ilginç bir şekilde ülkemdeki müslümanların izlediği yol. a müslümanı kendi dilinde kuranı okumamış ve haliyle içeriğinden habersizdir. aynı a müslümanı evrim teorisi gibi geniş bir ifade bir yana darvinizmi bilmesi için gerekli olan 'türlerin kökeni'ni de okumamıştır. ancak okumadığı bir kitaba dayanarak, okumadığı bir başka kitabın teorisini çürütebilmektedir. işte bilim adamlarının asıl araştırması gereken konu bu örnekteki insan psikolojisi ve bu insanların yaşadığı toplumun sosyolojisidir.
genellikle evrim terosini doğrulama şeklinde tezahür eder.
evrimin olası tüm yaratıcı fikirlerini yadsıdadığı düşünen kişilerce evrim de tanrı da doğru olabilir yaklaşımının öne sürülmesi şeklinde oluşur. ki evrimin bir yaratıcı ideasına değinmediğini farketmezler.
bir nevi bükemediğin bileği öpeceksin aga şeklinde özetlenebilir. bu kişilerce son raddede öne sürülen iddia evrimi tanrının var ettiği şeklindedir.
adem havva mitini de keçinin kustuğuunu ileri sürebilirler belli mi olur.
Genel itibariyle, Türlerin kökeni kitabını okumamış, hatta varlığından habersiz bir topluluğun oluşturduğu evrim düşmanları, bunu çoğu zaman herhangi bir mantıksal temele oturtmadan yapmaktadır. Evrimle ilgili düşüncelerin islam tarihindeki gelişimini göz önüne alırsak (bir müslümanın yapma ihtimalinin neredeyse sıfır olduğu bir tutum), bu olgunun islam tarihinde yer tuttuğunu, hatta desteklendiğini görürüz.
Örneklendirecek olursak, el-Cahiz (776-869), Kitab el-Hayevan kitabında, çevrenin hayvanlar üzerinde olan etkisini ve güçlü olanların hayatta kaldıklarını ve besin zinciri konularını yazmıştır. Ayrıca hayvanların hayatta kalmak için yeni karakteristikler geliştirip bunları diğer nesillere aktardığını da belirtimiştir.
Aynı dönemde yaşamış olan Nezzam (öl. 835 ya da 845)da benzer görüşler paylaşmıştır.
El-Dinavari (828-896), Bitkiler kitabında doğumdan ölümüne kadar bitkilerin evriminden bahsetmiştir.
Ebu Reyhan Biruni (973-1048), yapay seçicilik ve doğayla kıya ederek doğal seçilim konusunda fikirler beyan etmiştir.
Nasiruddin Tusi (1201-1274) madenlerin nasıl bitkilere, sonra hayvanlara, sonra da insanlara dönüştüğünü açıklayıp soydan gelen özelliklerden de bahsetmiştir.
Müslüman tarihçisi ibn Haldun (1332-1406) Mukaddime adlı eserinde doğadaki şekilleri takip ederek türlerin çoğalıp değişime uğradığını belirtmiştir.
ihvanus-Safa, ibn Miskeveyn, ibn Heysem gibi islam aleminden çıkan bilim adamlarının da benzer düşünceleri vardır. Hatta Isfahaninin Füsus şerhinde: Yeryüzünde ilk; madenler, sonra bitkiler, sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Ve Allah Teâlâ mevcut şeylerin cinslerinden her sınıfının sonunu, takip edenin başlangıcı kıldı da madenlerin sonunu ve bitkilerin evvelini mantar, bitkilerin sonunu ve hayvanların evvelini hurma, hayvanların sonunu ve insanın evvelini maymun kıldı ki, birbirine ulanma birliği bozulmadan, değişmeden, aralanmadan, kesilmeden korunsun ve birbirine bağlansın. Diye yazmaktadır.
Ama 11 y.y.dan sonra bu konularda islam dünyasında bir duraklama olmuş, hatta bundan sonra gelen Müslüman araştırmacılar ansiklopedik bilgi toplamadan ileri gidememişlerdir. Dogmatik düşüncenin öne çıktığı bu yıllarda Gazali gibi bir din adamının da o zamanki toplumun dogmaya ve dogmanın üzerine oluşturulan sisteme (bkz: ihya-yı Ulumi-ddin) saplanmasında büyük rol oynamıştır.
islam dünyasının bilimsel olarak çöküşüdür bu aslında.
Günümüze dönecek olursak, yakın zamanda evrimsel görüşe yakın fikirler beyan eden islam din adamları arasında Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dili Kuran dili adlı tefsirinde: Ve Hak teala bu mevalid ecnasından her sınıfının ahirini onu velyedenin evveli kıldı da meadinin ahiri ve nebatın evvelini mantar, nebatın ahiri ve hayvanın evvelini hurma, hayvanın ahiri ve insanın evvelini maymun kıldı ki, vahdeti ittisaliyye halel ve inhiraftan fasıla ve inkıtadan mahfuz ve mazbut olsun için. Diye yazmaktadır.
Ayrıca Erzurumlu ibrahim Hakkı hazretleri de, Marifetname kitabında: Önce madenler var olmuş ki, onların başlangıcı yapışkan çamurdur. Sonra taşa terakki etmiş, ondan; cevher, demir, bakır,gümüş, altın gibi madenler; lal, yakut, zümrüt gibi cevherlerin mertebesine yükselmeler olmuş.Ta mercana varup andan bitkisel filizlenmeler başlamış. Sonra tohumsuz biten bitkiler, sonra tohumlu bitkiler, sonra ağaçlar, sonra hayvanlar oluşmuş. Bunların bir mertebeden diğerine geçmeleri nice yıllar sürmüş. Taki hayvanlarda da tekamül olmuş ve insana benzeyen nesnas ve maymun mertebesine ulaşmış hayvan. O mertebeden de yükselinip sureti insana gelinmiştir. O insan ki, kemal mertebelerinin suret ve siretinde terakki edip, kamil insan mertebesine ulaşmış ve ilahi ahlakla dolmuş. Diye yazmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmenin Muvazzah Ilm-i Kelam kitabına bakacak olursak ta, orada da bariz bir şekilde evrimin mümkün olması savunulmaktadır: Nebatat ve hayvanatın ve hatta insanların, tekamül tarikiyle vücuda gelmiş olmaları, aklen caizdir. Fahr-i Alem Hazretleri dilediği mahlukunu bir nevi müstakil olarak yaratabileceği gibi, bitariki tedric de vücuda getirebilir; bunda istibad olunacak bir cihet yoktur.
Sonuç olarak, diyebiliriz ki, kökü Eski Yunan medeniyetine dayanan evrimleşme fikri, eski islam bilginlerinin eserlerinde de işlenmiş, hatta geliştirilmiştir. islam dünyasında böyle gelişmelerin 11 y.yıla kadar süregelmiş olması, bugünün Müslümanlarının dikkat çevirmesi ve örnek alması gereken bir davranıştır. Darwin, evrim fikrini sadece sitematikleştirip üzerine araştırmalar yapmıştır, ama yepyeni bir fikir ortaya atarak bilimde çığır açtı denilemez, çığır açtıysa da, gördüğü bazı gerçekleri yaygınlaştırması ve üzerinde çalışmasıyla olmuştur (bkz: bilimsel metod). günümüz Müslümanları, belki de en fazla 20 yıl sonra evrimi tasdik edecektir, ama evrime karşı verdikleri savaşta kullandıkları enerji ve parayı, keşke eğitim ve bilime harcasalar böylece hem bu 20 yıl birkaç yıla iner, hem de dogmatik düşünce yerini şüpheci ve gelişime, evrilmeye müsait bir fikir yapısına bırakır. eski tas eski hamam hesabı - bakın, kuranda yazıyordu, değişik ayetlerde değişik şekillerde verilmiş insanın ve diğer mahlukatın yaratılışı, bu da demektir kiiiii, evrimi kuranda 1400 yıl önce yazılıydı - demeleriyle kabul edilme ihtimali yüksek bir olgudur evrim.
Kısacası, islami usul bilimle bağdaşamaz, islami usul, kendini 1100'lü yıllarda geliştirmeye kapamış ve kaçınılmaz sonunu hazırlamaya başlamıştır. evrim teorisi de dahil, herhangi bir teoriyi çürütme kapasitesi ne yazık ki yoktur - imam gazali ile birlikte o potansiyel, o şüpheci, mantıklı yaklaşım islamdan çıkmıştır. "ama o alimler yanıldı, günümüzde edindiğimiz bilgilere göre... vs.vs.vs..." diye karşılık vermeye hazırlanan kuran müslümanı diye tabir edilen islam müdavimlere de cevabı şimdiden verelim ki, zamanlarını boşuna harcayıp kısır döngüye kapılmasınlar: eğer 1400 yıl boyunca kuranı örnek alarak yaşamış kişiler, kuran alimleri vs. kuranı yanlış anlamışlar, inananları yanlış yönlendirmişlerse, "apaçık" olmaktan bahseden bir kitabın da oluşturulmasını, yazılışını, tarihsel gelişimini olabildiğince irdelemek gerekir. eğer kurani usul kullanacaksanız, kuranı bilimsel metod kullanarak meşrulaştırmanız gerekir.