile karşılaşınca acemi (tanımıyorum, sadece öyle olduğunu tahmin ediyorum) yönetmen Tanyolaç Türkmen şaşırmış, üzülmüş. evvela yönetmenin kendisinin de müslüman olması bir kenara empati yapabilen her birey bilir ki bir şehir ahalisi bir sabah vakti ansızın -normalde türk bayrağının dalgalandığı- kale burçlarında koskoca haç işaretli bir bayrak görürse şaşırır, tepki gösterir. bu gayet normaldir. bunun aksi yani tepkisizlik anormaldir. peki bu insanları çekimler öncesinde neden bilgilendirmeniz kardeşim? var mı buna cevabın? yok.
sonra ortaya çıkıp "Haçlı bayrağına bilmeden tepki gösterenler, mutlaka pişman olacaktır." diye tehdit savuramazsın. izin alacaksın kardeşim çekim yaptığın şehrin sahiplerinden. orası dingonun ahırı değil. bu insanlar bayrak için canlarını feda etmiş dedelerin soyundan geliyor. eğer biraz düşünürsen bu haklı tepkinin öyle hiç de galeyana gelmiş 20-30 çapulcunun tepkisi olmadığını anlarsın.
bir de yönetmen şöyle bir itirafta bulunmuş: "Ben de Müslümanım. Çekim öncesi bilgi verseydik belki bunlar olmazdı."
ha işte ben de onu söylüyorum be tanyolaç. niye başta düşünemedin bunu?
gerek düzenli görünümüyle , gerekse ekonomik özellikleriyle sanayi vs. ülkenin en dikkat ceken bir sehir.
fakat sosyal acidan da bunu söylemek ister gönül. kayseri halki sosyal hayatta pek basarili degildir.
ancak üniversite ögrencileri sagolsun, onlarin ihtiyaclari dogrultusunda acilan cafelerin de demir baslaridir.
nedir bu merak anlamadim.
tüm modernliği ve modern binaları bir yana yayaları ezme uğruna da olsa hızını azaltmadan yoluna devam eden yayanın geçiş üstünlüğünden bi haber, geçiş hakkı size aitse ya da park yerinden çıkıyorsanız kesinlikle 2dk. nezaket gösteripte beklemeyen öküzleri barındıran şehirdir. türkiye'nin gizli zenginlerinden haseki mehmet sultanın derebeyliğinde kümbetlerinin ve tramvay yolunun altındaki tüm eski hazineleri malum birileri(!) tarafından geceleri iş yapıyoruz maskesi altında kamyonlarca dışarıya satıldığı rivayet edilir. yoksa o belediyenin kasasında 30 milyon doların ne işi var tüm türkiye boğazına kadar borca gömdürülmüşken?
plakası 38 olan, düzenli, caddeleri çok güzel, temiz, seyyar satıcıların yasaklanmasıyla avrupa şehri olmuş bir şehrimiz. geçtiğimiz yıllarda bir çok avrupa şehrinin katıldığı bir yarışmada en düzenli şehir ünvanını kazanmıştı.
birçok şehir gördüm fakat kayseri kadar hızlı, düzenli gelişen bir yer görmedim. şüphesiz en hızlı gelişen şehirlerimizin başında geliyor. sn haseki yakın zamanda deniz bile getirir oraya. (bkz: yok artik)
ah bir de insanları biraz gelişme gösterseler, çok daha iyi olacak, mükemmel olacak hatta. şehir gelişiyor ama insanlarda tık yok. öküz bol miktarda. bir de farketmiş olduğum ilginç bir detay var, merkezde gördüğüm 10 erkekten 9'unun ensesindeki saçlar uzun. bir çeşit delikanlılık göstergesi sanırım.
edit: türkçe karakterler düzenlendi. tek eksiğimiz buydu çünkü.
çocukları için "ticarette başarılı olamazsa hiç olmazsa memur olsunlar" diyen, gerçekten de ticari başarıları ile ün yapan insanlarımızın (kayserililerin) şehri.