Bugün şezlongda uyuya kaldığımda yüzümün tam ortadan yukarıdan aşağıya doğru bir çizgi ile ayrılmış yarısının bembeyaz yarısının da obradovic reis gibi kıpkırmızı olduğunu gördüm uyanmamla birlikte yüzüstü uyuduğumu ve kafam hep bir tarafta olduğu için lan yoksa gerçekten oldumu diye koşa koşa aynaya bakmama vesile olmuş rüyadır.
kıtalar ayrılıyordu.
ben de zümrüt arıyordum
o esnada bakanlar beni cezalandıracaklardı tabi hepsi dinazor.
sonra tüm kıtalar yok oluyordu.
diğer dünyaya gidiyorduk.
bildiğin harita üzerinde yaşıyorduk.tabi haritadan ses geliyor işte o ses orda yaşayan bizim sesimiz.
sonra gemiye biniyorum.
Abi ilginç mi bilmem ama benim için dünyadaki mucizedir bu.
Onu görüyorum. Kafasına bere geçirmiş. Ama nasıl güzel melek gibi. Yanına gidiyorum. Sizden bir şey isteyebilir miyim diyorum. Evet diyor. Diyorumki yanaklarına dokunabilir miyim. Tereddütle evet diyor. Neyse dokunuyorum ama öncesinde ellerime kirli mi diye bakıyorum. Sonra yine istiyorum bise evet diyor. Saçlarına dokunabilir miyim diyorum. Hayir gibi başını sallayip evet diyor. Bereyi cikartiyor. Ulan en güzel rüyaydı be. Sonra kulağına eğilip güzelliğini kimseye gösterme diyorum. Her ayrintisini hatirlarim.
Kendimi şekil değiştirirken görüyorum çoğu kez. Her daim de rüya gördüğümün bilincinde olurum. Bir kurttan kaçan eski bir mağara insanıyken birden kurta dönüşüp insanları kovalayanın ben olduğumu görmüş; bir başka seferde benim haricimde 3 kişinin bulunduğu-ki bir tanesi robottu- rüyayı tekrar tekrar o üç kişinin gözüyle görmüştüm. Hatta o rüyada birden kendimi robotun bedenine hapsolmuş gibi bulmuştum ve fantastik bir rüya olduğundan uzay boşluğunda bir anda savrulmuş kaskım kırılmış ve bir robot olarak ölmüş ama hala birinin beni almasını bekliyordum.
Şimdi fark ediyorumda rüyayı gördüğüm zamanlar Asimov'u ve Marslı'yı okumuştum. Onların etkisi olsa gerek.
Bir de geçen ay görmüştüm bunu.
Uyuduğum yatakta aynen nasıl uyuyorsam öyleydim. Yüzüstü yatıyorum. Rüya gördüğümün farkındayım her zamanki gibi. Sağımdaki çalışma masamdaki gerçekte var olan tüm kitaplarım rüyamda siyah kapaklıydı. Hepsi simsiyahtı, sayfaları bile. Üst üste tuğla gibi bir kac kitap vardı şu an bende olmayan. Diğer kitaplar gibi onlarında kapağı mat bir siyahtı. En üsttekinin kapağını açıp bir sayfa cevirdim altın rengi daktilo puntosu gibi "ilahi Komedya " altında da Dante yazıyordu.
Sonra uyandım. O zamana kadar Dante ve ilahı Komedya'sı benim için edebiyat dersinde duyduğum iceriği hakkında hiç bir fikrim olmadığı kitaptı.
Rüyamın anlamı ölüme yorumlanıyordu. Bu beni güldürdü ama aradan zaman geçince kitabın konusunuda merak ettim o ise ahirete yolcuğu anlatıyormuş. Hiç bilmediğim kitabın böyle bir rüyada olması ilginç gelmişti.
Rüyamda Anıtkabir'i Osmaniye ya da Karabük'e taşınma kararı alınıyor. Bunun için referandum yapılıyor. Ve sonuç Karabük çıkıyor. Fakat Anıtkabir, Karabük'e Pamukkale Turizm ile götürülüyor. O sırada Cristiano Ronaldo geliyor ve Anıtkabir'in Trabzon'a götürülmesi gerketiğini söylüyor. Kalkınma Bakanı dışında herkes kabul ediyor. Kalkınma Bakanı birden ben tek, siz hepiniz diyip futbol maçı oynamayı istiyor. Fakat maç sırasında, kar yağmaya başlıyor ve Ronaldo sinirlenip topu yandaki gölete atıyor. Sonra da bakkaldan karpuz top alıyor. Tam oyun başlıyacakken Kalkınma Bakanı topu kaçırıyor ve Sabiha Gökçen Havaalanı'nda Bavul Teslim yerine topu koyuyor. Üzerinde de SAW yazıyor. Dediler ki zaten Sabiha gökçendeyiz nereden nereye gidiyor bu top? Sonra Kalkınma bakanı topu yine alıyor bu kez de TBMMye kadar kaçırıyor.
böyle yağmurlu bi gün.hastane bahçesine taziye çadırının iki tarafı açık şeklini kurmuşlar.metrelerce ama.sadece üstleri kapalı çadırın.altına da plastik sandalye,masa konmuş.üstlerinde telli zımbalar var.birinden yedek tel alayım diyorum.hiç istediğim ölçüde çıkmıyor teller,ya büyük ya küçük.tanıdık bi kaç kişiye raslıyosun.çay diyolar,bu havada neskafe gider diyosun.
beyaz bir akrep göründü odamın içinde. Çok korktum. Elime Atatürk'ün nutuk kitabını aldım. Nutuk'la Akrebi bir böcek gibi ezdim. Bir süre bekledikten sonra kitabı kaldırdım. Akrep'ten yalnızca küçücük bir parça kalmıştı. Kabul etmeliyim ki gördüğüm en ilginç rüyalardan biri...
Bir dizi izliyorum geçenlerde yazmıştım orda çok yakışıklı bir oyuncu vardı sonradan sağolsun burdan bir arkadaş ismini söyledi ross butler ve elin oğlu proğramındaki chabby yi dün gece rüyamda gördüm öbürü gerçekten çok yakışıklıydı ve benimle türkçe konuştu, chabby de hangimiz daha yakışıklıyız diye sordu. Bu ne saçma rüya ama gördüm gerçekten.
Bir mezarlıkta dolaşıyordum bu mezarlık müslüman mezarlığı değildi ihtişamlı anıtları, değişik heykelleri, kabartmaları olan dev gibi mezarlar vardı orada. Birisinin önünde durdum ve mezarda toprağın üstünde kapalı tek gözlü uzaylı kuru kafası gibi değişik bir şey vardı. Birisi dedi ki karısı gelince sadece açılıyor o göz.
Cidden tuhaf bir rüyaydı.
Bugün kısa süreli bir uykuya daldım. rüyamda bir kaç arkadaşla tekneyle denize açılmışız. Oltayı denize atıyorum, biraz bekledikten sonra bir şey takılıyor ve telaşla oltayı çekmeye başlıyorum. Sarı renkli mısır koçanına benzeyen ördek benzeri şirin mi şirin bir balık yakalıyorum. Arkadaşlar, sen çok şanslısın bu balığa deniz mısırı derler ve çok nadir görülür diyorlar. Deniz mısırını severken uyanıyorum.