''kabusların gündelik yaşamda ki stres-korkularla savaşmak gibi işlevsel amaca sahiptir.stres seviyesi yükseldikçe kötü rüyalar-kabuslar görülmeye başlanır.bu stres seviyesinin tehlikeli yükselişine karşın bedenin uyarısıdır.
kötü rüyalar döngüsel olarak beynin kimyasal işlevlerini etkiler stres seviyesinin azaltılmasını sağlar.yararlı bir amaca hizmet etmiş olur.bazen kabuslar aşırı stres yüklemesi sonucu meydana çıktıklarından kişiyi paniğe sürüklüyorlar.
sık sık kabus gören kişilerin (kendi hastalarını kastediyor) pek çoğunun farklı psikolojik rahatsızlıkları da bulunuyor.kabuslarla beraber görülen bu rahatsızlıklrın en yaygın olanları ise travma sonrası stres bozukluğu ve kaygıdır.'' psikolog Ross Levin
psikanalizde rüyaların içeriğinde ki açıkca belirlenen sembollerden yola çıklıaarak kişinin bilinçdışı ,dürtü,arzu çatışmalarını açığa çıkaran bir tekniktir rüya yorumu.
freud'a göre rüya yorumu bilinç dışına açılan kapıdır.rüyalar kişinin derin ihtiyaçlarını,arzularını ve bunların doyumunu ifade ettiğini varsayıp , rüya gören kişinin bilinç dışına bakmasını , rüyasını kendinin (otoanaliz) ya da bir psikanalistin kontrolünde yorumlamasını sağlaması gerektiğini savunur.
kötüdür. uyandığınız gibi uyursanız muhtemelen aynı kabusun devamını görürsünüz. beyin onu hala hafızada tutuyor çünkü belli bir süre geçmesi gerek. kabusun şiddetine göre gerçeklikte de gördüğünüz kabusla ilgili bir takım imgeler gözükme ihtimali vardır ama sonuçta hepsi hayal ve size zarar veremezler.
Uyanmaların en beteridir.
Kabus olduğunu anladığınız o birkaç saniyelik zaman diliminde, akıl baştan gidiverir.
Anlayınca da, ohhhh beee rüyaymış sevinci....
Eşek kadar insan olsam da, kabus sonrası, yan odanın ışığını açıp öyle uyuyabiliyorum. Oda kapısına sırtımı dönemiyorum.
Niye mi?
Eee korkuyorum bee yaaaa!
kişi uyansa bile o rüyanın geçtiği olay ve olay yerinden çıkabilmesi zaman alır. çıkabildiği an da derin bir nefes ile toparlanmaya çalışır.
eskilerin " al basması " dedikleri olay.