insanın yaşamak için tutunabilecek geçerli bir sebep bulamayıp, en son çare başvurduğu bir veda biçimidir. Her veda gibi bu da sevenleri için acı fakat kendi için kurtuluştur. ta ki hesap yerine gelene kadar.
intihar etmek hakkında düşünüyorum heralde her gün ya, intihar edecek son kişiyim de etsem mesela nolurdu nasıl ederdim nasıl bi not yazardım insanlar ne düşünürdü Allah affeder miydi filan bunlari kuruyorum kafamda.
aklını yitirmeden yaptıysan ahiretin de bitti ve hepten yandın. öyle böyle yanmak değil hani.
ölmekle bayılmayı karıştırmamak lazım. bu dünyada imtihan için vardın.
seni yaratan rabbin ''kaldıramayacağından fazlasını kuluma yüklemem '' dedi. sen ne yaptın, asi geldin, kafa tuttun bu tavrınla. senin verdiğin canı sen değil ben alıyorum diyerek, senin imtihanın bana gelmez artık diyerek. kendi kendine bahaneler bularak..
ve bu seni haklı yapmazdı.
bir kaçıştır intihar etmek. kişinin kendi isteği ile kendi yaşamına son vermesidir.
bana göre yenilmektir, kaybetmektir. ben de zaman zaman intihar etmeyi düşündüm. planladım da diyebilirim. sevdiklerimi incitmeden olması için yollar aradım. En güvendiğim trafik kazası yapmaktı, sessizce çekip gitmektir. Önce arabayı kasko yaptırdım, sonra arabaya yazılım yaptırdım. bilgisayarımı formatladım. telefonumu sıfırladım. okuduğum kitapları dağıttım. herşey tamam gibiydi. kızım ve oğlumla vedalaşmayacaktım onlar hep gelecekmişim gibi beklesinler istiyordum.
kararımı etkileyen tek şey kızım Aslı'nın bu boktan hayatta bensiz kalacağı düşüncesi idi. Onuda çözdüm gibiydi. Kardeşim can yoldaşım Soner'e emanet etmiştim. Şaşırmıştı hayırdır abi nereye gidiyorsun demişti. Daha yapacak çok işimiz var demişti. Evet çok işimiz vardı. ama ben kararlıydım. otoyolda bulunan beton dubalara çarpacaktım. başka arabadaki insanlara zarar vermemek için en iyi yol buydu. yeterinde hızlı çarparsam sonuç ölüm olurdu.
706 gün çocuklarımı göstermiyordu bu hukuk sistemi bana. masumdum ancak anlatamıyordum.
Otoyola çıktım sport modda basabildiğim kadar bastım gaz pedalına. yapamadım. bir baktım ki eşimin oğlumun kızımın yaşadığı apartmanın önündeyim. balkonda çocuklarımın kıyafetleri asılıydı. salonun ve mutfağın lambaları yanıyordu. o anda aklıma onlarıda öldürüp yok etmek geldi. koltuğumun altındaki tabancamı aldım. normalde 3 mermi olur hep. ya ıskalarsam diye düşündüm. sonra saçının telini sakladığım kızıma nasıl yaparım dedim. oğluma nasıl yaparım bunları dedim. tabancayı alnıma dayadım tetiğe basamadım. ses çıkacaktı ve eşim balkonda bakacak arabayı tanıyacaktı. ve tahmin edecekti. anıl ve aslı duyacaktı. işte orası dönüm noktasıydı hayatımın.
kendine gel dedim akif kendine gel... işte orda bütün ciddiyetim kayboldu, gözlerim doldu burnum sızladı. ağladım. ve yemin ettim. ben kazanacağım ben başaracağım diye.
Şimdi tam iki yıl geçti bu olayların üzerinden. ve dim dik ayaktayım. anıl aslı ve o. sizi asla yalnız kimsesiz bırakmayacağım.
Hayat mücadeleler ile doludur dünyaya gelişimiz bile bir mücadele silsilesi sonucu gerçekleşmiştir. intihar fikri bence hayatın mücadele - her şeye ve herkese karşı olabilecek- olduğunu unutturan genellikle çevredeki insanların etkisiyle - patron, anlayışsız eş, düşüncesiz arkadaş topluluğu v. s - ortaya çıkan zehirli düşüncedir. 'Korkmadık, savaştık' demek gerekir hayatın her aşamasında. Hangi durum, hangi zaman, hangi mekan fark etmeksizin özsaygıyı koruyup mücadeleye devam etmek isteyenler gerçekten yaşayanlardır. ( sıradan bir vatandaşın görüşleridir bunlar )
suç, günah, ayıptır. inanan biri intihar etmez. ama hem intihar etmiyor hem de hayatta anlam bulamıyorsan iki arada bir derede çarpışır, yaralanır durursun.
çok uğraştım didindim, başarmak için çabaladım tam oluyor derken olmadı.
yapacak bir şeyim kalmadı. allah kimseyi bu duruma düşürmesin. ben bu sınavı geçemedim. içinizde bilmeden birini kırdıysam özür dilerim. hakkını helal etsin.
benden yana varsa helal olsun. hoşçakalın.
kimsinin necisiniz bilmem.
belki ti'ye alıp makara yapıyorsunuz bu söylemle. belki dikkat çekmek istiyor da olabilirsiniz. ve tabi ki ciddi olma ihtimaliniz de var.
ben en kötü ihtimal üzerine yazıyorum-ki , bu kafayla sadece kendinize yazık edersiniz!
hayat kaldığı yerden devam eder... geride bıraktıklarınız üzülür belki. belki yıkıma uğrar, belki sevinir.
olan size olur. ahiret inancınız varsa biter!
yoksa hayatınız biter. her halükarda biten siz olursunuz!
uzun uzun edebiyata gerek yok bence.
kendinizi bitirmeyin derim, biriktirin!
sarfedenler kaybedecek, biriktirenler kazanacak.
kötünün daha kötünün olduğunu bilin.
hayatın sürprizlere gebe olduğunu unutmayın...
ve hayat bitti derken yeniden başlar bunu da bilin.
ve sakın o hataya düşmeyin!
tamamen kafamda canlandırmaya çalıştım. varsayalım ki intihar ettim. sonuçları ne olacak ? hayatın getirmesi muhtemel hoş sürprizleri, artık pek inanmasam da, yaşayamayacağım - ki zaten hep başkaları yaşıyor o sürprizleri ayrı konu - ve babam ve kardeşimle birlikte en fazla 3-4 akrabam üzülecek. biri sosyal medyadan fotoğrafımı paylaşacak, sözümü kesmeyi ve beni dinlememeyi huy edinmiş erkeklerle kalbime ve yatağıma girmekten özellikle kaçan, onu bırakın bir kahve eşliğinde sohbeti bile çok gören kadınlar üzüntülerini paylaşacak ve bir hafta sonra herkes unutacak.
bu yüzden intihar gereksizdir.
ancak en küçük keyiflerin bile sürekli zamlandığı, hayallerini gerçekleştiremediğin, istediğin kadınla çıkıp yatamadığın, istediğin ülkelere gidemediğin, saygısızlık, kötü niyet, bencilliğin çoğu insan için normal hale geldiği bir hayat da pek tatmin edici ve ideal gözükmüyor gözüme.
intihar yanlıştır. kimse tartışamaz. ancak bedenini ve ruhunu tatmin edemediğin, depresyon, öfke ve bezmişliğin rutininin yerini aldığı bir hayat yaşamak da insanın canını sıkıyor.
Başkası için yapılıyorsa baya gereksiz eylem, sevgili nazım' ın da dediği gibi : " kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı "