balkon gibi kokunun eve sinmeyeceği bir mekanın seçildiği andır.
zira evde sigara kullanan yoktur.
sonra her ihtimale karşın üzere koku sinmesin diye soyunulur kış günü balkonda.
yakılır cigara. içe çekilir mi çekilmez mi o duman, heyecandan hatırlanmaz bile. merak insana neler yaptırır diye kendi kendine konuşur bünye. ne eş, ne dost, ne anne-baba vardır sigara içen. ama bu meret denenecektir. 10 dakikada biter bu işlem.
sonra hemen banyoya. dişler fırçalanır iki kere. su içilir. maydanoz yenir. elma yenir. diş fırçalanır. parfüm sıkılır. elma yenir. diş fırçalanır.
Arkadaşımla orta ikiye giderken bir apartman deliğinde başlamıştık millete yakalanmayalım diye.
ilk sigaramız da kent markaydı.
Ve hatta o kadar iyiydi ki ulan sigaraya da başladık amk diye götümüz de hafiften bir kalkmıştı.
liseye yeni başlamışım yaş ya 14 ya 15, akşamları tabi toplanıp geziyoruz. arkadaşın biri çıkardı cebinden black galleon hiç unutmam ismini, ulan bi çıkardı cebinden simsiyah ne lan öyle o dedim. al bi tane yak dedi, bildiğin uzun samsunun filtresine şekere bandırmışlar tabi bunu daha sonraları anlıyorum. şükürler olsun ki bırakalı 4 sene oluyor.
bir akşam en yakın arkadaşımla evlere dağılıyoruz evler yakın.
bu giderken bir tane yaktı. o ara sokaktaydık. içsem kimse görmezdi. aslında birinin görmesi sıkıntı değilde içmediğimiz halde içiyor damgası yememek için. dedim bir tane de bana yaksana lan. neyse yaktı sağolsun. o gün orada içtik ilk kez.
yalnız halen kullanmıyorum, tadımlıktı. toplam içtiğim 5'i bulmaz.