kibirli bir adamdır. bir türlü sevemedim bu adamı. geçenlerde bir soru sormak için aradım, bu soruyu bana ne sorun ne de ben cevaplayayım dedi dinlemeden gerisini suratıma kapadı. adam olmalı önce saray müdürü değil.
devlet mührü satılamaz, sattırmam deyip vahdettin e ait, **** mührün para ile satın alan sahibini şok eden ileri görüşlü topkapı sarayı müdürü.
açıklaması ise şöyledir: ' herhangi bir birliğin sancağının satışı yasaktır. sancak çok eski dönemlerden kalsa bile satılamaz. zira orduda devamlılık esastır ve sancaklar birliklere yani orduya aittir' *
bir gün kendisini sinema tarihi hakkında bir konuşma yaaprken izlemiştim. hoca bir hevesle rus sinemasını anlatıyordu dedim yuh be hoca tarih profesörü dedik te bu kadarına ne gerek vardı. ayrıca tiyatro eleştirmenliği de yapmıştır gençliğinde.
4 aralık 2006 tarihinde boğaziçi üniversitesi ne gelip istanbul konulu konferans vermiştir. kendisi bilgisiyle bizi bir kez daha kendisine hayran bırakmış, istanbul u bu hale getiren hödük*lere ettiği hakaretlerle yarmıştır.
herhalde türkiye'nin yetiştirdiği en büyük osmanlı tarihçisidir. konuşmalarını dinlerken mest olmamak imkansızdır. öyle ki insan bazen ne dediğini unutup sadece üsluba kapılıyor. ayrıca geçenlerde trt2'deki programında tarihimizde hep farklı bildiğimiz şeyleri yeniden anlatmıştır. örneğin osmanlı ordusunda son zamanlarda gayrımüslümlerin askere alınmaması gibi bir olay olmadıgını, öyle ki osmanlı noel'de ve paskalya'da osmanlı donanmasının demir attıgını ve askerlerin yaklaşık 3'te 1'inin evlerine gittiğini ilber ortaylı'dan öğrendim.
nobelli orhan pamuk a da ayarı vermiş profesör dür.
-efendim Pamuk bir kitabında şöyle bir cümle yazmış
"imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu." Profesör ilber Ortaylı bu tek cümleyi analiz ediyor:
"Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar."
-batı ve hristiyanlık hakkında bilgi seviyemiz utanç verici durumdadır. burada bilgi denilirken sokaktaki her bir bireyden ziyade, batı hakkında gerekli donanıma sahip ve güncel olarak kliselerine kadar onları takip eden elemanlardan yoksun olmamızı kastetmiştir. ayrıca bunun çok zor olmadığını da. buna rağmen batıda bizi gayet güzel takip eden araştırmacılar hayli boldur.
-şu son bir kaç gündür özellikle düzenlenen gösteriler bizim ne denli batı ve katolik dünyası hakkında derin cehalet içinde olduğumuzu gözler önüne sermiştir.
-ayasofya'da kesinlikle papa ayin yapmamalıdır. çünkü orası artık bir müzedir. müslümanların da ibadetine kapanmıştır, dolayısıyla hristiyanların buna saygı göstermesi gerekir.
-misyonerlik faaliyetleri öyle korkulacak işler değildir, ayrıca ne kadar güçlü olursanız olun bunu külli şekilde engellemeniz imkansızdır.
-bu ziyaretten ortaylı pozitif veya negatif hiçbir şey beklememektedir.
aynı zamanda kendisi kırımlıdır.
hitler o bölgeye girdiğinde nazi kamplarına kırım türklerini de almış. ortaylı da o kamplardan birinde doğmuş daha sonra kaçarak türkiye ye gelmişler.
bir adamla karşılıklı tarih tartışmaktalar. diğer adamın düşünceleri gayet dogmatik boyutta ve değişmeyecek görünüyor. bir ara ilber hoca kızdı. adama döndü ve sordu;
-kaç dil biliyosun sen?
-türkçe biliyorum
-türkçe mi? ben seninle tartışmya girmem bile; dedi. terk etti hoca stüdyoyu. şimdi ne zaman böyle tartışmanın yararı olmayacağı bir duruma girsem; hemen ilber hoca gelir aklıma. bir tarihçinin dil bilmesinin önemini de vurgulamıştı böyle.
her türlü tarihi sanki yaşamış gibi anlatan çok kültürlü ve zeki bir insan. trt 2' deki programlarının mutlaka izlenmesi gerekir. ayrıca karşısına çıkıp konuşmak oldukça zordur. bilgi seviyeniz ve kulklandığınız sözcükler çok önemlidir. odtü' de ders veren bir hocanın anlattığına göre ilk derslerinde gelip hiçbir şey söylemeden fransızca bir makale açıp okumuştur. bitirince de "muhteşem değil mi?" diye sormuştur. o zamanlar öğrenci olan odtülü hoca da dahil tüm sınıf bön bön ilber ortaylı'nın suratına bakmışlardır. durumu çakan ilber ortaylı "fransızca da mı bilmiyorsunuz diyip çekip gitmiştir.
inanılması güç bir birikime sahip olan, donanımlı tarihçi. bir sıralar, kadıköy - beşiktaş vapurlarında sıkça görmekteydim kendisini, öyle mütevazı, öyle şeker, öyle tombik bir adam olarak kendi halinde ıstanbul'u izlerdi.
kahve makinesine para olarak banknot koymaya calışırken makinenin almamasına sinirlenip "aptal makine" diye bağıran dünyanın en şirin huysuz insanı..canım hocam..