"bu şehrin üstünü duman sis almış, tomurcuk çiçekler kana belenmiş..." dizelerine sahip, müziği ile en iyi başyapıtlara, en mükemmel soundtrack olabilecek, insanın tüylerini diken diken eden bir zülfü livaneli parçası...
bana göre müziği sözlerin önüne geçmiştir. dinlediğim en güzel müziktir, birçok kişide benim gibi düşünüyor olsa gerek çünkü çoğu kişi cep telefonuna zil sesi yapmış.
zülfü livaneli'nin sesinin ve bağlama-saz ikilisinin ne kadar güzel şeyler olduğunu öğreten, ayrıca londra senfoni orkestrasının bile çalmaya yeltendiği muhteşem şarkı.
zülfü livaneli nin evrensel düzeyde oryantalist ve otantik formlar barındıran eserler yapılabileceğinin kanıtı olan kent türküsü.şarkının girişindeki saz solosu çok çarpımtıraktır.
girişteki bağlamayı başka hiçbir şarkının hiçbir solosuna değişmeyeceğim, zülfü livaneli şaheseri. hele şarkının tam orta kısmında bir başka solo daha vardır ki, akıllara zarar. sözleri de müziği kadar mükemmel.
duvarın dibinde bir yaralı gül
gülleri solduran gülebilmezmiş...
sadece müziğiyle bile insanı vuran şaheser. dinlerken farketmeden sigara üstüne sigara mı yaktırmaz bu şarkı size. ya da bir de bakarsınız yaşlar akıyor gözünüzden pınar gibi... böyle de hain bir şarkıdır aslında.