Ümmetim dediği yoldan geçen Müslümanım diyen değil gerçekten peygambere ümmet olabilme şerefine nail olmuş kişilerdir.
Efendimiz onlarla birlikte gireceğiz diyor. Zaten azgın ve sapkınlar onun ümmeti olamaz..evet.
Allahın bizler gibi bir kulu olmakla beraber şeçilmiş elçisidir.kendisi hakkında çok rivayet olmakla beraber çoğu asılsız veya değiştirilip bağzı kesimlerin çıkarı doğrultusunda uydurulmuştur.en basit örnek kuranda hiç bir ayette sevgilim diye geçmezken bağzı mealciler hristiyanlardanmı özendiler artık habibim diye meallerde yazmaktadırlar.kendisinin soyu allah tarafından verilmemesine karşı kızının soyundan geldiğini idda edip insanlara üstünlük taslamaktadırlar.
1400 yıl önce pisliğe boka batan arap toplumunu adam etmiş ve kitleleri peşinden sürükleyen öğretileri hala bugün dillerde olan ve 3 dini de birleştirmiş inançlarda gruplaşan, ayrılığa düşen insanları tek bir çatı altında toplamış olan büyük devrimci bir liderdir.
evlatlığı zeyd bin muhammed'in karısı olan halasının kızı zeynepi (zeydle konuşmak için evine gittiğinde) çırılçıplak gördüğünde çekilip gitmemiş kapıdan çıplak zeynepi izleyip güzelliği hakkında yorum yapmıştır. sonrada zeydden karısını boşatıp zeynepe gitmesini be kendisi için onu istemesini istemiştir. düşünün karınızdan boşatılıyorsunuz sonra boşanmanıza sebep olan adam için karınızla konuşup sizi boşatan adamla karınızın arasını yapıyorsunuz. iğrençliğe bak.
zavallı zeydin ne hissettiğini anlamk zor olsa gerek ama kütüb-i sitte'de şöyle birşeyler var:
rezilliğe bak bu karakterde birini ahlaklı diye pazarlıyor müslümanlar. evlatlık kurumu muhammed döneminde bugünden çok daha farklıydı. muhammed dönemi arabistanında yalnızca çocuğun annesinden emin olabikleri için ilahları hubel'in fal oklarına çocuğun kendilerine ait olup olmadığını sorardı araplar. google da hubel ve fal okları yazıp aratın uzun uzun okuyun. o fal okları yüzünden muhammedin babası abdullah hubele kurban edilecekti enteresan bir konudur . her neyse. işte bu sebeplerle bir insana x benim evladımdır dediğinizde evletlık ya da öz olduğu bilinemediğinden o sizin öz oğlunuz sayılır ve kendi kanınızdan gibi muamele ederdiniz. muhammed zeyd i önce evlatlığı ilan etmiş sonra onun karısına göz koyup elindne almış sonra zeydi evlatlıktan reddedip her savaşata en ön safta yollamaya başlamıştır ki bir an evvel ölsün zeyd. durum bu.
Şu pedofili diyen ateistler sizin dedeleriniz 12 13 yasında kızlarla evlenirken neydi acaba.sacmalamayın lutfen peygamberin aiseyle kac yasında evlendiği kesin belli değildir.hadislerın cogu zaten uydurmadır.yas farkını dersen bugun cogu zengin ozaman pedofili adamlar kendinden kac yas kucuk kızlarla birlikte oluyor.
O asır, hakikaten, o zât (a.s.m.) ile bir saadet-i beşeriye asrı olmuş. Çünkü, en bedevî ve en ümmî bir kavmi, getirdiği nur vasıtasıyla, kısa bir zamanda dünyaya üstad ve hâkim eylemiş.
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın çendan her hali ve her tavrı, sıdkına ve nübüvvetine şahid olabilir; fakat her hali, her tavrı hârikulâde olmak lâzım değildir.
Çünki Cenab-ı Hak onu beşer suretinde göndermiş, tâ insanın ahval-i içtimaiyelerinde ve dünyevî, uhrevî saadetlerini kazandıracak a'mal ve harekâtlarında rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu'cizat-ı kudret-i ilahiye olan âdiyat içindeki hârikulâde olan san'at-ı Rabbaniyeyi ve tasarruf-u kudret-i ilahiyeyi göstersin.
Eğer ef'alinde beşeriyetten çıkıp hârikulâde olsaydı, bizzât imam olamazdı; ef'aliyle, ahvaliyle, etvarıyla ders veremezdi. Fakat yalnız nübüvvetini muannidlere karşı isbat etmek için hârikulâde işlere mazhar olur ve indelhace arasıra mu'cizatı gösterirdi.
Fakat sırr-ı teklif olan imtihan ve tecrübe muktezasıyla, elbette bedahet derecesinde ve ister istemez tasdike mecbur kalacak derecede mu'cize olmazdı. Çünki sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alınmasın. Eğer gayet bedihî bir surette olsa, o vakit aklın ihtiyarı kalmaz. Ebu Cehil de, Ebu Bekir gibi tasdik eder. imtihan ve teklifin faidesi kalmaz. Kömür ile elmas bir seviyede kalırdı.
Cây-ı hayrettir ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın mübalağasız binler vecihte binler çeşit insan, herbiri bir tek mu'cizesiyle veya bir delil-i nübüvvet ile veya bir kelâmı ile veya yüzünü görmesiyle ve hâkeza birer alâmetiyle iman getirdikleri halde, bütün bu binler ayrı ayrı insanları ve müdakkik mütefekkirleri imana getiren bütün o binler delail-i nübüvveti, nakl-i sahih ile ve âsâr-ı kat'iyye ile şimdiki bedbaht bir kısım insanlara kâfi gelmiyor gibi, dalalete sapıyorlar.
Şimdi, şu zâtın delail-i sıdkı ve berahin-i nübüvveti yalnız mu'cizatına münhasır değildir. Belki ehl-i dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef'ali, ahval ve akvali, ahlâk ve etvarı, sîret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder.
Hattâ meşhur ulema-i Benî-israiliyeden Abdullah ibn-i Selâm gibi pek çok zâtlar, yalnız o Zât-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sîmasını görmekle, "Şu sîmada yalan yok, şu yüzde hile olamaz!" diyerek imana gelmişler.
Çendan muhakkikîn-i ulema, delail-i nübüvveti ve mu'cizatı bin kadar demişler; fakat binler, belki yüzbinler delail-i nübüvvet vardır. Ve yüzbinler yol ile yüzbinler muhtelif fikirli adamlar, o zâtın nübüvvetini tasdik etmişler. Yalnız Kur'an-ı Hakîm'de kırk vech-i i'cazdan başka, nübüvvet-i Ahmediyenin (A.S.M.) bin bürhanını gösteriyor.
Hem madem nev'-i beşerde nübüvvet vardır. Ve yüzbinler zât, nübüvvet dava edip mu'cize gösterenler, gelip geçmişler. Elbette umumun fevkinde bir kat'iyyet ile, nübüvvet-i Ahmediye (A.S.M.) sabittir. Çünki isa Aleyhisselâm ve Musa Aleyhisselâm gibi umum resullere nebi dedirten ve risaletlerine medar olan delail ve evsaf ve vaziyetler ve ümmetlerine karşı muameleler; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'da daha ekmel, daha câmi' bir surette mevcuddur. Madem hükm-ü nübüvvetin illeti ve sebebi, Zât-ı Ahmedî'de (A.S.M.) daha mükemmel mevcuddur. Elbette hükm-ü nübüvvet, umum enbiyadan daha vâzıh bir kat'iyyet ile ona sabittir.