tanım: şehirlerarası otobüslerde her koltukta bulunan minik tv. belirli ulusal kanalları olan bu tv de oyun oynamak da mümkün. yolcularına büyük ayrıcalık tanıyan, konforu sonuna kadar sunar bu küçük ciharlar.
allah belasını versin bu her koltukta bulunan tv lerin, boyu devrilsin, tuşları basmaz olsun, ekranında karanlıktan başka birşey görünmesin.
tam uyuyacaksın dalacaksın ne güzel, yan koltukta oturan lavuğun ekran ışığı, karşıdan gelen kamyonun uzun farları gibi çarpıyor ya gözlerine. deli oluyorsun. kulağında kulaklık, sabaha karşı saat 3 suları, yemekteyiz izlemek niye arkadaşım.
hayır bir de uyumuşsun anasını satiim. kapattım anında uyandı. aynı babam gibi lan. hani böyle bişey izlerken dalar ya baba koltukta. kumandayı alır değiştirirsiniz de uyanır. ne diye değiştiriyosun diye de sorar. aynı o.
şehirlerarası otobüslerde oturduğu koltukta uyumaya çalışıp beş yıldız konforu bekleyenler için rahatsızlık verici bir yenilik.
10 yıllık uzun yol tecrübesiyle konuşuyorum.
hayatında bir defa iki defa otobüse binip gözüne iki ışık hüzmesi parladı diye öyle hemen celallenmenin bir anlamı yok. oturduğun yerde uyumaya çalışıyorsun ki insan oturduğu yerde uyusa da pek bir şey değişmez. otobüs yolcuyu yorar, insan otobüste yorulduğu için uyur. bırak da uyuyamayıp sıkıntıdan çatlayacak derecede saatlerce yolculuk yapmak zorunda olan insalar da vakit geçirebilecekleri bir teknolojiden faydalansın. ayrıca her insan hareket eden bir aracın içerisinde kitap ve benzeri şeyleri okuyamaz. ortalama 40 kişiyle yolculuk ediyorsun. sen uyuyacaksın diye kimse sana anne şefkati göstermez, ninniler söyleyemez...
sakarya-konya yolculuğu esnasında bir özkaymak otobüsünde leon'u izlememi sağlamış televizyonlardır. ratatouille de aynı şekilde, uydurmuyorsam 28 hafta sonra'yı da bu yolculuklardan birinde izledim. öncesinde film izlemiyormuşum galiba. eğer benim gibi yolculuğunuz o otobüste doğup, büyümüş ve orada ölecekmişsiniz hissiyatı verecek kadar uzunsa o televizyonlar sizin için asrın icadı olabilir.
en son yapılan basketbol dünya şampiyonası, türkiye-sırbistan maç saatinde yolculuğa denk gelmek, umutla otobüste maçı seyretmeyi hayal etmek ama onca kanal içerisinde maçı gösteren kanalın kanal listesinde olmaması nedeniyle üzülmek gibi şeylere sebep olan yetersiz otobüslerdir.
Bana hep bozuğu denk gelen tvlerdir.
Yan koltuktakinin tvsine sarkmama neden olmaktadır.
En büyük zevklerimden biri yan koltuktaki uyuduktan sonra, kulaklığı takıp, onun tvsini izlemektir. Bu nedenle yakında çalma hastalığına yakalanacağım. O ne adrenalindir öyle!
Uyanırsa cevap da hazırdır aslında;
Tv yi açık bırakmışsınız, ziyan olmasın diye ben izliyordum. *
onlar yokken yolculuk daha güzeldi. oysa ilk duyulduğunda heyecan vericiydi. oha nilüfer tv koymuş lan otobüslere...
Yolculuk başlar nevar bir bakayım dersin yolculuk bitene kadar kapatamassın meleti. ha çok bişey varda ondanmı, hayır değil. tamamen psikolojik. zaten 3-5 tane ikim sonik kanal var onlarda yemekteyiz programının versiyonlarını gösteriyor sabaha kadar. filmleri zaten hiç sölemiyorum aynı filmler yolculuk boyunca 85 kez dönüyor. abi bu nedir ya eskiden böylemiydi açardın mp3 ünü dayardın kafanı cama yolu izlerken bin bir türlü hayalle uykuya dalardın.
Şu allahin cezası otobüslerde neden hepsi bozuk olur bunlarin. Marka, yolculuk, otobüs fark etmeden ne kadar ekran varsa ya alayı bozuk ya da en fazla 2 tane salak film yuklu oluyor. Yapacaksaniz tam yapın şu işleri göstermelik yapmayın aq.
Daha beteri tam uyumaya çalıştığınız anda göz hizanıza denk gelen davarın tv'si çalışır, ve o davar o tv'yi açar ve o davar o üçüncü sınıf komedi(!) filmine auahauahah diye güler. Saat 03.00 civarı.
Hiç bir zaman sağlam olanına rast gelemezsiniz gelseniz bile saçma sapan bir kanaldan başkası yayın yapmaz. Ancak bugün bir buçuk saatlik yolculuğumda Perfect Sense gibi muazzam bir konusu olan filmi bahşettiler bana. Otobüs wifiside cabası.