ilkokul anıları

entry158 galeri2
    50.
  1. sıra dayağı, beslenme tenefüsü sonrası lanet yumarta kokusu, tonlarca yapılamamış ödev ve en önemlisi ilk aşk.
    0 ...
  2. 51.
  3. sınıfta bit kontrolü yapılması ve saçımda bit çıkması. daha da kötüsü öğretmenin benim bitimi herkese göstermesi. özel hayata saygı diye birşey var ya hayret birşey benim bitimdi o. *
    2 ...
  4. 52.
  5. I.KADEME
    4. sınıfta beni sinir eden bir kızın kafasından aşağı kola dökmek.****
    2.KADEME
    Bu kesinlikle en kötüsüydü.29 ekim oratoryolarını bilirsiniz. genelde ikinci kademelere yaptırırlar. biz de 7.sınıfız ve böyle bir görev alıyoruz. son sözlerden biri de bana ait. Times gazetesinin kurtuluş savaşı hakkında bir sözünü söylüyorum. o gün de çok dalgınım ve aşırı heyecanlıyım. boy sırası yapmışız ve yanımda hoşlandığım çocuk * duruyor. nihayet sıra bana tekrardan geliyor ve hiç istifimi bozmadan sözümü okuyorum ve sonunda da ingiliz times gazetesi deyip bitiriyorum.
    birden bir kahkaha kopuyor ne olduğunu anlamıyorum ama jeton sonradan düşüyor. meğersem times gazetesini dimes meyvesuyu kıvamında tiiiiğmes diyerekten bir güzel okumuşum.
    bu da böyle bi anımdı işte.
    0 ...
  6. 53.
  7. şu, müzik çalan,ışıklı spor ayakkabılarıdır herhalde. her ayağımı oynatışımda başlardı çalmaya dersin ortasında."yarın bunları giymicem" derdim ama;yine dayanamaz giyerdim. put gibi otururdum sonra bütün ders, çalmasın diye.hey gidi günler heey.
    0 ...
  8. 54.
  9. yeni alınan çantanın kokusu hiç unutmam bir başkaydı işte .
    1 ...
  10. 55.
  11. Bir keresinde kartopundan Counter Strike oynarken kartopunu yanlışlıkla müdürün kafasına atıp disiplinlik olduğum yıllardır.
    0 ...
  12. 56.
  13. ilk kez kız istemeye gittiğimiz an.
    evet evet yanlış duymadınız. ilkokula başlar başlamaz daha okuma yazmayı öğrenemeden kız istemeye gitmiştik.
    ah seda ah. bacak kadar boyuyla aklımı almıştı. sanki ben çok büyüğüm. su yeşili gözler, altın sarısı saçlar. of ki ne of. o zamanlar daha kamışa su inmediğinden farklı şeyler düşünemiyoruz tabi. neyse, son derse girmeden önce yanına gittim. elini tuttum. heyecan falan yok o zamanlar. "ben seni çok seviyorum" dedim. o da aynı şekilde cevap verip yanağıma bi öpücük kondurdu. "evlenelim o zaman" dedim. "peki olur" dedi. evlenmeye karar vermiştik.
    okul çıkışı tuttum elinden bizim eve getirdim. babam kapıyı açtı. şaşkın bi ifadeyle "hoşgeldiniz, girin içeri girin" dedi.
    asıl şoku yaşamamıştı daha. çantamızı, beslenmelerimizi, suluğumuzu boynumuzdan çıkarıp içeri girdik.
    "baba biz evlenmeye karar verdik, öp seda babamın elini" dedim.
    evde bi kahkaha patladı. annem - babam gözlerinden yaş gelene kadar gülüyorlardı. çocukluk işte "sevinçtendir" diye düşünüp mutlu olmuştum.
    babam daha sonra bu işlerin böyle olmayacağını söyleyip, öncelikle kızı istememiz gerektiğini anlattı. o kadar detaylı anlattı ki ikna olduk ikimizde. sonra seda' yı evine götürdü babam. ama gelişi baya gecikmişti. kızın ailesine durumu anlatmış. tabi onlarda başlamışlar gülmeye. bizi üzmemek için anlaşmışlar.
    kız istemeye gidicez. o yaşta öyle günlerde giyilebilecek bişeyim yok. tutturdum takım elbise diye. aldık yaptırdık boyunu falan. şu an gözümün önüne geldi de çok komiktim ya. çiçek çikolata faslını da hallettikten sonra gittik.
    heyecandan dizlerim titriyodu.
    çok iyi karşıladılar bizi. içimden "oldu bu iş" diye sevindim. babam çok geçmeden girdi konuya. o sırada kıpkırmızı olmuşumdur heyecandan. kalbim duracak gibiydi. saflık, çocukluk işte. o kritik cümle kuruldu.
    "efendim sebeb-i ziyaretimiz belli. çocuklar birbirini görmüş beğenmiş, allah' ın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz"
    ters bi cevap gelecek diye korkumdan resmen gözlerimi kapadım bekliyorum.
    el cevap;
    "madem çocuklar birbirini beğenmiş, bize evet demekten başka birşey düşmez. ancak tek ricamız var. önce okul bitsin. daha sonra evlensinler"
    babam bana sordu "oğlum bak ne diyorlar, sen ne düşünüyorsun?" diye.
    mantıklı gelmişti bana "tamam" dedim.
    seda' da "tamam" dedi. içime bi mutluluk, bi coşku dolmuştu. evlenecektim.

    bu mutluluk uzun sürmedi ama. en azından seda açısından. başka sınıfta "melike" diye bi kızla tanıştım. basit bir silgi kavgası çıkarıp seda' nın beni terketmesini sağladım.
    babam seda' yı sorduğunda, "adını duymak istemiyorum, düğün iptal, biz ayrıldık" diye hava yapmıştım.

    hala görüşürüm seda' yla. aklımıza gelir güleriz sürekli. ne günlerdi ya.
    30 ...
  14. 57.
  15. babaannelerin sınıf basıp benim çocuğumu bu bitli kızla birlikte oturtmayın bit bulaşıyo çocuğuma diye sizi utandırmasıdır.
    2 ...
  16. 58.
  17. paha biçilemeyen bir eğlence ile okul koridorlarında, bazı zamanlar boş kola kutuları, bazı zamanlar ise minicik gazoz kapakları ile her tenefüs futbol oynamaya çalışmak.
    1 ...
  18. 59.
  19. çeşmeyi ağzına sokup su içmek gibi pis şeyler olurdu.
    0 ...
  20. 60.
  21. ilkokul 2 sınıfta hemen yanımda oturan kız. daha okulun ilk günü her nedense benim yanıma oturmuştu. neyse biz derslere başladıkça bunda bir gariplik hasıl etti. biz bir şeyler yazabiliyor ve matematik filan yapıyorken bu sadece defteri baştan aşağı çiziyor bildiğin karalıyordu. ama ona sorduğuuzda
    -ders yapıyorum filan diyordu.
    daha o yaşta kızın gerizekalı olduğuna karar vermiştik. hiç bir şey bilmiyordu. gün boyu karalama.

    yaklaşık bir hafta filan bu kız gelip gitti sınıfa. en sonun da bir gün öğretmen
    -ben artık senle uğraşamam, deyip kızın kolundan tuttuğu gibi müdür odasına götürdü.

    olay hemen açıklığa kavuşmuştu. kız aslında okula ilk defa geliyor. yani bire gitmesi gerekiyor ama o ilk gün bir şekilde bizlerle yani ikinci sınıflarla sıraya girmiş ve ondan sonra da hep bizimle aynı sınıfa gelmişti. öğretmen bunu nasıl farketmedi, yoklama denen şey o zaman yokmuydu hatırlamıyorum.
    3 ...
  22. 61.
  23. utangaç bir çocuktum. sınıfta parmak kaldırmaya çekinirdim.
    neyse öğretmen okuma öğrenenlere kurdele takardı. her gün kim okuma öğrenmiş diye sorar, parmak kaldıranlara okutur ve genellikle kurdelesini takardı.
    ben okuyabilirdim ama hiç söylemezdim. annem her eve geldiğimde sorardı ve benim parmak kaldırmadığımı öğrenirdi. kadıncağız daha fazla dayanamadı ve öğretmenime söyledi. sonra ertesi gün öğretmenim beni kaldırdı ve ben okudum. sonrasında kurdele falan.

    basit bir hikaye olabilir ama çocukluğumun özeti gibi.
    3 ...
  24. 62.
  25. yenilen ilk dayağın ardından oluşan sıkıntı daha sonraki dayaklarda bu yoğunlukta olmaz.
    0 ...
  26. 63.
  27. her sene mutlaka, okul merdivenlerinde sıralanıp sınıf fotoğrefı çekilirdi. ilkokulda ki platonik ilk aşkımın mutlaka, yanında, arkasında ya da önünde sıraya girmek için mücadele verirdim. hala albüme baktıkça hatırlar gülerim.
    1 ...
  28. 64.
  29. hediye gelen kalem kutum çalınmıştı. sıramın altgözünde unutup çıkmıştım. okuldan tam çıkmak üzereydim unuttumu farkedip geri döndümde kalem kutum yoktu. çalan gerizekalı kalemlerimin bir kısmını bırakmış vicdan yaptı kendince sanırım. hâla üzgünüm!
    4 ...
  30. 65.
  31. ilkokulda bana sataşan herkesi tekme tokat döverdim. Şu an ki cüsseme bakılsa hayret edilecek durumdur ama o zaman ne hikmetse benden dayak yiyen çok olmuştur. Bir çocuk vardı sınfımda bana aşıktı ( güya) sürekli o minyatür aklıyla mektup yazar akşam okul çıkışında sürekli beni takip ederdi. Bir akşam yine böyle eve çok az kalmıştı dönüp arkama baktım yine o. Sırtımdan çantamı çıkarıp kafasına geçirdim üstüne de tekme tokat yine dövdüm bi güzel. Ama eve gittiğimde de oturup ağladım sinirimden çünkü o hiç karşılık vermedi. Dayak atmak, karşılık gelince güzeldi oysa. Öbür gün okula geldiğinde yanında annesi de vardı. Ben bi köşeye sıvışıp bekledim öylece ama sağolsun beni ele vermedi. Hala çok pişmanım sözlük. bunu galiba itiraflara yazsaydım daha iyi olacaktı ama ne zaman aklıma gelse vicdan azabı duyuyorum. Bir özür dilerdim belki ama internet de kullanmıyo galiba. Bu da aslında dayak atmak için bir sebep olabilir.
    1 ...
  32. 66.
  33. birinci sınıftayken komşu çocuğuyla aynı sırada oturuyorduk. okul daha yeni açılmıştı. arkalara doğru da bir kız ve bir erkek aynı sırada oturuyordu. ben etrafa göz gezdirip, bakınıyorum. o sırada en arkaya doğru başımı çevirdiğimde, beyaz tenli, sıska, çirkince bir şey olan çocuğu (hani şu kızın yanında oturan çocuk) gördüm. yıldırım çarptı, kalbim küt küt atmaya, nefesim kesilmeye başladı. aşık oluyordum, hatta olmuştum bile. sonraları sınıfın piçleri onuru sevdiğimi öğrendi. ümit hocanında sınıfta olduğu bir gün, onurun gözleri önünde, onura olan aşkımı ilan etmişlerdi. onur, o kadar duygusal bir çocuktu ki; önlüğünün cebinde bulunan mendili çıkarıp, burnundan akan sümüklerini sildi. o gün, o salya sümük ağlayışını görünce soğudum ondan. oysa ki ben seni diğerlerinden farklı görmüştüm onur... olmadı bu.
    0 ...
  34. 67.
  35. Tenefüs aralarında okuldan çıkıp arkadaşlarımıza evin çevresini gezdirmek *
    0 ...
  36. 68.
  37. insanın hayatı boyunca unutamayacağı en saf en güzel anılarıdır.en güzel çıkarsız arkadaşlıklar o zaman kurulmuştur.okadar çoktur ki bu anılar zaman zaman hatırlayıp gözlerimiz bile dolar.sınıfta konu anlatma çekişmesi,konuşanların tahtaya yazılması,cok konuşanlara çarpı verilmesi.küme çalışması yapılması,önde oturma kavgaları ,beden eğitimi dersinde ki yapılan maçlar.serviste arkaya cam kenarına oturma çekişmeleri(üniversiteye kadar sürmüştür:)..ama benim hayatımda unutamayacağım olaylardan birisi sıra arkadaşımın önümüzdeki arkadaşımızın saçından biti alıp ders boyunca sosyal bilgiler defterinin üstünde oynatmasıydı vay be de gidi günler de!!
    0 ...
  38. 69.
  39. ilkokul öğretmenim okumayı tam sökenlere kırmızı, çat pat sökenlere de mavi kurdele takıyordu. bana mavi kurdele taktığı için tuvalete gidip ağlamıştım. şimdi üniversitedeyim,kalmak üzereyim ve umrumda değil, affet beni örtmenim.
    0 ...
  40. 70.
  41. cadıcılık diye kıytırık bi oyun bulup köpek dişini atatürk büstüne çarparak feda etmek.
    0 ...
  42. 71.
  43. cetvellerimizi sıraya vurarak ses yapardık.cetvellerin numaralı kısmı sıraya vurmaktan zedelenirdi ve düz çizgi çizemez olurduk. yamuk yumuk birşey olurdu.
    1 ...
  44. 72.
  45. Ders zili çalmadan sınıfların olduğu katlara çıkabilme telaşı. Bir de müdür yardımcısı olur onları görüp kovalamaya çalışan.
    2 ...
  46. 73.
  47. komşu ilk okulun çocuklarıyla kavga etmeye giderdik, her 2 tarafta 20 şer kişi olurdu. acayip karambol yaşanırdı. hepimiz bebek olduğumuzdan kimse yaralanmazdı en fazla 1 2 morluk okadar. sonra maçta yapardık arada.
    0 ...
  48. 74.
  49. koridorda kovalamaca oynarken başka kovalamaca oynayan çocukla kafa kafaya çarpışmak suretiyle onun kafasında şişlik oluşmazken benim alnımın balon gibi olduğunu görmenin verdiği güçsüzlük hissi.
    yine aynı ben bu kafaya rağmen yedinci sınıfta haklı olduğum bir mevzuda birine iki defa kafa atmak suretiyle saldırmış onun tek kafa darbesiyle aynı baloncuğu görmüşümdür alnımda.
    olay müdür yardımcısına intikal etti ve o pis çocukta iki esaslı şamar yedi ama karizmam sarsıldı ve sıra arkadaşım olan o çocukla daha hiç konuşmadık.
    ilginç olmasa da bugün itirafçılık hislerim çok yoğun.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük