dünya'da insanın sahip olabilmesi gereken tek şeydir. bütün diğer arzular, istekler gelip geçicidir. hepsi gereksizdir. lakin, huzuru bulan çok büyük şansa sahiptir.
kelimelerle tarif etsem hayatı "yenilgi", "uzak" ve "huzur" olurdu sanırım geride kalanın özeti .. huzur üstüne saatlerce tarif yapmam da mümkün; lâkin ben sükûtu tercih ediyorum. Tanpınar'ın Mümtaz ve Nuran'ı ile huzur;
mümtaz'a "neden ya hep mazî'desin yada istikbalde şuan da var" diyen Nuran tıpkı Lamia, Muazzez, Eylül, Monna, müjgan gibi bizi anlamadı. Biz kim miyiz? Yenilenler demiştim ya daha kaç defa tekerrür etmeliyim! Yenilenler.
yenilenler birbirinden habersiz şöyle yaşıyor, "ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında" ... saatler, zaman, bursa, gidenler; nuran, nuranlar, müjganlar, eylül'ler, gidenler; ah o hep gidenler... yitip giden. yitik. ve bitmeyen sayıklamalar ...
annenin ellerinin kokusudur huzur. hele bir de o anne elleriyle yemek pişirdi mi, kavrulmuş soğan kokusuna karışır bu koku. işte o yemeğin yanında yatılır. *
bir huzur vermiyorlar amk cümlesinde geçen amk dır eksikliği, bu kadar salağı bulabilmek için kesin ahmak olmak gerekiyor, herkesle muhatab olup iyilik meleği olmaya çalışırsan çingene sürüsü o melek halesini kafana! geçirir en sonunda, ah ki ne ah..
ahmet hamdi tanpınar'ın güzel olmasına rağmen dili ağır romanıdır.
--spoiler--
Arka Kapak
Tanpınar, kültürümüzü bir "iç âlem medeniyeti"nin tezahürü olarak görür. Bu medeniyeti, belirli bir ahlâkı taşıyan "mânevi vazifelerine inanmış, muayyen bir ruh nizamından geçmiş, nefislerini terbiye etmiş" insanlar meydana getirmiştir. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Ancak bütün bunların üzerinde romana hâkim olan Mümtaz'la Nuran'ın aşklarıdır. istanbul, bu aşkın yaşandığı çevre olmaktan çıkarak, âdeta bir roman kahramanı gibi ele alınır. Huzur için, belli bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının "huzursuzlukları"nı dile getiriyor denebilir.
--spoiler--
kfc'de hafif bir şeyler yedikten sonra stefani germanotta'dan red and blue dinlerken integral çalışmaktır. edit: bunların hepsi yine kfc de yapılıyor. siz cam kenarındasınız, dışarıda yağmur yağıyor ve eş zamanlı olarak güneş parlıyor...
sadece sevdiğin insanın yanında olduğu elde edilecek soyut bir şeydir. kişiden kişiye değişebilecek bir kavram. aslında huzur nedir biliyor musun? insanın yapmak isteyipte yaptığı her şeydir.