sinir bozucu şekilde her daim mutlu olan kadın. terkedilince arkadaşı ölünce yada normal bir insan için üzücü durumlarda, bir şiire başlarken "hıh" diye artiscesine bir gülüp sonra başlar. bu demektirki: "senle yaşadıklarımı hatırladımda ne komikmiş". sanki biz bilmiyoruz. lan doğru dürüst bir arkadaşın olmasa zaten öyle şiir miir kasamazsın. tebiyesiz kadın be! sinirlendim.
oynadığı iki aile adlı dandik dizinin çekimleri için eyüp'e gelmi$ ve bereket döner'in önünde bana çarpmı$ fok yavrusu.
$ok oldum anlatamam; fıtık olursam mahkemeye vereceğim.
uzak bir adaya bırakılıp bir daha ordan hiç alınmasa çok sevinecegim, ne iş yaptıgı belli olmayan kadın. yüzündeki o gıcık edici gülümsemesiyle her şeye hayat güzeldir demesini insanların sabrını ölçmek adına yaptıgını düşünüyorum. korkarım ki bu kadın felç olsa "olsun bunada şükür ya ölseydim yinede hayat güzeldir" der.
o kadar sahte dolu, yapmacık ötesi bakışlar barındırmasına rağmen, ''nasıl oldu da bu kadar tutuldu'' dedirtmekten insanı alı koyamayan, yapmacıklığına inanmayan dimağların bir kerecik olsun oynadığı dizide 5 dakika görmesinin yeteceği* sinir abidesi, ne oyuncu ne deyazar olabilen kişi; modern polyanna''cacık''... aynı familyadan gelme diğerleri için;
(bkz: esra ceyhan)
(bkz: ikbal gürpınar)
programıyla aynı isimde bir de kitabı olan yazar. kitap ise berbattır içinde aptal programınndaki anıları yer alır. bir de kendisine edebiyatçı der ama bu hiç haketmediği bir sıfattır.
otu, boku, böceği sevmekten bahseden ama iki evliliği de başarısız olmuş, yapmacık davranışları ile de ortalıkta dolanıp duran yazar ve hede dizi oyuncusu.
(bkz: üstüne kusmak istiyorum)
ne kadar kasarsa kassın bir baltaya sap olamayacak kadar gereksiz, sevgi pıtırcığı, medyanın şişirmesi sonucu ortaya çıkmış, doğan hızlandan bile az sevdiğim bir edebiyatla uğraşan insan.
hani böyle böyle insanlar olur; keşke hiç görmeseydim, sesini duymasaydım dediğiniz. aha bu da onlardan işte. kendi yapmacık sevgisinde boğulsa, ölse, gitse. hayat ne garip vapurlar filan desem ben, insanlar el ele tutuşsa, hayat bayram olsa.
ipek ongun romanlarındaki baş kahraman genç kızın* havası sezilir bu bayanda. hayatın gerçeğiyle örtüşmez, televizyon karşısında yayılıp patlamış mısır yerken hayal edemezsiniz kendisini. fazla düzgün, fazla güçlüdür; kırılganlığını da şovla yapar, ona da ayrı bi hava verir. maske de değil de, iyimserlik fondöteni taşır her daim aynı tebessümlü suratında. sonra soruyor insan: "niye ki yani, ne gerek var ?"
medya patronları yürü ya kulum dese sözlükteki her bir yazarın ulusal medyada köşe yazarı olabileceğini kanıtlayan kadındır.
ya ben çok körüm ya bu kadının gizli yetenekleri var durumudur.