(bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)
ikna kelimesi bile başlı başına bir diktayı çağrıştırıyor. kimse kimseyi herhangi bir konuda ikna etmeye çalışamaz.iknanın masumane tarafı olamaz. ikna bir tarafı temsil eder. kimse karşıdakini kendi tarafına çekmeye çalışıp özgürlüğü savunamaz.
ve de tüm bunların en ironi olan tarafı, özgür olduğunu ve herkese özgürce davrandığını iddia edenin, kendi tarafının özgür olduğunu iddia ederek bunu yapmasıdır.
ve yine herkes bilirki; ikna söz ile başlar, fiziksel şiddet ile devam eder, söz ile son bulur(son arzun?)
radikal islamcı uydurmaları. he olmuşsa da iyi olmuş. çünkü o yobaz "kafa"ların, çağdışı düşüncelerin bilim yuvalarında, devlet dairelerinde işi yok.
bugün o zihniyetin halini görüyoruz:
sözde hak-hukuk sevdalıları ancak her türlü rüşvet, yolsuzluk ve bu suçları örtbas etmek bunlarda. şimdi suç ortakları reza zerrab abd'de hapiste; umarım bunların suçunu da anlatır da pisliklerini örtemez hale gelirler.
peki siz hiç reza zerrab'a ve suç ortaklarına laf edebilen başörtülü gördünüz mü? işte, bu yüzden sizin bu çağdaş devletin kurumlarında yeriniz yok.
Geçtiğimiz yüzyılın ideoloji olan kemalizm ritüellerinden.
Cahiliye devrinin hatırlanmak istenmeyek çağ dışı uygulaması.
Sike sürülecek aklı olmayanların savundukları hede.
Ve son olarak bir sezen aksu şarkısı.
en azından dini öğretecez diye tecavüz edilmiyordu kızlara, erkek çocuklara.
destekledigim bi şey değildi, her türlü baskıya sonuna kadar karşıyım.
kızdığım nokta şu, "kemalist, baskıcı" zihniyet gitti de, özgürlükler ortamı yaratanlar mı geldi yerine?
başörtüsüyle okula gitme özgürlüğü geldi eyvallah ama, bunu getiren yobaz zihniyet kızların okula gitmesine karşı değil mi?
bu ne tutarsızlık,
bu ne ahlaksızlık,
bu ne yüzsüzlük,
bu ne bok emmi?
genç kızları şeriatçı ailelerinin türban zorlamasından koruyan ilerici uygulamaydı. hiçbir kız lanetli gibi beze sarınmak istemez. terörist ailelerin zulmüne bir dur denilmeli.
biraz arşıv karıstırın ya, bakın ne olmuş o dönemde? insnaların türbanları zorla açılırken demokrat olmazsınız? eşitlik ilkesinde açık kapalı farektemez, herkes yararlanır.. ama eşitlik ilkesini savunup , türbanı kamu kurumlarına, unıverıstelere sokmayan zihniyetten Allah'a sığınırım.
yandaş medyanın götünden uydurduğu odalardır. bunlara inanan geri zekalılar olduğu sürece bu iddiaları gündeme getirecek bir orospu çocuğu elbette bulunur.
türbanlı genç kızların, okul önlerinden çevrildiği, izbe alanlarda türbanını acması karsılıgında okula alınacagı, burs baglanacagının soylenmesi.
Türkiye'nin utanç tablosu..
Halkın partısı olan bir partide siyaset yapan o bayan,
acaba halkı temsıl edıyor mu?
halk : sadece başı açıklardan oluşmaz..
kapalısından, zengınınden , fakırınden oluşur...
sadece elitlerin olduğu bir partı halk adını ne kadar hakedıyor acaba?
daha demin bunun belgeselini izledim. daha belgeselin 10. dakikasında kadının biri "ailemin isteği ile görücü usulu hiç tanımadıgım bir adamla evlendim ve şiddet gördüm, evlilikten bir kızım oldu. boşandım ve ailemin yanına döndüm. kızımı yanıma alamadım ailem istemediği için ve okumaya karar verdim" diye beyanda bulundu.
bir diğer hanımefendi ise "üniversite hayatımda tek bir güzel günüm olmadı" dedi.
şimdi daha kendi çekirdek aile ortamında özgürlüklerini yaratamayan, kendi vicdanı olmayan insanların toplumdan ve devletten vicdan beklemeleri özgürlük beklemeleri kadar saçma bir şey olamaz. kadının görmediği biriyle evlendiren aile şiddet gören kızının evladını yanına almasına izin vermiyor, bu bir vicdan mı ? kadının istemediği bir adam ile evlendiriyor bu bir özgürlük mü ? bu mu ?
diğeri ise ateistim sol düşüncem var evet bizim için ikna odaları kurulmadı ama keşke kurulsaydı. polisler sağ olsun;kaç arkadaşım gözümün önünde ters kelepçe ile gitti, kaç arkadaşım sınavın ortasında 500 kişilik sınıfta hakarete uğrayarak alındı götürüldü düşünceleri yüzünden. kaç arkadaşım zıt düşünceli öğrenciler tarafından sıkıştırılıp dövüldü. kaç arkadaşım okuldan uzaklaştırıldı sonra ceza alarak okuldan atıldı, eğitimi yarıda kaldı. kaç arkadaşımın çantası kurcalandı ve piyasada satılması legal olan kitaplar yüzünden 24 saat göz altında tutuldu. bunlar kişinin maneviyatları ile oynamak değil mi ? sadece sizsiniz değil mi mağdur. keşke bizim içinde ikna odaları kurulsaydı. bizimle konuşulup dinlenseydi yada biz bir şeyleri dinleyebilseydik. kapalı hanımların yada dini düşünen abilerin hiç brinin burnu bile kanamadı o odalarda.
evet bu odalar kişinin benliğine bir saldırı olmuştur ama hiç bir zaman fiziki olarak şiddet görülmedi bu odalarda.
mossad ajanı laiklerin kurarak mossad ajanı dincilerin iktidar olmasını ve bunu sürdürmesini sağlayan fantazi odalarıdır. bir kaç ünide gerçekleşen bu eylemler sanki tüm yurtta gerçekleşiyormuş izlenimi verilir.
laikliğin diğer adı. biri ne zaman laiklik dese bu akla gelir. kimse kusura bakmasın laiklikte başarılı olamadınız. atatürk fikrine de en büyük ihaneti sizler yaptınız. sizler yok ediyorsunuz.
milli eğitim müfettişlerinin öğrencilerin akp li olup olmadığını öğrenmek için sorguya çektikleri odalar.
şimdi inkar peşindeler.
Noldu 28 şubatta özgürlük, demokrasi diye inleyenlere?
şimdi neden inkar ediyorsunuz yok öyle bir şey diye.
işiniz gücünüz mağdur edebiyatı. kendine müslümanlar.