marks'ın izinden giden hareketler olan marksizm, kendi içinde fazlasıyla bütünlüklü bir dünya görüşünü içerir. marksizm'i kavrayarak dünyayı parçacklar halinde bakmadan görebilmek, gerçeği görmek anlamına gelmektedir. hegel'in dediği gibi " gerçek, bütündür." marks'ın dünya görüşünde kendinden önce gelen iktisatçıların, tarihçilerin, felsefecilerin izlerini görmemek körlükle ilişkilidir. kendinden önce gelenlerin önemi, kendisinden bağımsız olarak tutmadan, sürecin ilerleyişi ile ilgilidir. fakat tarafsızlık tarafına düşerek marks'ı değerlendirmeye tutmakta sanırım 160 yıllık bir düşünce sistemine karşı yapılacak en büyük hatalardan biridir. hatalardan kaçınmak şartıyla ideolojileri ve kavramları bütünlüklü bir biçimde algılamak, tarihin öznelerini ve güncelliğini anlamayı doğuracaktır. tabi kalıpların dışına çıkabilenlere özgü bir gelişimin ürünüdür ve hep öyle kalacaktır.
weber ve durkheim gibi, marx'la birlikte sosyoloji tarihinin üç büyüklerini oluşturan insanlardan kesinlikle ve kesinlikle ayrı okunmaması gereken, ayrı okunması objektivite özürlülüğü, bu diğer sosyologların reddedilmesi ise sadece ve sadece bilimsellik düşmanlığı, gericilik, ve yobazlık göstergesi olan düşünür. evet, kesinlikle dünyayı kendi at gözlüklerinden gören, kendi düşüncesine uymayanların düşüncelerini katletmekten yana duran, lakin utanmadan faşizm karşıtı olduğunu söyleyen bağnazların eline bırakılmaması gereken düşünür.
yazılan bazı şeylerin merak uyandırması durumu sebebiyle oluşturulan edit: nihilizmle ne gibi bir relasyon/ko-relasyon/oto-korelasyon kurulabileceği tarafımca cidden merak edilen düşünür.
zorunlu not: eğer işbu başlıktaki bir takım lafların hedefi soul forged sin mahlaslı yazar ise, kendisinin kapitalizmin ekmeğine yağ sürmek, faşizmin göbeğinden zeytin yememek, niçeyi miçeyi nihilizmi allah katına taşıyıp illuminatinin dünya hegemonyasına hizmet etmemek gibi kaygılar gütmediğini, güttüğü tek kaygının yeterince objektif olabilmek olduğunu önemle belirtmek isterim. bilgilerinize.
Max Weber ve Emile Durkheim gibi burjuvazinin sosyolojisini yapan pozitivist eblehler gibi emek ve sermaye kavramlarını ve diğer birçok aydınlanma kavramını kapitalizmin çıkarları doğrultusunda tekrar tekrar değiştiren üçkağıtçı felsefecilerden ve sosyologlardan çok ama çok ayrı tutulması gereken sosyalist devrimin fikir ve eylem adamıdır .
Bebeklere Edit: En azından Nietzche'nin nihilizmi ile marksizmi yok etmeye çalışanların bir nefret portresi olarak algıladığı devrimci teorisyen ve fikir adamıdır . Ben de adamın fikirlerini çürütemesem nefret ederdim , haklısın yani elinizden başka bir şey gelmiyor da bu işi yaparken komik duruma düşmeyin zira nietzche'nin nihilizmini pratik ederken farkında ya da farkında olmaksızın kapitalizmin ekmeğine bal sürmektesiniz . Bu da sizin bilimsel ya da her türlü tahakkümden arınmış olmanızı sağlamaz .
-daha önce yazdığım entrylerin devamı niteliğindedir-
... ayrıca, şu an hala daha das kapital'in bir sayfasını bile çevirmemiş -yada en fazla kapağına şöyle bir göz atmış-, weber okumamış, durkheim'ın adını bile duymamış, ilerici maskesi takan yobaz kişiler tarafından, malesef ki bilim adamlığından(ya da en azından bilimsel düşünebilme yetisi olan bir insandan) daha çok, tıpkı daha önceki bir entry'de de denildiği gibi, ruhani bir lider, bir şeyh olarak görülen, oysa bir sosyolog ve aynı zamanda bir filozof olan insan. onlara üzülecekleri bir şey söylemeliyiz ki, endüstriyel toplumların keskin hatlarla ayrılmış sadece iki sınıftan oluştuğu tezi, sosyolojik açıdan yetersizdir. ha bazılarının dediği gibi bu adamın her söylediği yanlış falan değildir, dediğimiz gibi, lakin weber'ın görüşleriyle, durkheim'ın tezleriyle birleştirmeden sosyolojik olarak doğru kabul edilebilecek bir önerme yapmanız imkansızdır. hoş, tüm bunları yapsanız bile, sosyolojik açıdan doğru kabul edilebilecek bir önerme- yani genel geçer doğru bir önerme- nasıl yapılır onu da merak etmekteyim ya gerçi, neyse.
velhasıl: kesinlikle ve kesinlikle lise bebelerine bırakılmaması gereken bir düşünür.*
edit: istediğiniz kadar küfür etseniz de, yine söyleteceksiniz bana, "yine de dönüyor, yine de dönüyor!" diye. siz istiyorsunuz diye bir doğru artık doğru olmaktan çıkmayacak be güzellerim. bunu anlamanızı diliyorum.
edit 2: "yetersiz" ve "yanlış" kelimelerini sözlükten arayalım, anlamlarını öğrenelim, ondan sonra saldıracağımız kişiye saldıralım, ad hominem olmasın, hedef sapmasın, saldırırken olmayan olgulardan bahsedilmesin, değil mi ama.
şimdii... ****
(1818-1883)alman teorisyen, kapitalizm eleştirmeni ve filozoftur. "aşk jenny'dir, jenny de aşkın adı" dediği eşinden 7 çocuğu olmuştur. birisi isim bile konmadan, üçü de gençlik çağına gelemeden ölmüştür.
engels'le komünist manifesto'yu yazmış, "tüm ülkelerin işçileri, birleşin!" diye bitirmiştir.
felsefecileri, çeşitli bakış açılarıyla dünyayı yorumlamaktan başka bir iş yapmadıkları için eleştirmiştir. halbuki önemli olan oturduğu yerden yorumlarda bulunmak değil, onu değiştirmek için harekete geçmektir.
altyapı ve üstyapı unsurlarına değinmiştir. üstyapıda din, devlet, hukuk, ahlak, aile, bilim gibi değerler vardır ve bunlar toplumu açıklamaktan uzak, ideolojik yapılardır. önemli olan üretim ilişkilerini kapsayan altyapı unsurlarıdır.
devleti oluşturan toplumdur, toplum da bireylerden oluşur. ama toplum bu bireylerin toplamından daha fazlasıdır. birey olarak yapılanlar değil, toplum olarak yapılanların toplamı önemlidir. geçmişten günümüze, değişen üretim anlayışı sonucunda, toplumun geçirdiği evreler şu şekildedir :
-ilkel toplum
-esirlerden oluşan toplum
-fedoal rejim (serfler, senyörler)
-kapitalist rejim
-sosyalist rejim(gelecekte yaşanacak)
bütün toplumlar farklı sınıflardan oluşur. özgürü de vardır, esiri de vardır, serfi, senyörü de vardır. bunlar arasında her daim bir çatışma vardır ve bu çatışma tarihsel ilerlemenin motorudur.
kapitalizme bakış açısı:
-ana amaç daha fazla kar etmektir.
-üretim sürecinde verimliliğin artması gerekliliğinden dolayı işbölümü yapılır ve bütüne yabancılaşma ortaya çıkar. vida sıkan bir fabrika işçisi, işbölümünden doğan görevini yapmakta, ama o vidanın ne için sıkıldığını, hangi makineye ne gibi bir yarar sağladığını bilememektedir.
-mal fetişizmi ortaya çıkacak, metalaşma artacak, her şey parayla satın alınabilir duruma gelecek.
-fiyatların düşürülmesiyle kar marjı azalacak, maliyeti azaltma amacıyla birçok işçi işten atılacak, yoksullaşma artacak.
-din, baskıcı, dominant sınıfın dayatmasıyla ortaya çıkan bir olgudur. protestanlık sayesinde kapitalizm de kendine ilerleme imkanı bulacaktır. (protestanlığa göre ne kadar çok çalışıp, para kazanıp, başarılı olursan, tanrı tarafından o kadar sevilir ve cennetle ödüllendirilirsin.) dini gözden düşürürsek, işçi sınıfı bilinçlenecek, yoksulluğunun, kullanıldığının farkına varacak, onu reddedecek ve sosyalist sınıfın doğuşunu sağlayacaktır.
"yeni bir dünya düzensizliğinin yeni-kapitalizmini ve yeni-liberalizmini yerleştirmeye yeltendiği şu anda , hiçbir yadsıma marx'ın hayaletlerini başımızdan atmayı başaramıyor."
Cenazesine sadece 8-10 kişinin katıldığını göz önüne alarsak, dönemin otoritelerinin ilgisini çek(e)meyen ama lenin tarafından ilahlaştırılan, yine de çökmesi çok zaman almayan marksizm ideolojisinin ideologlarından biri. engels , Marx öldükten sonra, Marx'ın açıklarını kapamak için çok uğraşmıştır ama kapatılacak o kadar çok açık vardır ki, adamın ömrü vefa etmemiştir bu yamaya...
Marx, sosyal bilim dünyasında geriye sadece bir-iki klişe bırakmıştır ve ne yazık ki bu klişeler, okumayıp da ahkam kesen türk solcu gençliği tarafından tekrara bağlanarak, biz liberalleri çileden çıkartmaktadır. Bu işkence ne zaman bitecek, yeni ve özgün sol teori ne zaman çıkacaktır diye dua etmekteyiz zira bu kısır döngü sonucunda oluşan ideolojik rekabetsizlik, biz liberallerin de canına tak etmiştir.
hakkında en son olarak -yine her zamanki gibi- nötr bir yorum yapmak gerekirse:
hakkında yok "ben canavar yarattım ben marksist değilim" demişmişmişten tutun da "saçı sakalı birbirine karışmış bir deli, çılgın, hatta mecnun sevgil'iğğ müslümanlar" laflarına kadar buram buram cehalet, buram buram yobazlık kokan yorumların kol gezdiği düşünür. ulan gören de bu adam çılgın bir bilimadamıymış, kendi klonladığı tiranları rusya'ya, çin'e, kamboçya'ya yollayıp dünya hükümdarlığı kurmak istemiş sanır. o derece. bir keresinde, adam sscb'nin kuruluşundan 30 küsür yıl önce morta bağlamıştır, bilmeyenler için söyleyelim, bu bir. ikincisi, bu fikir adamının düşüncelerini kapitalizmin en vahşi çağının, emekleme aşamasının kıta ve ada avrupa'sında felaket hunhar bir şekilde işlediği dönemin konteksine göre yorumlamak lazım gelir, bu iki. şimdi abuk subuk laflar etmeden önce şunu düşünmenizi istiyorum, günde 10-14 arası saat çalışıp en fazla 50-60 sent kazanabildiği(hadi bilemedin 1 dolar/sterlin olsun) bir dönem düşünün. tabii ki birilerinin çıkıp işçi sınıfının burjuvaya karşı örgütlenmesi gerektiğini söylemesi çok normal ve (hümanist perspektiften bakarsak) son derece doğrudur. yani sizin anlayacağınız "hahaha insanlar benim kölem olcak, çünkü ben kötüyüm dostum! çizgi filmlerdeki kötü adam vardır ya hani, işte o benim, hahahaha" diye bir düşünceye sahip olmadığı, aksine, işçi sınıfı bilinçlendiğinde (ve koşullar aynı kaldıkça) bu düzenin böyle gitmeyeceğini varsaydığıdır. karl marx'ın hatası, dediğim gibi, ileri görüşlü olmaması ve (kanımca) sadece kapitalizmin emekleme dönemindeki sömürü düzenini acil olarak engelleme çabasına girmiş olmasıdır.(ha bana kalırsa devlet ve sosyoloji ve sosyal yapılanma hakkındaki fikirleri de bir yerden sonra tamamen yanlıştır. neyse oraya girmiyorum zira orası bu yazıyı gayet öznel bir boyuta taşıyacaktır. hem araya bir kaç bilimsel terim falan da sokuştururum aklınız almaz, uğraştımayın beni o yüzden.) sonuç olarak, marksizmin yanlışı o felaket hızlı gelişen kapitalizmin varacağı noktayı iyi tahlil edememiş olmasından kaynaklıdır(e boşuna kıçımızı yırtmıyoruz enformasyon devrimi diye.) yani eleştirilicekse bu yönü eleştirilebilir marx'ın ve marksizmin. kafadan çatlak hezeyanlar üreterek yürümez bu iş.
bizzat birinci ağızdan,12 eylül dönemindeki hikayesini dinlediğim kişi;
12 eylül'ün ilk harı geçmiş,gözaltına alınan kişi sayısı gitgide azalmakta(işin aslı gözaltına alınacak adam kalmamış,dışarıdakiler içeridekilerden daha rahatsız)bir gece vakti,gözaltına alınmamayı başarmış,o günün 3 gencinin,evine baskın düzenlenir..
polis,duvardaki karl marx resmini görür(aslında,o dönemlerde,örgüt evlerinde,böyle şeyler asmak kesinlikle yasakmış,o resim oraya,''bu saatten sonra sikmişim dünyayı'' modunda asılmış)
polis;bu kim?
genç;kim kim?
polis;aha şu resimdeki kim lan,gomunizsin diye sağır mısın?
genç;he o mu,rahmetli dedem
polis;allah rahmet eylesin
genç;saol
polis;cık cık
genç;noldu?
polis;alla alla,şöle muhterem bir deden var,utanmıyorsun dimi,devlete karşı gelmeye
genç;dedem de olsa böyle isterdi
polis;siktir lan!bunu da kelepçeleyin,hadi hadii hadii
kesinlikle ileri görüşlü olmayan fikir adamı. bugün maykrosoft'ta çalışan beyaz yakalıları, kapitalizmin "bakın size yeni ciciler aldım" diyerek önümüze koyduğu enformasyon devrimini görmüş olsaydı "ih şlaygın ayn aufgenoomın und die fickerlokomotiv** " diyip giderdi.
muhtemelen yaşadığı bir çok başarısızlıktan dolayı insanlara karşı derin mi derin bir öç alma duygusuna kapılmış, toplumları kaosa sürükleyerek istediği başarıyı sağlamıştır.
niyeti itibarıyla hz muhammed e benzettigim iktisatcı.
ikisi de humanistti,icinde bulundukları toplumun vahsetinden,dejenerasyonundan
ve adaletsizliginden rahatsız olarak bir ogreti kurguladılar.
birisi bir din olarak ortaya cıktı digeri de ideoloji.
ama ikisi de iyi niyetli olmalarına ragmen zararları yararlarından daha fazla oldu.
kotuleyenlere not: hem dinciler kotuluyor hem de solcular.
ortak bir noktada bulustular sayemde,biraz kafaları karıssın bakalım.
hitler le aynı genetiğe sahiptir. siyon protokollerinin en muhim kısmını olusturan karakterlerdendir. zamanın aydın kesimi olan solcuları da bir guzel tokatlamıstır das kapital le.
ancak moskova daki yeni solcu akım ve genc beyinler artık onun foyalarını bir bir ortaya cıkarıyorlar. kgb nin dosyalarındaki birader toplantılarında bizzat var oldugunu ve paraya tapmaktan cekinmedigini de biliyorlar. bizimkiler ise kesin kanıt istiyorlar. hayır olamaz diyorlar. efendim halkların kardeşligi falan diyorlar.
"marx, modern düşünsel ve siyasal tarihte anıtsal bir kişidir. bize kavramsal bakımdan zengin, törel bakımdan esinleyici, büyük bir kalıt bırakmıştır. bununla birlikte marx, marksist olmadığını söylediğinde kendisini ciddiye almalı, buna bir bon mot (şaka) gözüyle bakıp geçmemeliyiz.
marx, yandaşı olduğunu açıklamış pek çok kişinin bilmediği bir şeyi, kendisinin bir on dokuzuncu yüzyıl insanı olduğunu ve ufkunun kaçınılmaz bir biçimde bu toplumsal gerçeklikle sınırlandığını biliyordu. çoklarının bilmediği bir şeyi, kuramsal açıklamaların yalnızca, açık ya da örtük olarak saldırıya geçtikleri alternatif açıklamalarla ilişki içinde anlaşılabilir ve kullanılabilir olduğunu, başka öncüllere dayalı başka sorunlara ilişkin açıklamalar karşısında ise tümüyle ilgisiz kaçtığını biliyordu. çoklarının bilmediği bir şeyi, çalışmalarının sunuluşunda, kapitalizmin eksiksiz bir sistem olarak anlatılmasıyla (böyle bir sistem tarihsel olarak hiçbir zaman var olmamıştır) kapitalist dünyanın somut gündelik gerçekliğinin çözümlenmesi arasında bir gerilim olduğunu biliyordu.
bu nedenle, marx'ın yazılarını anlamlı olabilecek tek biçimde -bildiği kadarını bilen bir kavga yoldaşının yazıları olarak- kullanalım."
açıp tek kelamını okumamış, okumaya girişse anlayamayacağından korkmuş ya da okuyup hiç anlamamış, ancak bunların hiçbiri değil görünen o ki genellikle hakkında "karl marks dinsizin tekidir" dışında birşey duymamış bünyelerin orasını burasını kasarak küfür ettikleri filozof.
ortada iktisat hocalarının eleştirmeye yaklaşamadığı, kapitalizmi en iyi çözümleyen kapital gibi bir eseri; hegel'in idealizmini rafa kaldıran, üzerine yüzlerce kitap yazılan felsefesi olan; en karşıt olan bilim insanlarının bile "marx bilinmeden yapılan siyaset çok eksiktir" dediği birisi var: Marx. Şimdi durum bu iken yapılacak eleştirilerin de az buçuk düzeyli olmasını bekliyor değil mi insan? Hayır en azından eleştirenin kendisinin komik duruma düşmemesi için yalandan da olsa hakkında iki üç şey bilinmesi bekleniyor değil mi? Maalesef. Buyurun numunelere:
-hayatı boyunca hiç çalışmamıştır ama "komünizm" demiştir.
-feci şekilde karı kız sikmiştir.
-doktrini yahudi devletini yaşatmaktadır. doktirnin zaten amacı da budur.
.
.
daha gider.
Lan arkadaş o değil de merak ediyorum ideolojilere ve yaratıcılarına yaklaşım şeklide bu düzeyde trajik olan bir bünye sallıyorum nasıl dindar olabiliyor? Yani mesela bu adam Gazali'yi ya da Mevlana'yı okuyabiliyor mu? Anlıyor mu? Hayır hiçbiri yoksa, hem hiçbir halt bilmeyip hem de boyunu aşan bin şey söyleyecek derecede medeni cesarete sahip olmasından dolayı kutluyorum bu tipleri. Nutkum tutuldu vallaha.
ironi yapayım derken sıçan, kendisini tapınç nesnesi/objesi haline getirmiş taraftarları bulunan kişi. filozof, sosyolog ve ekonomistir. görüşünün temel taşlarını oluşturan; das kapital'in kutsal kitap bellenmişliği, proleteryanın kendinden zuhur diriliş beklentisi, kapitalizmin kendi iç organlarını yiyerek ölümünü beklemek; islam'ın bir kesiminde var olan mehdi beklemek inancı ile %98.05 oranında örtüşür.-bir arkadaş % durumunda küsürat verirsen inandırıcı olur demişti. sanırım kendisi istatistik uzmanı-
das kapital'in kaç cilt olduğunu bilmeyen hayranları olduğu gibi, bilip de okuyanının, hadi ekonomiyi geçtim felsefi kısımlarından bir bok anlamadığı alenen test yöntemi ile anlaşılmıştır. forumlardan pasaj koparıp zihnine nakşeden onlarcası şimdi "tekke ve zaviyeler tekrar açılsın" diyor. sanırım gizliden teşkilatlanıp, proleteryanın kıçına bir tekme atmak suretiyle devrime ivme kazandırmak gibi olmayacak emeller peşindeler. komunizm dini, mantık dinidir lan. olmaz öyle.