türk sinemasının son birkaç yılda yaşadığı çıkışı saymazsak uluslararası arenada birkaç gömlek üzerindedir. yabancı film dalında oscar adaylığı yaşadıkları gibi oscar adayı olan oyuncular da yetiştirmişlerdir.
toplumcu, insancıl ve sanatsal anlatımıyla medya kartelinin elinde oyuncak olan türk sinemasına kat kat fark açmış olan sinemadır. bahman ghobadi, abbas kiyarüstemi ve en çok da majid majidi' nin filmleri şiddetle tavsiye edilir.
2011'de jodaeiye nader az simin 'le ciddi bir başyapıt çıkarmış sinema. asghar farhadi imzalı film, iran sinemasına yeni bir soluk kattı şüphesiz.
toplumsallık ve realite kokan tavrıyla yılmaz güney sinemasıyla etki-tepki içinde olduğunu düşündüğüm sinemadır aynı zamanda.
islami devrim iyidir veya kötüdür bilemem, fakat iran sineması bir 'şahsiyet', bir 'dil' kazanmişsa bunu devrime ve onun getirdiği sansüre borçludur. elbette yönetmenler diledikleri gibi sinema yapmamamkta belki, fakat baskıcı rejimin bu sinemaya bir 'karakter' kattığı yadsınamaz. bir karşı devrim sonrası iran sinemasının kapitalizme ayak uydurmayacağına kimse bana inandıramaz.
70'lerde türkiye'deki erotik filmleri saymazsak, iran filmlerinde erotizm olmayan türlerde erotizmin dozu daha cüretkar olmuştur.
69. altın küre ödülünü yabancı film katagorisinde alan iranlı yönetmen asghar farhadi ödül töreninde yaptığı konuşmada ülkesinin gerçekten barışçıl olduğuna değinmiştir. gerçekten iran sineması içinde bulunduğu ortama uyum sağlayarak normalin üstünde eserler vermeye devam etmektedir. çoğu türk televizyon yapımcıları -özellikle samanyolu, kanal 7- bir ara ortalığı kasıp kavuran sırlar dünyası, sır kapısı gibi veyahut 30 dakikalık kısa dinsel ögeler içeren didaktik filmleri yapmalarında iran sinemasının etkisi olmuştur. özellikle majid majidi'nin filmleri başlı başına samanyolu televizyonunun ilham kaynağıdır desem mübalağa etmiş olmam sanırım. *
Tahmin edilebileceği üzere filmlerin çoğu dram türündedir ancak bu dayatılmış bir dram değildir. iran'da ki hayatı özetler aslında filmler. bir cennetin çocukları filminde ki tablo gibidir iran'da ki hayat. bir ayakkabı alacak paraları olmamalarının bilincinde olup, babalarından ayakkabı isteyerek babalarını mutsuz etme hakları yoktur çocukların. çile başarıya ulaşmada bir kilit rolündedir.
içerisinde iran kelimesi geçtiği için korkulması gereken sinemadır, enfes filmlere sahiptir.
hormonsuz, taze sebze ve meyve gibidir, yedikten sonra ne şişkinlik yapar nede bünyenize zarar verir.
başıma birşey gelmeyecekse, türk sinemasından kat be kat ileridedir.
birçok uluslararası festivalden ödülle döndükten sonra son yıllarda (bir bakıma) sessizliğe bürünen ekol. ancak, jodaeiye nader az simin (bir ayrılık) filminin 2012 yılında en iyi yabancı film dalında oscar kazanması üzerine tekrar gündemdeki yerini aldı.
kadın yönetmenlerinin doruğa çıkardığı sinemadır, kendine has sinema dili olan, dünya ölçeğinde bir sinemadır, maalesef türk sinemasından kat be kat öndedir.