Şu sözleri beni ağlatmış olan gazetecidir:
"Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak.Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak.Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım?Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım.Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce"
hakkında gözden kaçırılan, ve devletin büyük ayıbı olan husus ise, tehditler aldığını söylediği, ve yazdığı halde muhtemelen 'ermeni bu, boş ver' mantığıyla sevgili emniyet'in hrant dink'e koruma vermemesi gibi, afedersiniz, bir 'mallığa', 'yüzeyselliğe' imza atmasıdır. bir de 'koruma istememişti ki' diyor adamlar hala utanmadan... aferin size...
anadoludaki yetim ermeni cocukları eğitiği tuzla ermeni cocuk kampı daha sonra devlet tarafından el konulmustur.askerliğini cavus olarak yapması gerektiği halde ermeni olmasından ötürü er olarak yapmıstır.
her zaman için düsünce özgürlüğünden yanaydı.fransanın cıkardığı ermeni tehciri yasasını ahmakca ve ahlaksızca bulduğunu belirmişti.301. maddeden yargılandığında (türklüğe hakaret) bu durumun kendisini cok üzdüğünü ve ırkcı konumuna düsürülmesini bir türlü kabul edemediğini söylemişti.ermeni diasporası ile ilişkileride iyi değildi.her ortamda diaspora ermenilerinin miliyetci söylemlerinden rahatsız olduğunu belirti.
19 ocak 2007 de kendisine yapılan süikast ,aynı zamanda türkiyenin geleceğine yapılmıs bir provakasyondur. kendisini mahkemede linc etmeye calısan fasistlere iyi bakılmalı bence.büyük ihtimal katil, o gerzek guruhun içindeki bir 2 ayaklıdır..allah rahmet eylesin.tüm türkiyenin bası sağolsun..
imkb de hersey yolunda giderken ve rekor para girişleri ardarda yaşanırken, hisse senetlerim son 2 günde bugün itibariyle %2-3 primlenmişken * öldürülmesiyle günü karsız kapatmama neden olmuş ermeni yazar kişisi. **
Bugün bazılarının yaptığı gibi yalancı sevgi gösterilerinde bulunup da kılını kıpırdatmayanlara nazaran ayakta alkışlanması gereken bir aydındı, evet söyledikleri hoşumuza gitmiyordu belki soğuktu ama en azından durduğu yeri biliyorduk..bugünden itibaren artık aramızda Hrant diye biri olmayacak belki ama fikirleri daha ateşli savunucular bulacak acaba öldürenler bunu da düşündüler mi?
Son olarak ailesine sabır diliyorum zira ölüm alışılması zor bir gerçek..
«Türkiye demokratikleştikçe giderek sıkıntılarımız çözülüyor, azalıyor. Başkalarına demokrasiden ne pay düşüyorsa, bize de o kadar düşüyor. Ermeni dünyasının, Ermeni meselesinin gene uluslararası siyasetin bir parçası olarak kullanılmasına izin vermemesi lazım.»
hrant dink'in sözleri... türklüğü karalamakla suçlanan ve yargılanan o aydının sözleri... * *
Hrant Dink 15 Eylül 1954'te Malatya'da doğdu. Anne-babası 1961 yılında Malatya'dan istanbul'a taşınmalarının ardından boşandı. Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesinin ardından Gedikpaşa' daki Ermeni Yetimhanesi'ne yerleştirildi.
Liseyi bitirdikten sonra istanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde Zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.
kalleşçe öldürülen gazeteci. bir çok aydın insan fikir yürütecektir şahsın cinayetinde. ama bir halk olarak ve arkadaşlarla yaptığımız istişareden sonra bunu yapanın pkk olduğu konusunda kesin tespitlerimiz var. on yıl boyunca doğuda teröre son sürat devam etseler bile bu bir günde yaptıkları on kat daha zarar vermiştir türkiye'ye. zaten doğuda verilen mücadelesi tamamen yüzeysel ince ince kıymaya başladılar yine ve zamanlamalarıda bunu göstermektedir tam bakan gül'ün pkk ya yönelik amerika'ya işbirliği garantisi almaya giderken. bizden can almadan bize daha çok zarar verdiklerini devlet büyükleri görüyormu acaba çok merak ediyorum. şimdi avrupa'ya açıklama yapma telaşındaki türkiye pkkyı yine unutacak ve köpekler beslenip büyümeye devam edecektir. bir şey daha ülke ülkücülerin işi derken yine aldanacak ülkücülere nefretlerini kusarken yine hedef şaşıracaklardır. kısacası sinsice düşünülmüş bir plan ve arkadasında büyük ihtimalle pkk var. ama asla çıkıp biz yaptık demiyeceklerdir neden türkiye'yi girdiği bu bataktan kurtarsınlarki.
edit: apo köpeği asılınca ülke bir birine girecekmiş daha ne olacak lan asın gitsin.
ermeni meselesinin çivisinin çıktığının göstergesi, dilimizle, icraatlarımızla, insanlığımızla bu meseleyi düzlüğe çıkarmamız gerekirken, aşağılık, dar görüşlü, beyinsiz bazı mahluklarca öldürülmüş ermeni asıllı gazeteci...
adam olmamız için daha bir fırın; soykırım yasası kabulü" çıkması mı gerekiyor?! yeterince kan dökülmüş, yetmedi mi?!
hangi çağda yaşıyoruz, ne hakla, nasıl...?! aklım algı sınırlarını kaybetme aşamasına geldi. ermeniler de, bizler de ayrı bir haltız. yıllarca kardeş gibi yaşadığımız bu insanlara, onların da bize olan öfkesi ve kini düşündükçe çıldırıyor ve üzülüyorum. üç beş çapulcu yaratığın gazıyla geldiğimiz şu yere bakın. biz defansif, ermeniler de ofansif durduğu sürece, hrant dink gibi daha nice şiddet haberi duyulmaya devam edecektir. yazık... çok yazık... tanıyan, tanımayan herkesin başı sağolsun...
--spoiler--
türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, ermeni'nin ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur. yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun
--spoiler--
yorumsuz.
edit: hangi yorumu eksilediniz anlayamadım. yorum olmadığına göre siz bu sözleri eksilediniz.
edit2: tamam yorumumu yapıyorum. kesinlikle sadece bu kısım göz önüne alınmamalı. parçanın bütününü bulup okumak lazım. bu konuda hemfikiriz.
edit3: kesinlikle bir sözü bir parça içinen cımbızla alıp burda yayınladığım için çok yanlış yaptığımın farkındayım. ibret olsun diye silmiyorum. işte değişim güzel bir şey.
gedikpaşa ermeni yetimhanesi'nde büyüyen ve kendisi gibi Anadolu'dan gelen yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı'nı kuran, 15 eylül 1954'de başlayan hayatı, 19 ocak 2007'de gazetesinin önünde uğradığı haince saldırı sonucu son bulan ermeni asıllı türk vatandaşı.
"abdi ipekçi, musa anter, bahriye üçok, muammer aksoy, vedat aydın" ve daha yüzlercesi gibi demokrasi şehitleri arasına katılan gazeteci, yazar.
türkiye'de "demokrasi ve ifade özgürlüğü" adına yaşanması ve söylenmesi gerekenleri özgürce ve en insancıl fikirleriyle ifadeyi etmeyi, sadece türkiye halkları arasında yaşayan ermeniler için değil, tc. vatandaşı olarak görev bilmiş ve bu uğurda özellikle milliyetçiler tarafından hedef gösterilmiş bir gazeteci olarak, türkiye'de düşünen, insandan ve insan haklarından yana olanların, başına gelebilecek "tahammülsüzlüğün" yine bir örneğini "yaşamış" ve bu vahim durumu, sevenlerine acı bir şekilde "yaşatmıştır".
"toplumsal barış" sürecinin öne çıktığı şu hassas günlerde bu konuya emek verenlerden biri olan "hrant dink'in" ölümü "barışa ve demokrasiye" çomak sokmaya çalışan grupların/örgütlerin/kişilerin huzura ve barışa yönelik kanlı emellerin çabasını umarım "halkların kardeşliği" ve "sağduyu" ile boşa çıkartacaktır.
çalıştığı gazetenin çıkışında silahlı saldırı sonucu bugün hayatını kaybetmiş olan ermeni asıllı malatya doğumlu gazeteci. saldırıyı düzenleyen kişi 18-19 yaşları arasında bir kişi. avrupa'nın bu haber sonucu sarsılacağı kesin.
ermeni soykırımı iddialarını desteklemesi, istiklal marşının bölücülük yaptığını belirtmesi eleştirilebilir. ermeni soykırımı da asılsız bir iddiadır, ancak bir insanın öldürülmesi için yeterli mi bunlar. "polatçılık" oynayan bir çocuğumuz vurdu anlaşılan, şu ana kadar böyle belirtilmekte..
papazı vuran çocuğun ailesinin nasıl bir tepki gösterdiğini biliyoruz, keza alparslan arslan ın ailesinin tepkisi de akıllarımızda. şimdi bu çocuk için farklı bir tepki beklemek olanaksız hale geliyor, tabii bekleyip göreceğiz. insan "komplo mu acaba, ortalığı karıştırmak için" demekten kendini alamıyor. ama tarihimiz bize öyle örnekler gösteriyor ki, komplo beklemek neredeyse iyimserlik oluyor.
adam -haklı veya haksız- ermenileri öldürdüğümüzü ve soykırım uyguladığımızı söylüyordu. biz de "yok öyle birşey" diyorduk, şimdi ne oldu, kim haklı çıktı. olacak iş değil, ama belki de olacak iş bu, biz farklı bir şekilde sorun çözemiyoruz. adamın yanlış davası, yine bizim tarafımızdan haklı olarak görülmesine yol açacak, avrupa dan aynı şekilde üstümüze gelinmesini sağlayacak ve hatta kendi insanımıza bile anlatamayacağız, soykırım uygulamadığımızı. inandırıcılığımız nasıl kalabilir bu durumda, kendi ipini çeken bir millet olarak.
adam evet ermenileri öldürdüğümüzü söylüyordu, sonu farklı kapıları da açıcak olsa, "ben sadece bunu ifade edebilmeyi istiyorum" diyordu ve aynı adam fransa da çıkan saçma sapan kararı protesto etmek için, ifade özgürlüğünü kaldıran "ermeni soykırımı" kararının alınması durumunda önce kendisinin fransa ya gideceğpini ve sırf ifade özgürlüğünü savunmak için görüşlerinin tam tersini söyleceğini ifade etmişti. biz, bize göre haksız olan ancak kendince bu denli mert olan bir adamı öldürdük, yazık, sadece hrant dink e değil ayrıca bize...
haince bir saldırıya kurban giden, malatya doğumlu, ermeni asıllı gazeteci yazar. birgün gazetesinde yazmış olduğu son köşe yazısı şöyledir:
tarihin cilvesi
önce haberi yineleyeyim: Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi.
On yol önce Ahtamar amele taburu başlığıyla Vanlı yetkililere seslenmiş ve şöyle demiştim:
Turist çekmek için canavar yaratacağınıza, burnunuzun dibinde hazır duran tarihi eserlere özen gösterin. Ne gerek var böylesi yanlış işlere? Van dediğiniz, tarihsel eserler açısından bir derya. Niçin oturup da adam gibi Şu bölgeyi nasıl yapsak restore etsek diye düşünülmez. Ermeniler gelirmiş, varsın onlar da gelsin, görsünler atalarının yaşadığı yerleri, hasret gidersinler ne olur yani? Ve eklemiştim:
Eğer yardım ya da amele lazımsa biz hazırız.
Ey tarih... Ey gelecek!..
Türkiyeli, Ermenistanlı ve hatta Diasporalı gençler gönüllü.
Ahtamar amele taburu' emirlerinize hazır... Bilesiniz.
Gelin, Ahtamarın restorasyonunu salt bir bina restorasyonu olarak bırakmayalım, aynı zamanda yıpranmış ruhlarımızı da restore edelim.
Sonuçta aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olsa da nihayet Ahtamar'ın restorasyonu tamamlandı. Gönül arzu ederdi ki, restorasyon Türkiye ve Ermenistan ülkelerinin işbirliğinin ajandasına girsin ve birlikte yapılsın. Yazık ki öyle olmadı.
Yine de projeyi üstlenen Cahit Zeydanlı'nın titiz çalışmasını, Ermenistan'dan uzmanlar getirip onların görüşlerine ve tavsiyelerine başvurma çabasını ve projenin uygulama safhasına Türkiye Ermenilerinden mimar Zakarya Mildanoğlu'nu da katmasını zikretmek ve bu değerli ekibe teşekkür etmek gerekiyor.
Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar ve mükemmel sayılabilecek bir iş çıkardılar.
Onlar mükemmeli yaptılar ama gelin görün ki bürokratlar ve siyasetçiler de içine ettiler. Bir türlü açılışı gerçekleştiremediler.
ilk etapta 4 Kasım 2006 olarak saptanan açılış tarihini, olumsuz hava koşulları gerekçesiyle 2006'nın Nisan ayına ertelediler. Derken Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından törenin 24 Nisan'da yapılacağı bildirildi.
Koç'un ilan ettiği açılış tarihine ise tepkiler gecikmedi. Ermeni Patriği Mutafyan Açılış 24 Nisan'da yapıldığı takdirde, kendisi dahil hiçbir Ermeni'nin törene katılmayacağını duyurdu.
Geçtiğimiz hafta konu Meclis'e kadar uzandı. CHP izmir Milletvekili Erdal Karademir açılış tarihinin Ermeni soykırımının yıldönümü olan 24 Nisan'a denkgetirilmesinin, AKP iktidarının politikasının bir sonucu olup olmadığını yazılı bir önergeyle sordu.
Milliyetçi basın ise Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan olarak belirlenmesini Van'da intikam açılışı başlığıyla manşete taşıdı.
Ve şimdi de 11 Nisan tarihi açıklandı.
Doğru bir işi bu kadar yanlış mecraya kaydırmak ve de eline yüzüne bulaştırmak ancak bu kadar becerilebilirdi.
Gizlenemez gizli niyet ancak bu kadar sırıtabilirdi.
Tam bir komedi... Tam bir rezalet!
Hükümet "Ermeni sorunu" konusunda hâlâ doğru bir yöntem ve doğru bir yol tutturamadı. Derdi sorun çözmek değil, güreşe soyunmuş pehlivan gibi puan kazanmak. Neyi, nasıl yapıp, arkaya dolanacak da rakibini kündeye oturtacak. Tüm tasası bu.
Hiç ama hiç samimi değil.
Güya Ermeni tarihçileri tarih konuşmaya çağırıyor ama kendi aydınlarını Ermeni soykırımı konusunda muhalif söylemlere sahip oldukları için de yargılamaktan çekinmiyor.
Doğu Anadolu'yu turizme kazandırmak için Ermeni kilisesi'ni de restore ediyor ama bu işten nasıl daha fazla değişik siyasal yararlar sağlarım, dünyaya bunu nasıl pazarlarım? diye de işin tadını kaçırmakta bir sakınca görmüyor.
Ahtamar Kilisesi'nin açılışının 24 Nisan'a kaydırılması işte bu gayrisamimi niyetin nasıl vitrine taşındığının da bir göstergesidir.
Ve şimdi dikkat buyurun!
Milliyetçi cenahın ve hatta Ermeni Patriği'nin bu tarih üzerine koyduğu itiraz, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bir fırsat doğuruyorsa da bu kez tarihin cilvesi devreye giriyor.
Takvim-i hakikat, O ki sen bir aymazlık yaptın, üstünü de ben tamamlayayım diyor ve yeni seçilen 11 Nisan tarihinin aslında 24 Nisan'ın ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim 1915'in 11 Nisan'ıyla, bugünün 24 Nisan'ı aynı takvime ve aynı güne denk düşüyor.
Zaten de 24 Nisan Ermeni literatürüne sonradan, yeni takvimle geçmiş bir tarih. O tarihin aslı diğer bir deyişle Ermeni aydınlarının ve önderlerinin toplatılıp bilinmezliğe gönderilişlerinin tarihi aslında 11 Nisan 1915.
Şimdi ortada bir soru var:
24 Nisan'ı önce yeğleyen sona mahzurlu bulan ve şimdi de 11 Nisan'ı belirleyen işgüzarlar bakalım bu açıklamamızdan sonra 11 Nisan'ı da değiştirecek mi?
isteyen soruyu şöyle de sorabilir tabi:
Emin misiniz? Son kararınız mı ?
son yazısı için http://www.hurriyet.com.t...id=3428&oid=1&l=1 insan üzülmeden duramıyor. başına gelecekleri hissetmiş,hissettirmiştir. keşke gitseydin buralardan demekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden.
Son yazısı: Tıpkı bir güvercin gibiyim(...)Bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz
Dink, Ocak'ta Agos'ta yıynlanan son yazısında aldığı cezadan sonra 2007'nin kendisi için daha zor geçeceğini söylemekteydi.
işte yazının son cümleleri:
Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak.
Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım?
Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım.
Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
yaşamı da öldürülmesi de nazım hikmetin bakkal karabeti gibi
"
...
affetmedi bu ermeni vatandaş
kürt dağlarında babasının kesilmesini
fakat seviyor seni çünkü sen de affetmedin
bu karayı sürenleri türk halkının alnına
...
"
bu kadar kaliteli güzel aydın bir insanı öldürdünüzya yazıklar olsun!!! suan içim kan aglamakta ne diyecegimi bilemiyorum....böyle insanların kaderi oluyor ne yazık ki erken ölmek,öldürülmek! daha yapacagı, yasayacagı, türk-ermeni ilişkilerinin düzelmesi barış ortamının saglanması adına ugrasacagı,savasacagı kim bilir ne kadar yıl daha vardı? ama serefsizler, hainler izin vermedi... senin degerin bir gün gelecek daha iyi anlasılacak merak etme! rahat uyu hrant dink... kahrolsun faşizm!!!!
Yeni Çağ gazetesinin 2004 yılı içinde kendisi hakkında yazdığı bir yazıya kertenkele abdullah*'ın öyküsüyle yanıt vermişti Hrant dink.
yazı şu cümlelerle bitiyordu:
"Yıl 2004, Yeniçağ "Ermeniye bak" diye manşet atmış. Birileri yine kertenkele avına çıkmış besbelli.
Ve ben şimdi - yanlış değerlendirilmesin ürktüğümden ya da sindiğimden değil elbet- kendimi "Kertenkele Abdullah" gibi hissediyorum, iyi mi?
Mazur görün, sürüngenlik işte!"