gerçekten müslüman mı, yoksa takiye mi yapıyor anlamış değilim. bir taraftan kimin cehenneme gideceğine karar verip, kendince kuran-ı kerim'i tefsir ediyor; diğer taraftan dinî olan her şeye karşı çıkıyor. nedir anlamadım!
türk basın dünyasının; toplumun mutluluğunun ve ülkenin gelişmesinin çağdaş, laik, demokratik türkiye cumhuriyeti içinde atatürkçü değerlerin korunması, yükseltilmesi ve sürdürülmesi ile mümkün olacağına yürekten inanmış, kendi çıkarlarını değil, toplumun çıkarlarını düşünen, sol görüşlü, çağdaş ve ilerici çok değerli bir yazarı.
"sağcılar mhp ye, solcular chp ye versin" projesinin bu günlerde mhp'nin akp ile türban konusunda ittifak yapması sonucunda bir yerlerinde patladığını düşündüğüm yazar. bakalım "işkenceciyle el ele vermek" projesi ne zaman bir yerlerinde patlayacak.
gazetesine bomba atılınca "vay beni dinciler götürüyor" diye haykıran ve fakat atılan el bombalarıyla aynı serideki bombalar ergenekoncuların hücre evlerinden çıkınca ağzını bıçak açmayan cumhuriyet gazetesi başyazarıdır kendileri.
"halka rağmen halk için" diye diye bellediler ya anamızı.
(bkz: cuntacı)
(bkz: madanoğlu)
(bkz: contacı)
özünde temiz bir insan. manipüle olduğu zamanlar da var, orası aşikar, ama en azından amerikadan türkiye'ye fetva verip "küffar" dağıtan şerefsizlere göz yummuyor...
ilk zamanlar çabaları sol kesim tarafından oldukça alkışlansada popülürütesi ulusalcılıkla birlikte azaldı. Dindar kesimin pek sevmediği biridir kendisi. Vakit gazetesiyle karşılıklı atışmalarıyla meşhurdur. Cumhuriyet gazetesini bu kadar ideolojikleştirmemeliydi ve nevi şahsına munhasır hale getirmemeliydi.
neden turbanla,akp yolsuzluklariyla ugrastigi kadar veli kucukle,ergenekonla,atabeylerle ugrasmiyor insan merak ediyor,
tehlikenin farkinda misiniz diyerek insanlari diken ustunde tutmayi dustur edinmis bir yayin politakisina sahip bir gazete derin devlet cetecilik;bombali saldiri yapacak kadar gozu kara yapilanmalar hakkinda bir sey yazmiyor..?
bu arada bugun internete dusen bir habere gore veli kucuk zamaninda cumhuriyet i almaya goz dikmis,
eminim ki bu girift iliski icinde,ergenekon yapilanmasinda bu gazetenin de kanalturkunde payi var,zaten ulusal tv reddetmiyor yakinliklarini,buyuk vurgun olayin icinde ahmed necdet sezer baglantisi aciklaninca cikacak. *
dinci-yobaz basının, akp'nin kapatılma davasında sorumlu olarak gördüğü isimlerden biri olduğu ve hedef olarak gösterdiği bir dönemde ilginç bir şekilde ergenekon ile bağlantısı kurulan kişi.
'Mütarekeye rağmen aldığı önlemlerle ordunun ayakta durmasını sağladı'; cümlesini gömmüşler tarihî fotoğrafın üzerine; ortada Mustafa Kemal Paşa koltukta oturuyor, arkasında kalpaklı üç Osmanlı paşası... 'Belge' fotokopi olduğu için yüzlerin sahiplerini çıkarmak imkânsız.
Üzerinde 'Ergenekon: Analiz - Yeni Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi' kaydı düşülmüş 'istanbul: 29 Ekim 1999' tarihli belgeyi ilk elime aldığımda 2001 yılının nisan ayıydı. Her zamanki gibi 28 Şubat'çı yeni bir 'irtica' kampanyası ile baş etmeye çalışıyorduk. Böyle bir hava içerisinde 'Ergenekon' adının yüzüme baktığı bir belgeyle karşılaşmak beni dehşete düşürmüştü.
'Ergenekon' örgütünün varlığından kamuoyunu haberdar etme onuru bana ait değil. Onu Can Dündar ile Celal Kazdağlı yıllar önce 'Ergenekon' kitabıyla yapmışlardı. TV'de 'Komplo Teorileri' adıyla program yapan Erol Mütercimler anlatmış örgütün varlığını... Deniz Kuvvetleri'nden yüzbaşı rütbesiyle ayrılan Mütercimler, 'Ben ilk kez 1980 yılında öğrenmiştim Ergenekon örgütünün varlığını..' diyordu. Ona da bu gerçeği Memduh Ünlütürk Paşa fısıldamış...
Memduh Ünlütürk 12 Mart döneminin Ziverbey Köşkü'nün mucidiydi. Askeri yönetimin gözaltına aldığı sol liderler Ziverbey Köşkü'ne götürülür, orada işkence eşliğinde sorguları yapılırdı. Cumhuriyet gazetesinin her şeyi olan ilhan Selçuk orada yaşadıklarını 'Ziverbey Köşkü' adlı eserinde anlatır; içiniz burkulmadan sayfalarını çeviremezsiniz kitabın...
ilhan Selçuk'a işkence yapan ekibin tepe noktası olan kişi bir astına 'Ergenekon' adlı yapılanmadan söz etmiş... Memduh Ünlütürk o bilgiyi Erol Müterciler'e fısıldamasaydı örgütün varlığından haberdar olsak bile adını bilemeyecektik.
Garip olan şu: Ziverbey Köşkü'nde işkence yapılan ilhan Selçuk, köşkün bağlı olduğu birimin yeniden yapılanmasıyla ilgili son 'Ergenekon' operasyonuna olağanüstü mesafeli duruyor. Durum, yıllarca Cumhuriyet gazetesini Ege'de temsil etmiş gazeteci Ümit Otan'ın da dikkatini çekmiş; 'Dördüncü Kuvvet Medya' sitesinde şunları yazıyor: 'ilhan Selçuk, onca özgün ve özel haber arasından, 'Hangi birini seçip de üstüne kalem oynatacaksın' diye sormuş, ama Türkiye'yi sarsan büyük gözaltıyla ilgili olayı kalem oynatmaya değer bulmamış. / Belki de bam teli burada. (..) Orhan Pamuk'un Nobel almasına karnı guruldayanların, kalem oynatmaya değer bulmayanların, 'Hepimiz Hrant'ız' tümcesine kafayı takanların, CHP-MHP koalisyonu kurmaya sıvananların artık o 'derin uykudan' uyanmaları gerekiyor.”
Bu bir uyku hali olsaydı, sarsıntıya uyanır, titrer ve kendine gelirdi ilhan Selçuk da, ama olanın uyku ile bir ilişkisi yok.
Danıştay'ı basıp toplantı halindeki yargıçların üzerine şarjör boşaltan Alparslan Aslan'ı hatırlıyorsunuzdur elbette; kurduğu 'biracılar çetesi' ile gerçekleştirdiği ilk iş Cumhuriyet gazetesine bomba atmaktı onun. Bir kez değil, tam üç kez... Cumhuriyet manşetinden kendisine yönelik saldırıları defalarca kınadı. Hangi gazete kınamaz? Eylemcileri 'dinci' kesime mal ederek yaptı bunu Cumhuriyet...
Ümraniye'de çete irtibatlı bir eve yapılan baskında 28 adet el bombası bulundu ve Cumhuriyet'e atılan bombaların da aynı seriye ait olduğu çıktı ortaya. Evin sahibi hiç de 'dinci' birine benzemiyordu. Tam tersine 'ulusalcı' bir yapılanmanın stok amiriydi adam. Anlaşıldı ki, onun sağladığı el bombalarını Danıştay'daki yargıçlara kurşun boşaltacak avukat ile 'biracılar çetesi' atmış Cumhuriyet gazetesinin bahçesine...
Bir taşla kaç yaban ördeği vurabilirsin ki?
Danıştay baskınını 'dinci eylemi' olarak günlerce işlemişti Cumhuriyet gazetesi... Bahçesine atılan el bombaları yüzünden 'dinci' dediği çevreleri suçlamıştı Cumhuriyet gazetesi... Şimdi birden bire 180 derecelik bir dönüşle, “El bombaları ile Danıştay baskını aynı çetenin işi, onlar da 'dinci' değil” diye nasıl yazsın? Hele bugünlerde ortaya çıkan 'tablo', neredeyse bütün yayın hayatında, -hadi biraz daha insaflı davranayım ve ilhan Selçuk'un etkisini hissettirdiği uzun yıllar boyunca diyeyim- Cumhuriyet'in savunduklarının 'yanlış' olduğuna işaret etmiyor mu?
Muammer Aksoy Cumhuriyet yazarıydı. Öldürüldü (31 Ocak 1990). Bahriye Üçok Cumhuriyet'te yazardı. Öldürüldü (6 Ekim 1990). Uğur Mumcu Cumhuriyet'in yıldız yazarıydı. Öldürüldü (24 Ocak 1993). Ahmet Taner Kışlalı almıştı Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu suikastı üzerine bayrağı. Öldürüldü (21 Ekim 1999). Necip Hablemitoğlu'nun son araştırmaları da Cumhuriyet'te yayımlanmıştı. Öldürüldü (19 Aralık 2002).
ilhan Selçuk ve Cumhuriyet son operasyona mesafeli durmasın da ne yapsın?
--spoiler--
bu minvalde bakılıp değerlendirilmesi gereken düşünür. gerçekten bunlara bir cevabı olmuşmuydu acaba.
muhalif pozisyondaki bir kaç ulusal gazetenin başyazarıdır. 83 yaşındadır. senelerce mandacılığa, bölücülüğe, gericiliğe karşı kalemiyle, fikirleriyle mücadele etmiş bir kişiliği vardır. bir sabah apar topar evinden çıkartılıp gözaltına alınır ve yaşadığı ülke de yer yerinden oynamaz. pkk'lı şerefsizleri devletle aynı mesafede tuttuklarını söyleyen, genel af için yüzlece, binlerce imza toplayanların sesi çıkmaz, özgürlük çığlıkları atan liberaller zaten satılmıştır.
tanrı hepimize bu şekilde muamele görmeyi, akp'nin temsil ettiği dinci faşistlerin hazırladığı kara listelerde olmayı nasip etsin.
şimdi de büyük bomba ahmet necdet sezer i bekliyoruz yasal olarak eski cumhurbaşkanının yargılanması nasıl olur bilmiyorum ama zatı alilerinin sarıkız ve ayışığından haberdar oldukları açıklanmıştı.
zat-ı zavallıları faşist türkiye özleminde olan, sistemin kendileri için olduğunu sanan cenahtandır. bakmışlardır ki sistem halkın eline geçiyor imtiyazları hafiften silinmeye başlıyor hemen başlamışlardır darbe çığırtkanlığına. bakmışlardır ki darbe olmuyor o zaman neden darbe yapabilecekleri desteklemiyorum ki demiştir (bakınız köşesine). bu süreç böyle biraz ilerlemiştir...... sonra 26 hukuk dekanının yargı mensublarını korur şeklindeki açıklamalarını duyan Cumhuriyet başsavcılarından biri açıklamaya güvenerek demiştir nasılsa yargıçları koruyorlar neden bu darbe yanlılarını gözaltına almıyorum. almıştır nitekim de ama hesaba katmadığı bir nokta vardır o da şudur: bu 26 hukuk dekanı hukuk açısından değil tamamen ak partiye karşı açılmış siyasi iddianameden dolayı destek vermişlerdir abdurrahmana. yakında görülür ki bu gözaltıları emreden cumhuriyet başsavcısı ya tarikatçı çıkacaktır ya da başka bir şey pardon iftiralar desek daha doğru. öyle ya bu ülke de doğru yapan biri oldu mu ya tarikatçı oluyor ya da tarikatçı....
kendisi demokrasi karşıtı olduğunu belirtmiştir birkaç defa. şimdi türkiye cumhuriyeti anayasaya göre demokratik laik sosyal bir hukuk devletiyse bu mümtaz şahsiyet anayasa karşıtlığı ve dahi rejim düşmanlığı içinde olmuyor mu? sadece laik olması diğerlerini etkisiz mi kılıyordur nedir anlayan varsa beri gelsindir.
ancak her zaman dediğimiz gibi, faşizmi de savunan, düşüncesinde böyle kalacak insanların da düşünce özgürlüğü vardır. başkalarına bu faşizm özlemini, antidemokratikliği dayatmadıkları sürece de böyle sabah saatlerinde yaka paça gözaltına alınmaları kabullenilecek bir şey değildir.
cumhuriyet gazetesindeki penceresinden okurlarını aydınlatan yazar. akp ile ilgili düşünceleri nedeniyle gözaltına alındığını herkes biliyor... irtica ile mücadele etmek suçsa biz çoktan şeriata geçmişizdir zaten...